Türkiye de birçok şey ters işliyor, anlaşılması güç tuhaflıklar, paradokslar oluşturuyor. Ne yandan bakılırsa bakılsın çelişkileri olan bir ülkede yaşıyoruz. Her şey birbirine karışmış durumda. Neyin doğru, iyi ve güzel, neyin yanlış, çirkin olduğu anlaşılamıyor. Küçük durumlar büyük bir duruma dönüşebiliyor. Sadece kavram kargaşası yok psikolojik kargaşa da var.
Emperyalizm yeryüzündeki geri kalmış veya kalkınmakta olan birçok ülkenin baş belâsı. Anti emperyalizm doğal olarak çok büyük tepki görüyor. Bu yüzden birçok ülkede emperyalizme karşı bir direniş var. Ne yazık ki Türkiye nin bugünkü yapısında antiemperyalizm pirim yapmıyor. Amerikancılık hayatın bir parçası durumunda. Ezilenler de bu durumu kabullenmiş gibi görünüyorlar.
İran da seçimler yapıldı. Amerika nın ve Batı nın destek verdiği adaylar kaybetti. Ahmedinecad ın başarısı Abede karşıtlığıdır, doğal olanı da budur. Emperyalizmin zulmünü ve acılarını hisseden bir çok ülkede emperyalizm karşıtlığı giderek ivme kazanıyor. İster istemez bu, büyük bir nefret oluşturuyor. Güney Amerika gibi kimi ülkelerde abede nin ve emperyalizmin varlığını hisseden ülkelerde tepkiler oldukça belirgin. Dolayısıyla hissedişleri de o düzlemde oluyor.
Ortadoğu da, yani İslâm dünyasında kaç yıldan beri emperyalizmin çok belirgin bir baskısı var. Bunun nedeni, değişen dengeler ve İslâm bilincinin öne çıkması. Eskiden sinsiydi, alttan alta varlığını sürdürüyordu. Şimdi öne çıkmış durumda.
Irak yanı başımızda yalan ve dolanlarla işgal edildi. Bir milyonu aşkın insan öldü. Ölenlerin sayısı asıl sayı bilinmiyor. Ölmeyenler ise ölenlerden daha beter durumda. Gelecek kuşakları bekleyen felâketlerin durumu ve vahameti henüz bilinemiyor. Afganistan da yaşananlar Irak tan farklı değil.
Türkiye Abede ve emperyalizm kuşatması altında. Abede yanlısı olan partiler tuhaf ve şaşırtıcı bir biçimde Türkiye de daha çok ilgi görüyor. Batıcıların tercihlerini Abede ve emperyalizmden yana kullanmaları doğal. Batıcılık İslâm dışılığı gerektiriyor. Hem batıcılık hem İslâmcılık bir arada olmuyor. İslâm ın değerleri ile Batı nın hayat anlayışı değişiyor, farklı bir düzlem oluşturuyor. Sekülerizim Batı nın özlerinden biri. Kendi hayat anlayışını kendi dışındakilere de egemen kılmak istiyor. Bu yüzden sekülerler katıksız olarak tercihlerini onlardan yana kullanıyorlar. Milliyetçiler, Muhafazakârlar ve demokratlar, bunlarda Batı ruhludurlar. Özleri bakımından aynı sistematiğin birer parçasıdırlar.
Bir zamanlar sol ve sosyalizm varlığını ve kurgusunu Abede ve emperyalizm karşıtlığı üzerine kurmuştu. Bugün sol çizgidekiler ikiye ayrılmış durumda. Kimi bugün liberalizm ile buluşup emperyalizmin birer parçası haline dönüşüverdiler. Sağ ve sol ayrımının ortadan kalkması, kimi Marksistlerin ulusalcıların aynı düzlemde buluşmaları yadırganmamalı. Özellikle milliyetçilerin, sağcıların, solcuların, muhafazakârların ve demokratların aynı düzlemde buluşması da.
Solun emperyalizm ile buluşması kendi doğasını oluşturuyor. Türkiye sosyolojisinde 68 kuşağının sermayenin bir parçası oluşunun nedeni de bu.
Bugün öne çıkan tablo bu.
Bu düzlemde bakılınca kavramların aslında birbirine karışmadığı, aksine tam bir özdeşlik oluşturduğu gerçeğini göz önünde bulundurmalıyız.
Milliyetçilerle Marksistlerin, muhafazakârlarla demokratların ve cumhuriyetçilerin bir aradalığını başka nasıl izah edeceğiz Ne yandan bakılırsa bakılsın bütün batıcı partiler aynı ilgiyi görüyor. Anti emperyalist siyasal kadrolar bunun tam tersi gereken ilgiyi görmüyor. Müslüman topraklarda Amerikancılığın ve emperyalizmin ruh ve karşılık bulması çok tuhaf.
Abede nin, AB nin destek verdiği partiler daha çok prim yapıyor. Bu paradoks nasıl izah edilecek bilinmez.
Bu seçimler amerikancılarla karşılarını karşı karışa getirecek. Görünen tabloda emperyalizm yanlılarının ciddi bir ağırlık oluşturdu.