ABD Başkanı Trump’ın oturduğu koltuğun hemen sol tarafında bir heykel… Daha doğrusu heykelcik… Ne var bu heykelcikte diyeceksiniz? Şahlanmış atının üzerinde bir kovboy!
Kovboy esasen ‘sığır çobanı’ anlamına geliyor!
Ama elbette bu kadar değil!
* Kovboy denilince ilk akla gelenlerden biri, kanlı bir tarih…
* Kovboy denilince ilk akla gelenlerden biri, haksızlıklar, adaletsizlikler üzerine kurulan bir süper (!) güç…
* Kovboy denilince ilk akla gelenlerden biri, sömürgecilik…
* Kovboy denilince ilk akla gelenlerden biri elbette Kızılderili katliamı… Ve elbette işgal… Amerika’nın asıl sahiplerinin silahla, güçle, şiddetle topraklarına el konulması…
***
* Şunu unutmamak gerekir ki, Kızılderili Soykırımı, Nazi Almanyası’nda Yahudilere karşı uygulanan soykırımdan çok daha korkunçtu!
* Bu soykırım sonucunda bir ırk tamamen ortadan kaldırıldı.
* 20 milyon civarında Kızılderili çeşitli işkencelere, tecavüzlere, hastalığa, açlığa ve sürgüne maruz bırakıldı, hunharca, vahşice katledildi.
* Kızılderili Soykırımı, Amerika’nın resmî devlet politikası oldu. ABD arşivlerinde bu belgeler mevcut.
* Sır değil; Amerikan resmî makamları Kızılderili kellesi başına 5 dolar ödedi! ABD’de kamuya ait binaların bodrumları, Kızılderili kafataslarıyla doldu taştı.
* Unutmak mümkün mü; ilk biyolojik silah, Amerikalılar tarafından Kızılderililer üzerinde uygulandı. Amerikalı Lord Amherst, bir direktifinde, “Kızılderililer aşağılık bir ırktır. Bunları topyekûn imha etmek için bütün metotlar gibi battaniye ile mikrop bulaştırmak iyi bir denemedir.” dedi. Sürgüne gönderilen Kızılderililere sözde yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak çok sayıda Kızılderili kalleşçe öldürüldü.
* Kızılderililerin açlıktan ölmesi için bizonlar toptan imha edildi. Zira, bizonlar bu ırkın başlıca gıda kaynağı idi. Yüzyıl boyunca devam eden bu Kızılderili avı, 1886’da son özgür Kızılderili Apaçi reisi Geronimo’nun esir düşmesi ve 1890’daki Yaralı Diz Katliamı ile tamamlandı!
ABD’de halen yüz binlerce Kızılderili, asimile edilmiş halde, son derece kötü şartlar altında yaşıyor.
***
Trump’ın odasından yansıyan bu son fotoğraf bana bunları hatırlattı.
Peki, ya size!
ÇÜRÜMEYE TERK EDİLEN HASTANE!
Kastamonu Daday’daki Ballıdağ Göğüs Hastalıkları Hastanesi… Bundan yaklaşık 15 yıl önce kapısına kilit vuruldu.
Bu hastane neden kapatıldı? Niçin 15 yıldır kaderine terk edildi? Varsa bilen, varsa anlayan beri gelsin!
İçinden çıkılması zor bir öykü, esasen! Hastane önce SSK’dan Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Bakanlık hastaneyi, 49 yıllığına Hacettepe Üniversitesi’ne kiraladı. Üniversite, hastanede gerekli yatırımı yapamayacağını belirterek Orman Genel Müdürlüğü’ne iade etti.
Birazcık tarihine değinecek olursak; 1954’te İstanbul’daki Süreyyapaşa Göğüs Kalp ve Damar Cerrahi Merkezi’nin yükünü azaltmak için arayış başlatıldı. İsviçre’den uzmanlar geldi. Ormanlık arazisi ve hava şartları en uygun yer olarak Kastamonu Daday ilçesi belirlendi. İsviçre’deki bir hastanenin mimarisinden esinlenerek 300 yataklı hastane bu şekilde inşa edildi. 53 bin dönüm arazi üzerine inşa edilen hastane binası sarıçam, karaçam ve kayın ormanlarının bulunduğu özel bir yerdi. Verem ve astım hastalarının şifa yeri oldu.
Ünlü ‘Hababam Sınıfı’nın yazarı ve Türkiye edebiyatının efsane ismi Rıfat Ilgaz da yaklaşık 3 ay bu hastanede tedavi gördü.
Özellikle 1970 ve 1980’lerde çok etkindi, Daday’daki Ballıdağ Göğüs Hastalıkları Hastanesi… 150 kadar personelle 4 vardiya çalışıyordu. Lojmanları, çocuklar için oyun parkı, hastalar için yürüyüş parkuru gibi birçok sosyal tesisi de bünyesinde barındırıyordu. Tiyatro salonu bile vardı.
Daday, eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in çocukluğunun geçtiği Sarıçam köyünün de bulunduğu bir ilçe. Hastane Daday’ın adeta atardamarıydı.
Ne oldu, nasıl oldu, 2005’te hastane ani bir kararla kapatıldı.