Derneğimiz gençleri hedef alıyor. Bugün gençlerimizin içinde bulunduğu bir takım maddi ve manevi problemler var. Bu problemlerin çözümü noktasında üzerimize düşen mesuliyeti yerine getirmeye çalışıyoruz.

Çalışmalarımız, milletin bağrından çıkmış bir kuruluş olarak tamamen milletimizin desteği ile özverili şekilde yürütülmektedir. Resmi raporlarda sigara kullanım yaşı 10’a, alkol 11’e, uyuşturucu kullanımı ise 12’ye düşmüş durumda.

Bu kadar tarihi bütünlüğü olan ve 13 yaşındaki gençlerin her şeyini bırakarak Çanakkale’de şehit olduğunu konuştuğumuz bir ortamda bu yaştaki genç yavrularımız okula içkili gidebilmekte, kötü arkadaş vesilesi ile kötülüklerle tanışabilmektedir. Bu kötülükler tedavi edilmezse toplumun bağrına saplanmış bir hançer olarak dönmektedir.

Kişinin kendi kontrolü inancı çerçevesinde, ‘Hiç kimse beni görmüyorsa Allah görüyor’ anlayışını veremezseniz bu çocuğun başına polis de dikseniz, ne yapar yapar o kötülüğü yapmak için bir fırsat bulur yapar. (Ali BULMAZ - AGD Kırıkkale Şubesi Ortaokullar Komisyonu Başkanı).

“ONA İŞİNE SON VERİLDİĞİNİ SEN BİLDİR!”

Yıllarını gazetecilik mesleğine adayan Doğan Heper bir kitap yazdı. Adı: “Milliyet’le 50 Yıl”.

Milliyet gazetesinde geçirdiği 50 yılı, Babıâli’nin renkli isimlerini ve basın mesleğinde düşene nasıl vurulduğunu da anlatıyor, Doğan Bey!

Kitabın 112’nci sayfasındaki ilginç bir olay şöyle:

“Milliyet’in o günkü patronu Ercüment Karacan, Babıâli’de büyük bir isim sahibi olan ünlü gazeteci Ümit Deniz’in mesleğe uygun hareket etmediğini iddia ediyordu. Ercüment Karacan’ın iddiası doğru olmayabilirdi. Ama o patrondu ve bu nedenle Hasan Pulur’a, ‘Ona işine son verildiğini sen bildir’ dedi.

Pulur’un canı sıkıldı ve ‘Yarın söylerim’ diye bu can sıkıcı işi ertesi sabaha kadar erteledi.

O gece gazeteye Ümit Deniz’in Hilton Oteli’nde ‘elinden kadeh düşüp öldüğü’ haberi geldi.

Pulur ‘işine son verildiği’ haberini beklemeyip hemen verseydi, belki de ‘o gece Ümit Deniz o nedenle öldü’ denilecekti.

Hasan Pulur adam öldürmüş olmaktan kurtuldu!

Gazetecilikte böyle tesadüflerin önemli olduğunu çok gördük.”

***

Kitaptan kısa anekdotlar ise şöyle;

“Dün 1,5-2 saat Genelkurmay’la konuştuk. Askerler Derya’dan, Umur’dan, Yalçın’dan ve Taha’dan rahatsız. Ertuğrul Özkök’ten ve Emin Çölaşan’dansa sitayişle söz ediyorlar… Aydın Bey yazarlara karışmamaya dikkat ederdi; daha doğrusu karışmazdı.”

“Şemdin Sakık’ın içine bazı gazetecileri suçlayan satırların sokuşturulduğu ifade metnini Hürriyet ve Sabah’a vermiş askerler, Milliyet’e vermemişler...”

***

Doğan Bey’in, 28 Şubat darbesinin etkili ve kudretli aktörlerinden emekli Orgeneral Çevik Bir hakkında yazdıkları ve Bir’in gazeteyi ziyarete geldiği sırada yaşananları anlattığı satırlar ise başlı başına belge niteliğinde.

***

Doğan Heper’in anıları okunmaya değer. Hele hele gazeteciliğe heves sardıysanız daha bir önemli.

Bir de, Türkiye’nin inişli çıkışlı siyasi tarihinin de neredeyse özeti “Milliyet’le 50 Yıl” kitabı. Öneririm.

MÜTEAHHİTLER…

Müteahhitler tek parti iktidarından çok memnunlar… Aşağıdaki satırlar 1 Kasım 2015 seçimlerinden hemen sonra müteahhitlerden kamuoyuna yansıyan değerlendirmeler. Okuyalım mı;

“Seçim sonuçlarının kesinleşmesiyle birlikte çok kısa bir süre içinde hükümetin kurulacağını ve tekrar istikrarın hâkim olduğu günlere döneceğimizi öngörüyoruz. Hükümetin kurulması ve istikrarın devam etmesiyle gayrimenkul sektöründe bir bahar havası esecektir.”

“Sandıktan, piyasaların beklediği istikrar havasını meydana getirecek bir sonuç çıktı. Bir önceki seçimlerde görülen belirsizlik ortamı son 5 ay içinde Türkiye’de belirsizliklerle dolu bir dönemin yaşanmasına neden olmuştu. Şimdi ortaya çıkan net tablo ile belirsizlikler ortadan kalkmış oldu.”

“Bulunduğu bölgede güvenli bir liman olan Türkiye, uluslararası yatırımcıların akınına uğrayacak.”

“Seçim sürecinin geride kalması vatandaşın karar verme süreceğini de hızlandıracak. Şimdi herkes kaldığı yerden devam edecek. Gayrimenkul sektöründe hem yatırımlar hem de satışlar artacak.”

***

Müteahhitlik de, müteahhitler de elbette bizim bir parçamız. Diğer meslek erbabı gibi onlar da kendi işlerini yapıyor.

Ama merakımı bağışlayın; bu ekonomik sistemden emekli şikâyetçi, üretici şikâyetçi, çiftçi şikâyetçi, işçi şikâyetçi, memur şikâyetçi, sanayici şikâyetçi… Ama müteahhitler çok memnun. Neden acaba Bilen var mı sorunun cevabını

***

Bir de şehir dedikodusu; Sahi, müteahhitlerin desteğini alan hükümetlerin kolay kolay yıkılamayacağı söylenir. “Müteahhitleri al arkana, gerisini merak etme!” diyenler var, mesela! Ben fazla inanmak istemiyorum ama var mı ki böyle bir şey

MESAJ PANOSU

* Haziran seçimlerinin gündemi ekonomi idi. 1 Kasım ‘OLMADI BİR DAHA’ seçimlerinde, ekonomi gündeminin yerini TERÖR gündemi aldı. Haziran sonrası yürütülen terör politikası ile MHP ve HDP’den artı eksi oy alan AKP, kendisini dahi hayrete düşüren yüzdelik artışını sağladı. AKP’nin tahminlerini aşan bu yükseliş hissedilebilseydi, Saadet’le görüşülmez, Cübbeli Ahmet ekranlara çıkarılmazdı. Seçimi AKP değil, TERÖR kazandı. Masum insanlar öldü, sakat kaldı, yaralandı. Bravo AKP’ye; bozuk ekonomiyi, hukuk ihlallerini unutturup, ‘TERÖR’ politikasıyla seçimleri kazanmasını bildi.

yyy  Saadet oyları, vahiy kültürünün ürünü, naturel sızma oylardır. Oy verenler olayları inançları ile izlemiş, iman süzgecinden geçirip dünyevi hesaplara girmemiştir. Ne mutlu kimyasal işleme tabi olmadan, firasetle naturel kalanlara! Saadet oylarında, dünyevilik, yalan, dolan, hesabilik yoktur. “Ben Milli Görüş’çüyüm” deyip, AKP’ye oy veren kardeşim; lütfen kendine mukayyet ol, kırk haramilerin arasında eriyip kaybolma! AKP’ye yeniden açılan beyaz sayfayı hayırla doldurursunuz inşallah. Ama önce tövbe edin, umulur ki tövbeniz kabul olur. A benim ayakta uyuyan sevgili kardeşim, biz milletimizi seviyoruz. (ÖMER YAŞAR).

EMANETÇİ!

“Tüm konuşmasını Başbakan eleştirisi üzerine yoğunlaştırdı…

Yazılıp önüne konan metin üzerinde de çok iyi çalışmamış olmalı ki, kekelemeler meydana geldi, birçok cümle ve kelimeyi tam çıkaramadı…

Kendisini seçecek olan delegelere yönelik tek cümle kullanmadı. Sürekli, ‘Değerli arkadaşlar...’ hitabıyla başladı...

Hatırda kalan tek argümanı ise Başbakan’a yönelik olarak dile getirdiği ‘Recep Bey’ hitabı oldu...

Burada da herhalde ‘Atma Recep din kardeşiyiz…’ deyimini gündeme getirmek istedi, kendince...

Kılıçdaroğlu’nun 75 dakika süren konuşmasının bende verdiği tek çağrışım şu oldu;

Koskoca CHP, Kemal Kılıçdaroğlu ile fazla gitmez. Kemal Kılıçdaroğlu olsa olsa emanetçi olur...”

***

Kemal Kılıçdaroğlu hakkında bu satırları yazalı neredeyse 6 yıl oldu…

Şimdi bilinen kalemler dâhil, birçok isim CHP Genel Başkanı’nın istifasını istiyor!

Kemal Bey’le ilgili 1 Kasım seçimlerinden sonra gelinen nokta, 6 yıl öncesindeki o nokta…

Bakalım bu kez şans kime gülecek!

NOT: Bugün, 6 Kasım 2015, Cuma. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!