“Sayın Genel Başkanım Temel Dede,

Ben Fatih Talha İncekara.

Bu mektubu İstanbul Küçükçekmece’den yazıyorum.

Duydum ki genel merkezimizin taşınması gerekiyormuş.

Siz, ‘Mekânımız yok!’ diye üzülmeyin!

Bizim evde de toplantı yapabilirsiniz.

Çünkü bazen annem bizim evde hem toplantı hem ders yapabiliyor. Bir gün de siz yapabilirsiniz. Bilgisayarımız da var. Göndermeniz gereken e-postaları da atabilirsiniz. Fakat yazıcımız yok. Çıktı için kırtasiyeye gideriz.

Allah’a emanet ol. Fatih Talha İncekara.”

***

Hatırlayacaksınız;

Öncesinde de seçim çalışmalarında kullanılmak üzere minikler zarfla Saadet Partisi Genel Merkezi’ne sembolik paralar yollamışlardı. Yine bu köşede yer alan o satırlara bakalım mı;

“Sabah makamına geldiğinde her zaman yaptığı gibi gazetelerin manşetlerine şöyle bir göz gezdirmek istedi.

Gündeme ilişkin notlara bakmak ve toplantılar için hazırlanıyordu ki masasının üzerine konulan iki zarf dikkatini çekti.

Ne olabilirdi ki?

Merakla açtı zarfları…

Parti teşkilatlarından birinin öneri ve teklifleri miydi, acaba?

Önemli bir davet mektubu muydu?

Ya da bir vatandaştan gelen mektup muydu; zira bu türden mektupların da titizlikle okunması ve cevap verilmesi gerektiğini her seferinde parti kurmaylarına sıkı sıkı tembihliyordu…

Ancak bunların hiçbiri değildi!

Zarfların her birinden 5’er TL çıktı. İki adet kâğıt beş lira…

Bir an şaşırdı; neyi ifade ediyordu, hangi anlamı taşıyordu, iki adet kâğıt beş lira?

- “Harçlıklarımızdan biriktirdiğimiz 5’er TL’yi çalışmalarınızda kullanmak üzere size gönderiyoruz…” notunu okuduğunda gözleri doldu.

Mesele anlaşılmıştı; iki öğrenci, ebeveynlerinin kendilerine verdiği harçlığın tümünü harcamamış, her biri kalan 5 TL’yi, bir zarfa koyarak bu kutsal yolculukta kullanılmak üzere yetkililere teslimini arzulamıştı.

Son derece duygulanmıştı, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu…”

ERGENEKON VE İKİ GÖRÜŞ

Milli Görüş Lideri ve Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, yıllar önce Ergenekon konusunda ne söyledi;

* “Siyonizm böyle istediği için böyle tanzim ediyor. Askerlerin içerisinde Amerikan düşmanı varsa bunları temizliyor. Rejisör kendi oyununu oynuyor siz dünyaya başka gözlükle bakıyorsunuz, gerçek gözlükle baktığınız zaman bir de bakacaksınız ki, meseleler bambaşkaymış.”

***

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk, yine yıllar önce Ergenekon konusunda ne dedi, peki?

“Ergenekon, altını çizerek söylüyorum Türk ordusunda, TSK içinde Amerikan karşıtlarının tasfiyesidir. Nokta ve bir de ünlem koyuyorum. Başka bir şey değildir. Çünkü aynı olaylar içinde şu anda Silahlı Kuvvetler’in içinde şu anda bir kısım insanlar var. Amerikan karşıtlarını alıp ortadan kaldırmak isteniyor. Sebebi de Amerika’nın İran’a olası müdahalesinde orduyu kendi istedikleri hale getirmektir. Ama şerefli Türk ordusu bu oyuna gelmez diye düşünüyorum.”

***

Yıllar öncesinde, Erbakan Hoca’nın ve Oğuzhan beyin Ergenekon konusundaki görüşleri böyle.

Şunu söylemek istiyorum;

Başka söze hacet var mı?

LİNÇ EDİLMEK İSTENEN PROF. EMİROĞLU ARADI…

Geçen yazımda, “Linç edilmek istenen Profesör; İbrahim Emiroğlu...” yazısını kaleme almış, İbrahim beyin sözlerinin nasıl saptırıldığını yazmıştım.

Prof. İbrahim Emiroğlu aradı. Şunları anlattı;

* “Bunların asıl hırsı ve hedefi liseli gençleri konferansa davet eden ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Müftülüğü ve Güzelbahçe Kaymakamlığı. Önce sansasyonel bir haber yaptılar, etkili olmayınca içlerini döktüler. Benim cümlelerimi tamamen saptırdılar, hiç aslı astarı olmayacak bir şekilde.”

* “Annem 15 yaşında evlendi. Abim öğretmen, 19 yaşında evlendi, ben 21 yaşında evlendim. Çocuklarım 25 yaşında evlendi. Haliyle evlilik yaşı hayat şartlarına göre gittikçe yükseliyor, dedim, konferansta. Onlar 15 yaşa takılmışlar. Öyle cahil bir güruh. ‘Kızları psikolojik olarak anlamak lazım, onlar bazı durumlarda hassastırlar, nazlıdırlar, alıngandırlar’ dedim. ‘Biraz da hijyenik şartlara uymak gerekir’ dedim. ‘Anneler kız çocukları ile yakından ilgilenmeli’ dedim. Bunlar bu sözlerimi, ‘Adet hastalıktır, doktora gitsinler!’ diye çarpıtmışlar, bilerek ve kasıtlı olarak.”

* “Ben, ‘Cumhuriyet projesi pozitivist bir mantalite ile kurulmuştur. Dine ilk zamanlar kapalı idi, özellikle tek parti döneminde bu böyle idi. Ve haliyle sekülerleşme yani hayatın kutsallardan arınması ve bireyin kendi aklı ile kendi kendine yön vermesi gerektiği inancı pekişmiştir. Ve bu da Deizm’i ve Ateizm’i alttan alta körüklemiştir’ dedim. Bu sözlerimden de Komünizm’e paye çıkarıyorlar.”

* “Çocuklarınıza mahremiyet duygusunu aşılayın, cinsiyetlerini belirleme noktasında da hassasiyet gösterilmesi lazım. Onun için bilimsel bir tutum izlemek gerekir, dedim. Bu sözlerimden de LGBT’ye paye çıkarmışlar.”

* “İftira attıkları bir nokta da laiklikle ilgili sözlerim. Benim sekülerleşme ve pozitivist etkileşimle ilgili sözlerimi, ‘Laikliğe sövdü’ diye anlamışlar ve anlatmışlar. Karşımda gayet saygın ve muhterem protokol adamları vardı. Kaymakam, Garnizon Komutanı, sivil toplum örgütleri, AK Parti, CHP ve MHP temsilcileri vardı, velilerimiz, İlçe Milli Eğitim Müdürü, 3 tane Müftü, çevreciler vardı. Tüm bu kesimler konferansımı sonuna kadar izlediler. Konferansın sonunda da alkışladılar ve çiçek verdiler. Çok güzel bir şekilde programımız bitti.”

* “Bugüne kadar, yaklaşık 50 yıldır konferanslara, panellere, programlara gidiyorum. Bir bilim adamı olarak 500’ü aşkın konferans verdim. Ancak böyle bir durumla yeni karşılaşıyorum. Bunlar beni değil İslam’ı hedef alıyorlar. Bir de sanıyorum İzmir’in ‘gen’lerini ortaya koymak istiyorlar. ‘İzmir solcu, hep solcu kalacak’ anlayışındalar. Ben hak davada bildiğim doğruları anlatmaya devam edeceğim. Herkes işini yapıyor. Demek onlar da kendi saldırganlıklarını ortaya koyuyorlar.”

* “Milli Gazete’ye ve size gerçekleri ortaya koyduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun…”