Şehir yaşamı insanın enerjisini ve emeğini tüketiyor. Bitmeyen bir gürültü, sinirlerinizi bozan bir trafik, hava kirliliği ve gürültü  sadece fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel yorgunluğa de neden oluyor.  Tatil imkanı olan kimseler, yaz mevsimini iple çekerken, böyle bir imkana sahip olamayanlar kendilerince yöntemler buluyorlar. Fakat diğerleri için de her şey istenilen şekilde devam etmiyor.  Dünya küçük bir köyü andırıyor, şehirde maruz kaldığınız sorunlar şehri çıktığınızda da peşinizi bırakmıyor.

Bazı kimseler için de, tatil dinlenmek için iyi bir imkan olabiliyor. Fakat bu kimseler  şehre dönüşte  uyum sağlama sorunu yaşayabiliyorlar. Çünkü her değişim bir uyum sürecine dahildir ve bu süreç zorlayıcıdır. Tatil dönüşü sendromu şimdilik tanımlanmış bir kavram olmasa da,  çeşitli belirtilerle karşımıza çıkan ve hayatımızı zorlayan bir gerçektir.

Tatil, yoğun iş ortamından uzaklaşıp, istediğiniz aktivitelere vakit ayırma imkanı bulduğunuz bir imkandır. O yüzden bir çok insan okuyacağı kitapları, yapacağı etkinlikleri tatile bırakır. Fakat geriye dönüşte ortama yeniden uyum sağlamak zaman zaman alabiliyor.  Bu sancılı bir süreçtir. Sanki bütün işler yığılmış ve sizi beklemektedir. Her şey gözünüzde o kadar büyür ki, iki haftalık tatil sürecinde elde ettiğiniz enerjiyi bir çırpıda tüketir ve öylece kalırsınız.

Bazı insanlar tatil sonrası uyum sürecini daha uzun yaşarlar. Bunun sonucunda sinirlilik, yorgunluk tahammülsüzlük konsantrasyon sorunu karamsarlık, uyku ve yeme sorunları ortaya çıkabilir.

İnsan bulunduğu ortama uyum sağlama potansiyeline sahiptir. O yüzden zor da olsa yeni duruma  adapta olur ve hiçbir şey yokmuş gibi yaşamına devam eder.  Yaşam tek düze giden bir yol değildir. İnişli çıkışlı hengameleri vardır. İniş çıkışlara adapta olabilmek için bir önceki duruma odaklanmak yerine, buraya nasıl uyum sağlayabilirim sorusunu sormalı ve buna odaklanmalıyız. Bu yöntem hayat boyu işimize yarayacaktır. Zira yaşamın büyük bir kısmı mahrumiyetlerle doludur. Mahrum olduğumuz şeyi telafi etmenin yolu geçmişe bakmaktan geçmez aksine geleceğe yönelmekten geçer. O yüzden kendimizi her yeni duruma adapta olacak şekilde eğitmek zorundayız.