İfrat; fikir, hareket, ibadet, günlük hayat başta olmak üzere hangi konuda olursa olsun aşırıya gitmek; normal, vasat olanın üzerine çıkmak, fazlalaştırmak anlamına gelir. Tefrit ise ifratın tam tersidir. Normal olanı eksiltilmek, azaltmak anlamına gelir.

İslam bu her iki tavrı da hoş karşılamaz. Bizden istenen ifrata kaçmadan ve tefrite de düşmeden istikamet üzere İslami bir hayat sürmektir. Nitekim İmam Gazali Hazretleri, “Festakim kema ümirte / Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol” (Hud, 112) ayet-i kerimesindeki "istikametten" kastın denge olduğunu ifade etmiştir. Fakat istikamet üzere olmak kolay bir şey değildir. Bunun için Allah Resulü (S.A.V.) Efendimiz dahi bu ayet-i kerimeyi kasdederek, “Beni Hûd Suresi ihtiyarlattı”(1) buyurmuştur. Elbette ki Allah Resulünün burada kastı hak yol üzere yürümenin zorluğu değildir. Zira onun haktan sapması düşünülemez. O daima hak yol üzeredir ve hep hakkı temsil eder. Ama Allah Resulünün bu mübarek sözleri ile kastı her iş ve amelde dengeyi sağlayamama korkusudur.

Çağımızda yaşayan Müslümanlar ne yazık ki din konusunda büyük bir cehalet içerisinde oldukları için neyin normal, neyin aşırılık ve neyin de tefrit olduğu konusunda kafaları oldukça karışıktır. Özellikle de yaklaşık olarak 90 yıldır laik/din dışı yani ilahi değil beşerî hukukun uygulandığı düzen içinde yaşamakta olduğumuz ülkede bu kafa karışıklığı had safhadadır.

Bu kafa karışıklığı ve cehalet, Afganistan'da yönetime gelen ve İslam hukukunu eksiksiz bir şekilde uygulamaya çalışan yeni Taliban yönetiminin uygulamalarını önüne gelen aşırılık olarak nitelemektedirler. O aşırılık olarak görülen uygulamaların neler olduğuna baktığımızda onların tamamına yakınının Hanefi fıkıh kitaplarında yer aldığını görmekteyiz. Esasen Hanefi bir toplum olan bizlerin de o fıkha uymak zorunluluğumuzun olduğu özellikle gözlerden kaçırılmaktadır. Çünkü 90 yılda bizim üzerimizden silindir geçmiş, İslami hayatı nerede ise yok etmiştir.

Televizyon kanallarının tekrar tekrar gösterdiği Kabil sokaklarında dükkânların camlarını kaplayan yarı çıplak kadın resimlerinin üzerlerinin püskürtme boya ile kapatılması, açık saçık kadın sanatçılara şarkı/türkü söylemelerinin yasaklanması, keyfi olarak kadın-erkek bir arada bulunmalarının yasaklanması gibi yeni Afgan yönetiminin aldığı kararların hiçbirisi aşırılık yani ifrat değildir. Aksine bunların uygulanmaması tefrit yani yapılması gerekeni yapmamak, terk etmektir. Yani esasen önceki Afgan hükümeti de adı Afganistan İslam Cumhuriyeti olan bir devleti idare ediyordu. Dolayısıyla da Taliban yönetiminin uyguladığı İslam fıkhından kaynaklı yasakları onların da uygulamaları gerekli idi. Ama onlar bunu uygulamayarak İslam'a aykırı davrandılar yani tefrite düştüler.

Yine kadınların çalışmaları konusunda da Türkiye'de tamamen Batılı değer yargıları ve hayat tarzı ile yaklaşıldığı için yeni Afgan yönetiminin İslam fıkhı kaynaklı uygulamaları hep aşırılık olarak sunulmaktadır. Taliban yönetiminin başka alanlarda aşırılıkları vardır ama özellikle benim burada bahsettiğim konularda yapmış olduğu uygulamaların hiçbirisi aşırılık değildir. Aksine bizdeki uygulamalar İslam'ı hiçe saymaktır.

1-Tirmizî, Tefsîr, 3297