Yepyeni bir yazı dizisiyle gerçekleri kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz. Kimsenin yalakası değiliz ve sadece gerçekleri söylemeye kendimizi adadık. Bizler mağdur ve mazlumun yanında yer almak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Dünyevi değiliz, maneviyatçıyız, adaletten ve paylaşımdan yanayız.

Taksi esnafının nasıl plaka sahibi olacağını düzenleyen 10553 sayılı kanun hükmünde kararname 1986 yılında yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Bahse konu bu kararnamenin 3. Maddesi:

“Ticari plaka verilebilmesi için;

1. (Değişik 2003/6259 sayılı karar): Taksi, dolmuş ve minibüslerde; şoförlük mesleğini geçim kaynağı olarak seçmiş olduğunu ve sürekli olarak icra ettiğini beyan etmiş ve ilgili meslek odasının bulunmadığı yerlerde ise şoförler odasına üye olmak”

Yasaya göre taksi plakasına sahip olmak için; ”Şoförlük mesleğini geçim kaynağı olarak seçmiş ve sürekli olarak icra ettiği” şartını getirmektedir. Bu maddeye göre başka bir iş yapıyorsanız, taksi plakası sahibi olamazsınız. Gerçekten bu böyle mi

Konuştuğumuz ve aynı zaman da geçimini taksi Şoförlüğüyle sağlayan Nakliyat İş Sendikası Şoförler Temsilcisi Hüseyin Evcimen’e göre; birçok sanayici, şarkıcı, futbolcu, sanatçı, milletvekili ve birçok meslek mensubu taksi plakası sahibi. Hüseyin Evcimen: “Plaka almaya karar veren şahıs, esnaf odasına kayıt oluyor, esnaf odasından aldığı bir belgeyle, plaka sahibi oluyor. Esnaf odası bu şahsin bir başka iş yapıp yapmadığına bakmıyor, araştırmıyor, kayıtlı olmasını yeterli buluyor.” Evcimen’e göre yasanın emrettiği “sadece şoförlük mesleğiyle geçinmeli” ibaresi gerçek yaşamda uygulanmıyor. Sorulması gereken başka bir soru var.

Plakanın tescil yapan emniyet müdürlüğü neden araştırma yapmıyor. Sadece esnaf odasının verdiği evrakı uygun buluyor Yasal bir boşluk mu var

Türkiye’de kanunları uygulama problemi mi var

Kirli tezgâh

Hüseyin Evcimen bu süreci şu şekilde izah ediyor: “Kanun çıktığı 1986 yılında taksi sahibi olanlar bugün mesleği yapamayacak kadar yaşlılar. Taksici mesleğinin pisliğini ve zorluğunu bilen bu kesim, şoförlük mesleğini çocuklarına yaptırmadılar. Yerine kiracılık sistemi ihdas edildi. Fakat bununla baş edemediler. Bu durumda Oto Center’de bulunan galericiler devreye girdi. Adeta emlakçi sistemi gibi çalışmaya başladılar. Plakaya müşteri bulma görevini üstlendiler. Böylece plaka sahibi rahatlatıldı. Rant büyük olunca, olay mafyalaşmaya kadar gitti. Plaka sahibinden aldığı vekâlette yazılı olan “ahzu kabza” ibaresine istinaden plaka sahibinin haberi olmadan plakayı devrettiler. “Bijon satış” diye gayri resmi bir satış sistemi uydurdular. Malum tekerlek üzerine 4 tane bijon somunu var. 4 tekerlek 4x4=16, yani plakayı 16 hisseye bölerek, gayri resmi satış yapıldı. Böyle olunca, kara parası olanlar plakaya yatırım aracı olarak gördüler. Talep, beraberinde hayali plakaların satışını getirdi. Çünkü hisse alan kişi ya da kişilerin parası kara para olunca, resmi satış yapılmadı. Galerici ile alıcı arasında adi bir sözleşme yapıldı. Alan şahıs plakayı görmedi, aydan aya hissesine düşen kirayı, galericiden aldı.”

“Ben ortak olduğum aracın ruhsatında hisseme düşen oranı ve adımı görmek istiyorum” dediği an, dolandırıldığını anlayacaktır. Nitekim Eyüp Rami’de Ceylan otomotiv 900 kişiyi bu yolla dolandırdı ve kayıplara karıştı. Dolandırılanlar paranın kaynağını açıklayamayacağı için, birçoğu şikâyetçi bile olamadı.

Kiracılık sistemi yasal değil

Hiçbir yasada; “taksi sahibinin sahibi olduğu taksiyi, kiraya verebilir” diye bir ibare bulamazsınız. Bu kira sözleşmesinden elde edilen kazanılan para vergilendirilmemektedir. Mal sahipleri bunu maliyeye bildirmiyorlar. Buna aracılık yapan galericilerde elde ettikleri kazanımlarını maliyeye bildirmiyorlar. Hükümetin bu dönen dolaptan haberinin olmaması mümkün değildir. Çünkü bunla alakalı yazıyı ilk ben yazmıyorum. Maliye gariban esnafın tepesine çok rahat bir şekilde binebilmektedir. Ama burada olan büyük vurguna nedense sessiz kalmaktadır. Yine devreye “üstünlerin hukuku” girmektedir. Türkiye meydana getirilen ve batının bize dayattığı demokrasi zaten üstünlerin hukuku üzerine kurulmuştur. Hukuksuzluğun üzerine gidildiğinde bir gecede kanun değişmiyor mu Başka söze hacet var mı Galericilerce kiraya verilen plakayı kiralayan şoförden belirli kriterler aranmadığı için önüne gelene kiraladılar.

Hırsız, kapkaççı ve dolandırıcıdan şoför olur mu

Buna benzer birçok olay yaşandıktan sonra Büyükşehir Belediyesinin aklı başına geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi taksilerden sabıka kaydı istemeye başlayınca korkunç bir gerçek ortaya çıktı. Büyükşehir Belediyesi’nin geçen yıl başlattığı, taksi sahiplerinden ve şoförlerden adli sicil kaydı istenmesi uygulaması sonucu 5000 taksici meslekten uzaklaştırıldı. Daha önce böyle bir uygulama olmaması sebebiyle birçok hırsızlık, kapkaç ve dolandırıcılık suçlusu taksicilik yapabiliyordu. Uygulama sonrası aralarında madde bağımlısı olduğu bile tespit edilen 5000 kişi meslekten uzaklaştırıldı. (Devam edecek)