KÜRTAJA karşı çıktığım geniş bir sohbet ortamında, bir cümle ile ifade etmemi istemişlerdi muhalefetimi, belli bir zaman aralığında birlikte olduğum arkadaşlarım.

“Kurtarıcı ya o çocuksa…”

Gülerek göstermişti hepsi de bu savunmaya katılmadıklarını.

“Annesi Ronaldo’ya hamileyken dördüncü çocuğunu istediğinden emin değildi. Üç çocuğa zor bakıyorlardı. Fakat son anda kürtajdan vazgeçti ve Cristiano’yü dünyaya getirdi. Fakir bir ailede büyüdü. Dört kardeş bir odayı paylaşıyordu. Milyonlarca çocuğa sıradan gelen şeyler Ronaldo için lüks hatta hayaldi.” (Sabah Gazetesi – Güçler dengesini bozan adam – Bülent Değerli – 08.04.2018)

Bilmem o arkadaşlarım da hatırlarlar mı bir pazar böyle bir gazete yazısı okuduklarında, ya o çocuksa… Umudumu?

Dünya futbol gündemine oturunca o rövaşata golü Ronaldo’nun, bizimkilerde ister istemez kıyısından, köşesinden ilgilenmek lütfunda bulundular. Bir yerde de mecbur hissettiler kendilerini. Zira bu ülkede rövaşata golleri ile ünlenmiş bir Sow’u, sarı kartla cezalandıran hakem kardeşlerini korumakla da görevli sayıyorlardı kendilerini.

Sow’un Fenerbahçe’de oynarken attığı o güzel rövaşata gollerini, o haftaların içinde gözlerden saklamaya çalışmalarının ve hiç övgü kelimesi kullanmamaya özen göstermelerinin tek sebebi, çoğu eski futbolcu sıfatlı o yorumcuların, oynadıkları günlerde bırakın öyle rövaşata golleri atmalarını, hayallerinden dahi geçirme güçleri olmamışlığı değildi elbette. Sow, onların taraftarı olma zevkinden mahrum kılındıkları bir takımda oynuyordu. 3 temmuz’da başaramayanların, FB’yi yıldızsız takım yaparak denemeye tabi tutmaları da işin dahası kısmıdır.

Rövaşata sadece golcülerin işi değildi futbol oyununda. Rusya’daki şehrinin oy çoğunluğuyla Fenerbahçe’ye gönderdiği Vişnewski’yi hatırlayın. Kaleye giden bir şutu, rövaşata ile direk hizasından dışarı atmasını hazmedemeyip onu oynatmayanlara yardımcı oğlan rolü üstlenerek destek verenin, bugün Fenerbahçe’yi çalıştıran olması tarihin bir cilvesi olsa gerek.

Antalya’daki maçta Sow’un rövaşata golünü iptal ederek, kimyasının bozulmasına ve umutlarını kaybetmesine sebep olan ünlü Türk hakeminin, Ronaldo’nun golünü vermesi, Sow’a yaptığı zulmü gölgeleyemez.

Ronaldo’nun rövaşata resmine iyi baksın herkes. Orda olan ve Türkiye’de olmayan bir saygının varlığının ispatını gözünden kaçırmamaları için.. İnsan olmanın zevki tadılmak isteniyorsa eğer.. Hoca Rıza’nın, az daha beyin ameliyatı olacaktı diye savunduğu ve golü iptal ettirmesini hoşgördüğü o üçüncü sınıf futbolcunun yaptığı yapılmıyor orda. Geçen hafta bir başka takım oyuncusu da denedi aynı hareketi. Netice garantili olduğundan. Ronaldo rövaşata yaparken koşup kafasını uzatmayan emeğe ve rakibe saygılı oyunculardan maalesef bu ülkede yok. Hocasından da belli olur bir oyuncu gerçeği de var.. Ve oralarda hiç kimse, rövaşataya kafa sokmaya çalışmamasını o rakip savunmacının, bir eksiklik olarak görmemiştir. Netice böyle.

Son sözümüzü, Fenerbahçe hocasına muhalif olanların, Valbuena söz konusu olduğunda, top yekün destek turlarına çıkmalarının izahatını yaparak söylemiş olalım. Fenerbahçe’de yıldız oyuncu istenmiyor. Yıldız oyuncuların taraftar paratoneri olduklarını iyi bildiklerinden. Nani’ye her maçta kart gösterenler ve Kjaer’in yüzünü ellerine alanlar da dahildir bu gruba.