AKP’de 31 Mart hezimetinden sonra yaşanan gelişmeler, partinin söylemlerinde değişim rüzgârlarının estiğini gösteriyor.

        Eskiden “Bu trenden inen bir daha binemez” diye rest çeken söylemlere tanık olunurken şimdi sırt okşayan, gönül alan söylemler duymaya başladık.

        Kimseyi kırmamaktan söz ediyorlar.

        Kimseyi incitmemekten söz ediyorlar.

        Değişimin peyderpey yapılacağını açıklıyorlar.

        Diyalog kapılarının açık olacağını ilan ediyorlar.

        Evet, dün rest çeken söylemlere tanık oluyorduk, bugün ise gönül almaya çalışan söylemler duyuyoruz.

        31 Mart hezimetinden sonra AKP’nin içinde bulunduğu durum izah edilirken “bulanık su” tanımı kullanılıyor.

        Ve parti yönetimi ile hükümette değişiklik taleplerine karşı da “bulanık suda balık avlamayacağız” diyorlar.

        Bugünlerin geçmesi, yani ortalığın biraz durulması bekleniyor.

        Dün farklı düşüncelere ve farklı taleplere karşı çıkış kapısı gösterilirken, bugün herkesin parti çatısı altında kalması için azami gayret sarf ediliyor.

        Bu bağlamda “kardeşlik hukukundan” söz ediliyor.

        Parti yönetimine hâkim olan bu söylem değişikliği gösteriyor ki, kısa zamanda köklü bir değişikliğe gidilmeyecek

.       Belki bazı değişiklikler yapılacak ama söz konusu olacak bu değişikliklerde görevden alınanları incitmemeye, kırmamaya büyük bir özen gösterilecek.

        Bu değişiklikler sırasında kardeşlik hukukuna riayet edilecek.

        AKP yönetiminden duymaya alışık olmadığımız söylemlere tanık olunca hem şaşırdık hem de oldukça sevindik.

        Zira böyle bir söylem değişikliğine büyük ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

        Sadece parti içine yönelik söylemlerde değil, muhalefete yönelik söylemlerde de böyle bir değişikliğin yararlı olacağına inanıyoruz.

        Farklı düşünceleri düşman gibi gösteren söylemler yerine onları rakip olarak gören söylemlerle hitap etmenin ülke siyasetinde çok şeyi değiştirebileceğini söylüyoruz.

        Bu nedenle bulanık suda balık avlamayacağız söylemini önemsiyor ve tabii ki önce sudaki bulanıklığın giderilmesi gerekir diyoruz.

        Hele bir suyun bulanıklığı giderilsin, her şey ayan beyan ortaya çıksın sonra ne yapılacaksa yapılsın.

        Böyle bir söylem değişikliği 31 Mart hezimetinin beraberinde getirdiği sonuçları telafi eder mi, etmez mi?

        Bunu bekleyip göreceğiz.