Binali Yıldırım başkanlığındaki 65. Hükümet programı

önceki hafta bizzat Başbakan tarafından TBMM de takdim edildi ve geçtiğimiz

Pazar günü yapılan Genel Kurul da ise güvenoyu alarak kabul edilmiş oldu.

Programda değerlendirilmesi gereken birçok nokta var ama

ben kilo başına ihracatta 10 USD hedefine takılmış durumdayım. İlk duyduğumda

acaba bir dil sürçmesi olabilir mi diye düşündüm ancak ifadenin özellikle

seçildiğini ve programa konulduğunu gördüm.

Sn. Başbakan konuşmasında İhracatı artırmakla

kalmayacağız, aynı zamanda ihracatımızın kalitesini de artıracağız. Yani kilo

başına ihracatımızın birim değerini 2 dolarlardan 10 dolarlara çıkaracak yüksek

teknolojik değeri olan katma değerli ürünlere öncelik vereceğiz ve Türk

imalatlarını destekleyeceğiz. dedi.

Hedef güzel, takdim iyi de nasıl olacak bu Türkiye nin

şu anda kilo başına ihracat geliri 1,6 USD. İhracatımızın %60 ı ithalata

bağımlı. Yani ithalat yapamazsak ihracatımızın yarıdan fazlasını gerçekleştiremiyoruz.

Zaten yıllardan beri dış ticaret açığı ile boğuşmamız bu yüzden.

Bizde durum böyleyken gelişmiş ülkelerdeki manzara nedir,

bir de ona bakalım. Mesela Almanya nın kg başına ihracat geliri 4.1 USD, Güney

Kore de 3 USD, Japonya da ise 3.5 USD.

Sanayi ve teknoloji kullanımı açısından bizden çok ilerde

olan bu ülkelerde bile bu kadar gelir elde edilebiliyorken, biz hangi katma

değerli ürün veya ürünlerimizle 10 USD hedefine ulaşabileceğiz

Adı geçen ülkelerin dünya çapında öne çıkan şirketlerinin

her birinin bütçesi belki ülkemiz bütçesiyle boy ölçüşebilecek durumda. Sayalım

bu şirketleri desek herkes birer ikişer sıralayabİlir.

Peki bu noktada bizim şu veya bu şirket diye hemen

aklımıza gelen ve dünyaca kabul edilen kaç marka ve ürünümüz var

Türkiye Ar-Ge yatırımlarında OECD ortalamasının altındaki

5 ülkeden biri konumunda. Ayrıca özel sektör Ar-Ge sine en az kamu desteği

veren 11 ülkeden biriyiz. Yükseköğretim harcamalarında da durumumuzun hiç de iç

açıcı olmadığını ve yine OECD ortalamasının çok altında bir yerlerde

bulunduğumuzu biliyoruz.

Diğer taraftan sınır komşularımızdaki iç karışıklıklar ve

Rusya krizi nedeniyle mevcut ihracat potansiyelimizi de kullanamaz durumdayız.

Hal böyleyken hem teoride hem de pratikte hangi radikal kararları alacağız da,

kg başına ihracatımızda 10 USD hedefine ulaşabileceğiz

Devletin öncülük etmesi alanlar dâhil, üretimden elini

eteğini tamamen çektiği bir ekonomi anlayışı ile yola devam ediyoruz. Yatırım

planlarımızı,  fabrika, sanayi ve yüksek

teknoloji değil yollar ve havaalanları belirliyor. Bunlar yapılmasın demiyorum

ancak bu yatırımların bize dünya ile rekabette farkındalık oluşturabilecek bir

katkısı olur mu takdiri size bırakıyorum.

80 lİ yılları tekstil, 90 lı yılları turizm, 2000 li

yılları ise inşaat ile kurtarmaya çalışan bir Türkiye nin yüksek teknolojik

değeri olan katma değerli ürünleriyle öne çıkması bu ekonomi modeliyle pek

mümkün görünmüyor. Hatta mevcut durumu koruyabilmesi bile kısmi başarı

sayılabilir.

Bununla birlikte Kayıt Dışı Ekonomi ile günü kurtaran bir

modelin, ülkesine giren sıcak paranın nereden geldiğini bilmediği için  kaynağı belli olmayan para diye kayıt

altına alan bir ekonomi yönetimi ihracatta kısa-uzun vadeli programları hayata

geçirebilir mi

Gönül ister ki bu vaatler hedefine ulaşsın. Ancak bizdeki

hükümet programları uygulamak için değil güvenoyu almak ve bir prosedürü

tamamlamak için hazırlanıyor.

Sn. Başbakan hükümetinin programını bu anlayıştan farklı

kılmak istiyorsa, kendisiyle birlikte bütün milleti yanıltan ekonomi danışmanlarını

değiştirmekle işe başlayabilir.