Bismillahirrahmanirrahim;
BİR kötünün yedi mahalleye zararı vardır, derler ya! İsrail’in zulmü de öyle. İşlediği cinayetler hem bölgeyi huzura hasret hale getiriyor; hem de dünyayı tedirgin ediyor. Nihayet İsrail’in zulmü ezan sesinin susturulması noktasına geldi.
İsrail, korsan bir çete! Tabii seyriyle değil; nice tuzak ve entrikalar sonucu bölgeye yerleşti. Siyonist planın en büyük yardımcısı İngiltere oldu. ABD planı destekledi; BM onayladı. 70 senedir bölge çatışmaların merkezi durumunda. Acı, kan ve gözyaşı hâkim.
Bölgedeki topraklar Filistinlilerin. Nice hilelerle, işgal ve gasp edildi. Bölgede İsrail’in varlığı tarihi bir arızadır. İsrail, hakkı olmayan o topraklardan çıkarılmadıkça bölgenin huzur bulması, dünyaya barışın gelmesi mümkün değil. İnsanlık, bir avuç çetenin ihtirasına kurban ediliyor.
Filistin haritasına bakın! 1947’den beri kademeli olarak toprakları daraltıldı. Dünya, Filistinlilere soykırım uygulanmasına seyirci! Dünyanın huzur ve barışı; bencil, kibirli Batılılara emanet edilemez. Vicdan, şefkat, merhamet sahibi adil bir el gidişata sahip çıkmak zorundadır. Bu adil el Müslümanlardır.
İsrail, ezanı susturmak için fırsat kolluyordu. 2016’da programına aldı. 2016 Ekim’inde, İsrail Meclisi’nde, “turistleri rahatsız ettiği, gürültü kirliği oluşturduğu” (!) gerekçesiyle hoparlörle ezan okunmasını yasaklayan kanun tasarısı hazırladı.
Ezan tasarısına tepki gösteren Arap asıllı Milletvekili Ebu Talip Arar, İsrail Parlamentosu’nda kürsüden sonuna kadar akşam ezanını okudu. İslam dünyasının tepkileriyle tasarı geçici olarak durduruldu.
EZAN TAM DAVETTİR
20 Ocak 2017’de, Trump’ın ABD Başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte, İsrail ezan yasağını yeniden gündemine aldı. Başbakan Netanyahu tasarıyı destekledi. 15 Şubat 2017’de İsrail Meclisi tasarıyı kanunlaştırdı. Yasağa uymayan camiler için 1.200 dolara kadar para cezası verilebileceği hükmü getirildi. Mescid-i Aksa son cumaya ezansız girdi.
Ezan, bir yerin İslam beldesi oluşunun simgesi! Yüksek yerden, yüksek sesle insanlığa davet… Ezan duası şöyle başlar: “Ey bu ‘tam davet’in Rabbı olan Allah’ım!” Ezan bütün insanlara “tam davet”tir. Şehadetleri, gayrımüslimleri İslam’a; “Haydin namaza!” sözü Müslümanları “namaz”a davet eder. “Haydin felaha” ifadesiyle “Kurtuluşun İslam’da” olduğu hatırlatılır. İslam dininin en kutsal esasları ilan edilir.
İsrail, İslam’ın 3 kutsal mabedinden Miraç mekânı Mescid-i Aksa’da ezanı yasakladı. Her camide ezan güzeldir ama bu 3 mescidde okunan ezanlar bir başka güzeldir. İsrail, her fırsatta Filistin halkını zulmetti. Soykırımla (Holokost) tehdit etti. Tarih, bölgede yapılan zulmün benzerine şahit olmadı. Bebekleri vahşi gerekçelerle öldürdüler: “Onlar çocuk değil; geleceğin teröristleri. Geleceğin teröristleri temizleniyor.”
Katliamlar, Filistin topraklarını kanla yoğurdu. Hem de hiçbir değer tanımadan! Şefkatten, merhametten, insanlıktan nasipsizce! Hürriyet, eşitlik, adalet, insan hakları gibi değerleri yalnız kendilerine layık görerek! Kibir ve bencillikle! İsrail devlet değil; terör çetesi.
ÜMMETİN BİRLİK ZAMANI
İSRAİL’İN Filistinlilere yaptığı zulmün haddi hesabı yok. 1982’de Sabra ve Şatilla kamplarındaki 3 bin Filistinliyi katletmişti. Geçtiğimiz haftalarda Filistinli tutukluları işkence etmiş; çıplak olarak soğukta bekletme cezası uygulamıştı. Filistin köylerini boşaltmaktan Mescid-i Aksa’ya saldırılar ve altını kazıp yerine alış veriş merkezi açmaya kadar nice zulüm ve entrikalar…
Peki, İsrail bu cesareti nereden alıyor? Önce, İsrail; ABD, AB, BM ile birlikte hareket ediyor. Lobi faaliyetleriyle o ülkelerin yöneticilerini etkileyerek hedefine ulaşmaya çalışıyor. Trump, İsrail’in en büyük destekçisi. Seçim çalışmaları sırasında, “İsrail ve halkını seviyorum” demiş; başkan olduğunda “Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma” sözü vermişti.
Trump’ın İsrail’e sadakati açık. Başkan olduktan sonra daha yakından ilgilendi. Yakın çalışma kadrosunun çoğunu Siyonistlerden oluşturdu. “Ülkesini ayakta tutabilmek için savaşa gireceğini; NATO ile işbirliği yapacağını söyledi. İran’ı hedef gösterdi.
Dünyadaki diplomatik hareketlik ortada! Türkiye ve İslam dünyası tehlikenin hızla yaklaşmakta olduğunu bilmeli; ümmet olma şuurunu pekiştirmelidir. Tehlike ezanımızı susturma noktasına ulaşmışsa beraberce direnmekten başka çare yok. Allah’ın yardımı böyle birlikteliklerle olacaktır.
Kudüs ve Mescid-i Aksa, ümmetin ortak buluşma noktasıdır. Bugüne kadar, Mescid-i Aksa ezgi ve şiirlerini çok duyduk. Şimdi dinlediklerimizin gereğini yapma zamanı: “Toptan sarılalım yüce Kur’an’a, / Çünkü rahmet inmez ayrı durana. / Müslümanım diyen bu kadar millet; / İslam gözü ile kendine baksa, / Esir mi olurdu Mescid-i Aksa.”