Erbakan Hoca’mızın kürsülerden; “Seçime 60 tane parti giriyor sanmayın. 2 parti giriyor, bir Saadet Partisi bir de diğerleri, diğerleri…” çıkışını yaptığı günlerin birisinde Ankara’da bir toplantıdayız. Hocamız açış konuşmasını yine aynı söylemi dile getirerek bitirmişti.

Sorular bölümünde bir il başkanı şöyle bir soru sordu:

“Hocam seçime 2 parti giriyor, bir Saadet Partisi, bir de diğerleri, diye bir açıklamanız oluyor. Bu konuyu biraz açar mısınız, biz bunu halkımıza nasıl izah edeceğiz?”

Hatırladığımız kadarıyla şu mealde bir cevap vermişti:

“Siyaset bir peygamber mesleğidir, bir cihattır. Biz Saadet Partisi olarak siyaseti üç şeyi gerçekleştirmek gayesiyle yaparız. Bir, hayra davet etmek, iki, iyilikleri emretmek, üç, kötülüklerden nehyetmek. Bunun için “Önce Ahlâk ve Maneviyat” düsturumuzu öne çıkarıp seçim çalışmalarımızı yürütürüz. Diğer partiler de seçim çalışmaları için meydana çıkarlar. Ama onların hiçbirisi bizim gayemize niyet etmezler. Bir kısmı şan şöhret ve makam için, bir kısmı dünyalık elde etmek için, bir kısmı kadrolarını işe yerleştirmek arzu ve niyetiyle çalışırlar. Bu gayelerin bir kısmını veya hepsini elde etmek için de çalışmaları mümkündür. Bundan dolayı bunların adları ayrı ayrı olsa bile gayeleri itibariyle hepsini tek parti saymamız gerekir. Biz insanların hem dünya, hem ahiret refah ve saadeti için çalışırız, diğerleri dünyalık için çalışırlar. Niyet itibariyle bizim partimiz tektir. O halde seçime 2 parti girmektedir. Bir Saadet Partisi, bir de diğerleri, diğerleri…”

Bu gün itibariyle “Saadet ve diğerleri” söylemi, iktidar ve destekçi partililerin haram servetlerine bakarak tam belirgin hale gelmiştir. Çeşitli vaatlerle muhafazakâr ve dindar seçmenin oylarını alarak iktidara gelmiş olan AKP, son muazzam fon vurgunu olayı ile açığa çıkmıştır ki, ta başından beri kendi yöneticilerinin ve yandaşlarının dünyalığını gaye edinmiş ve bunun için çalışmış ve çalışmaktadır. Hem de ahlâk kuralları ve etik kaidelerini hiçe sayarak, haram helal ayırımı yapmadan. Bu son fon vurgununu yapabilmek için her birinin sermaye olarak kullanabileceği milyon ve de milyar liralık nakit servetleri varmış. Bunu anlayabilmek için şu cümleleri rahatlıkla kurabilir duruma gelmiş olmamız lazım:

AKP Genel Başkanı ile; en başından beri beraber olan bir takım yardımcılar, danışmanlar, aile dostları, ahbaplar ile onların aileleri, sülaleleri, yandaş ve yakınları kendilerinin dünyalıkları için haram helal farkı gözetmeksizin çalışmış oldukları anlaşılıyor. Bu konuda şu başlıklar çok anlamlıdır.

*İhale mevzuatını yüzlerce defa değiştirmeleri.

*Sonradan batırılacak olan resmi banka kredileri ile güçlü medya organları inşa etmek.

*Özelleştirme esnasında yayılan bir takım şaibeler.

*Sonradan FETÖ dedikleri oluşum için “ne istediler de vermedik” söylemleri.

*Falanca, filanca hocalardan fetva alma rivayetleri.

*Parsel parsel peşkeş çekme itirafları.

*17-25 Aralık olaylarının halen muamma olan perde arkaları, telefon görüşmeleri, sonuçları, kutular, kasalar, bavullar.

*Ne yaptıksa onun talimatıyla yaptık, itirafları.

*Yurt içi ve dışından mülk edinme, şirket kurma ve işletme furyaları.

*Gümrük kapılarında ayyuka çıkan söylentiler.

*İçeride ve dışarıda oluşturulan gemi filoları.

*Uyuşturucu madde kaçakçılığına adı karışan kişiler ve resmi nakil vasıtaları.

*Irak petrolü konusunda dile gelen söylentiler.

*Banka dolandırıcısı olarak ilan edilen kişinin daha sonra bakanlığa getirilmesi ve parasal işlerin kendisine emanet edilmesi, o kişinin kilit noktalara yaptığı atamalar.

*Avrupa Birliği’nin Türkiye’de aile yapısını ve ahlâkı tahrip edecek organizelere akıttıkları muazzam fonların akıbeti hakkında bilgilerin hiç konuşulmaması.

*Fakirden zengine ve de dolaylı olarak kendilerine servet pompalanması için faiz, enflasyon, KKM gibi vasıtaların kullanılmış ve halen kullanılıyor olması söylentileri.

*Rüşvet söylentilerinin ayyuka çıkması.

*Kara para aklanma kolaylıkları.

*İsrafın bir türlü önlenemiyor olması.

*Yerel yönetimlerdeki yatay ve dikey seyrettiği söylenen yolsuzluk söylentileri.

*En büyük vurgunları yaptığı ortaya çıkan en tepedeki isimlerin mal varlıklarına tedbir konulmaması, emniyet ve adli işlemlere muhatap edilmemesi.

*Gerçeklerin ortaya çıkmaması için gazetecileri hapse atmak.

Başka cümleler de ilave edilebilir.

Yardımcı, yandaş ve üst düzey görevlilerin son fon vurgununda çalınan muazzam paraların “sermayesi” olarak kullandıkları yüzlerce milyon ve milyarlarla ifade edilen paraların kaynağının, yukarıda maddeler halinde saydığımız konulardan elde edilmiş olabileceği, bunun sadece nakit olarak tutulanlar olduğu, gayrimeşru servetin tapu ve başka şekillerde dudak uçuklatacak miktarlarda olabileceği, herkesin zihnine yer etmiş durumdadır. “Efendim yol yaptı, köprü yaptı, hastane yaptı” savunmaları zevahiri kurtaramaz. Elbet o hizmetler yapılacaktı. Ama normal fiyatına mı yaptırıldı, yoksa bir takım “başka maliyetler” de bu fiyatlara ilave mi edildi?

Siyasetin gayesi, maddi meyvelerinin bal tutan parmaklar vasıtasıyla yalanması için midir?

Bu gaye için siyaset arenasında iş başında olan veya ona destek olan partilerin adı önemli değildir. Hepsi bir sayılabilir.

Erbakan Hoca’mızın sözünü tekrarlayalım:

“Seçimlere 60 tane parti girmiyor, 2 tane giriyor, Saadet Partisi ve diğerleri, diğerleri…”

Ortalık aydınlanmış, bu hakikat bir daha gün gibi ortaya çıkmıştır.

VURGUN PEŞİNDE

Mademki ben iktidardayım,

Bütün küpleri doldurmalı;

Mademki iktidar dayım,

Bütün küplere doldur malı!

Dayımın koltuğu bize hediye,

Ben dayımın omuzundayım,

Her kapı açılıyor şak diye,

Ne rahatmış omuzun dayım!