* “Bizler göreve getirdiğiniz bu günden itibaren parti rozetini çıkarıp hepinizin adayı olarak burada yaşayan değerli hemşerilerimize hizmet edeceğiz.”

* “Bu ilde oy kullanan her hemşerimi oyunu bize vermiş olarak kabul ediyorum.”

* “Bizim ayrım yapma, ötekileştirme gibi bir hakkımız yok. Biz ilimizi bir bütün olarak algılıyoruz.”

* “Problemlerimizi, dertlerimizi hep birlikte masaya yatırıp çözümleri oluşturacağız.”

* “Onun için çok değerli hemşerilerim şuna, buna oy verdi diye ayrım yapmadan, doğrunun yanında olacağız.”

* “Sizler de kimi tercih etmişseniz etmişsinizdir. Bu günden itibaren herkes bu ilimiz paydasının altındadır. Benim başımın tacıdır.”

* “Siyasi tercihlerinden, dünya düşüncelerinden, kimliğinden, mezhebinden dolayı ayrım yapan olursa karşısında beni bulacak. Çünkü biz hepimiz bu şehrin bir parçasıyız.”

* “Bu ilde yaşayan herkesi kabul ediyoruz. Belediyemizin kapısını her vatandaşımıza açık tutacağız. Mutlaka karşılarında muhataplarını bulacaklar. Yapılacak hizmetlere birlikte karar vereceğiz. Siz şehrimizin bir parçasısınız.”

***

Yukarıdaki satırlar 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde iş başına gelen, bir MHP’li belediye başkanına ait.

Şunu sormak istiyorum; kucaklayıcı, ötekileştirmeyen, itmeyen, kutuplaştırmayan, birleştirici, bütünleştirici bu satırlara bir itirazınız var mı?

***

Biraz daha ayrıntı vermek gerekirse;

Bu ilimizde önceki belediye başkanı AK Partili idi.

Anlaşıldığı gibi, seçimde bu ilimizde “Cumhur İttifakı” yapılmadı.

MHP’li belediye başkanı burada seçimi açık ara kazandı.

Bu belediye başkanı seçimden hemen sonra yaptığı ‘balkon’ konuşmasında birlik ve beraberlik mesajları verdi. Seçimin artık bittiğini, MHP rozetini çıkarmanın vaktinin geldiğini belirtti. Ve alanda yer alan kalabalıktan büyük alkış aldı.

***

Son söz olarak şunu ifade etmek istiyorum; keşke siyasetin bu dili ‘yukarılara da’ benzer argümanlarla sirayet etse!..

SİYASET KAZANI GİTTİKÇE ISINIYOR!

Ahmet Davutoğlu…

Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı yaptı. Eski AK Parti Genel Başkanı…

31 Mart seçim sonuçları ve içinde bulunduğumuz siyasi şartlara ilişkin tespit ve tavsiyelerde bulundu.

Oldukça uzun bir metin. Bazı başlıklarına burada yer vermek istiyorum;

* “Ben-merkezci kibirli bir dil ile tevazudan kopuş, mahviyet vurgusu yaparken en küçük birimlerdeki siyasilerin bile adlarını sokaklara, okullara ve binalara verme yarışı içine girmeleri, sürekli görünür ve bilinir olma dürtüsüyle gündeme gelmek için her türlü çabanın gösterilmesi, kullanılan dil ile sergilenen tavır arasındaki uçurumun alabildiğine açılması, kutsal değerlerimizin siyasi çıkarlar uğruna hoyratça kullanılması, alınan görevlerin kişiye has olduğu unutularak bütün bir aile ve çevrenin etki kurma çabaları, siyasi rakip görülen kişilerin yıpratılması için sosyal medya operasyonları dahil her türlü iftiranın yaygınlık kazanması, bir ömrünü bu davaya adamış ve ortak mücadele vermiş insanların toplumsal itibarlarının yok edilmesine dönük ithamlara sessiz kalınarak dolaylı destek verilmesi ve geçmişte en önemli değerimiz olarak gördüğümüz vefa duygusunun ciddi şekilde zedelenmesi üzerinde açık yüreklilikle düşünülmesi gereken hususlardır.”

* “İttifak siyaseti partimizi dar bir siyasi dile ve kimliğe hapsederek, ülkenin her bölgesini ve toplumun her kesimini kucaklayan özgün duruşumuza zarar vermiştir.”

* “FETÖ ile tavizsiz verilmesi gereken mücadelede farklı kişilere farklı kriterler uygulanması, yürütülen mücadeleye zarar vermektedir.”

* “Gerçek basın özgürlüğü demokrasimizin bağışıklık sistemidir. Bunu yok etmek, usulsüz ve baskıcı metotlarla basında tekelleşmeye yönelmek Türkiye’nin zihni kapasitesini daraltmaktadır.”

***

Şimdi…

Twitter’da bu düşünceler epey bir ses getirdi. Kimileri beğendi ve paylaştı.

Paylaşanlardan biri de AK Parti İstanbul eski İl Başkanı Selim Temurci idi…

***

Tek bir soru sormak istiyorum; Ahmet Davutoğlu’nun paylaştığı bu cümleler ne anlama geliyor?

Siyaset kazanı gittikçe ısınmaya başladı…

“BU SİSTEM TEKRAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR”

‘Farklı’ seslerden biri de Selçuk Özdağ…

Özdağ, eski AK Parti milletvekili…

Son seçimlerde memleketi Manisa’dan belediye başkan adayı olmaya niyetlendi ama son anda vazgeçti!

Selçuk Bey bir süredir ‘farklı’ görüşlerini saklamayanlardan... Diyor ki;

* “Bu seçim -partili cumhurbaşkanı- sisteminin Türkiye gerçeklerine ne kadar uzak olduğunu göstermiştir. Bir ülkede her kurum taraf haline gelirse o ülkede parçalanma kaçınılmaz olur. (Ben de evet dedim, yanıldığımı görüyorum) Bu sistem tekrar gözden geçirilmelidir.”

* “CB makamı bir partiyi değil tüm milleti temsil etmelidir. Vatandaşlarını partisine göre ayırmamalıdır. Toplumsal barışın bir sigortası gibi işlev görmelidir. Taraf olan bir makam toplumu uzlaştırma, barıştırma şansını kaybeder.”

***

Son not; siyasette yeni arayışlar gündemde…