2000’li yıllar, dijital araçların hâkim olduğu yeni bir çağın izlerini taşıyor. Öyle sanıyorum ki virüs, pandemi ve sosyal mesafe gibi kavramlar halkların bu sürece uyum sağlayabilmeleri için üretilmiş bahanelerdi ve katliamı andıran ölümlerin ardından tasavvur edilen yeni dünya terimleri ile karşılaşmaya başladık. Hatırlarsınız pandemi koşullarında evlerimize kapandık ve sadece internet aracılığıyla iletişim kurabildik.  Alışverişlerimizi, eğitim ve iş hayatımızı buradan sürdürdük.

Kapanma süreci üç yıl sürdü ve virüs bitti artık eski günlere dönebiliriz derken kendimizi bambaşka bir hayatın içinde bulduk. Senaryo çok önceden yazılmıştı ve her şeye muktediriz mealinde bir yaklaşımla Allah’ın koyduğu düzeni yerle bir edecek projelerden bahsedilmeye başlandı.  Efendiler iddialarında o kadar ileri gittiler ki hastalık, zayıflık, yoksulluk gibi durumları zayıflık olarak görüp insanı yeniden tasarlayarak daha güçlü hale getirebileceklerini dillendirmeye başladılar.

Sanıyorum yakın gelecekte insan neslinin korunması meselesi siyasetin en önemli krizlerinden biri haline gelecek. Zira şu günlerde robotların insanın yerine geçerek hayatın her alanında kullanılabileceğinden ve daha dayanıklı bir insan modelinin inşa edilebileceğinden bahsediliyor. Bizler aile kurumunun aldığı darbeyi tartışırken önümüze robotla evlendiğini iddia eden kadın ve erkekler çıkıyor. Aklı, iradesi ve duyguları olmayan robotların en ideal eş olduğunu ifade eden kişiler gençleri özendirmeye çalışıyorlar.

Dijital dünya düzeninin mucitleri insanın kırılganlığını, güçsüzlüğünü, zayıflığını, sınırlılığını, hastalıklarını,  yoksulluğunu ve ölümü bir eksiklik olarak görüyor ve daha iyi olanı, daha dayanıklı olanı biz yaparız iddiasında bulunuyorlar. Nükleer teknoloji ve iletişim endüstrisinin ürünü olarak ortaya çıkan gen teknolojisi, kendilerine ilahlık payesi biçen bu zihniyetlerin ifsat çalışmalarını hızlandıran bir araç olarak görülüyor.

Ne ilginçtir ki; bunca tahrifata, bunca bozgunculuğa rağmen derin bir sessizlik hâkim ve bu durum efendilerin cesaretini daha da artıyor ve implant teknolojisiyle insanı yeniden inşa edebileceklerini iddia ediyorlar.

Yüce Rabbimiz, evrende sadece insanı muhatap aldı ve ondan yeryüzünde mevcut olan düzeni korumasını istedi. Eğer bugün insanın, toprağın, suyun, havanın fıtratı ile oynanmış ve dünya yaşanmaz hale gelmişse bu tahrifata yol açanlar kadar göz yumanlar da sorumludurlar. Dünya bir avuç katil ve zorbaların eline teslim edilemez, edilmemeli…