Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) maketine* bakarak maziye daldı gözlerim.

Neler hatırladım neler... Bu duygularımı sizlerle de paylaşmak istiyorum.

* SİHA’ya bakarken, geçtiğimiz günlerde ebediyete yolcu ettiğimiz merhum Özdemir Bayraktar’ın, “Hakkı üstün tutmak yaşam gayemizdir” cümlesini anımsadım.

* SİHA’ya bakarken, Erbakan Hoca’mızın, “Amerika’dan daha üstün pilotsuz uçakları geliştirelim. Her şey hayalden başlar, bunun temelinde inanç yatar. İnanırsanız başarırsınız” sözlerini hatırladım.

* SİHA’ya bakarken, fabrikada, önlerinde İnsansız Hava Aracı olduğu halde, Erbakan Hoca’nın üzerinde bej renk bir takım elbiseyle koltuğunda otururken, elinde telefonla talimatlar verdiğini, bir yandan da Özdemir Bayraktar ve çocuklarına, Baykar ekibine bilgisayardan İHA ve SİHA’ların inceliklerini anlattığı o fotoğrafları gördüm.

* SİHA’ya bakarken, dosta güven, düşmana korku verdiğini hissettim.

* SİHA’ya bakarken, dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın işgal edilen topraklarına yeniden kavuşmasının sevincini yaşadım.

* SİHA’ya bakarken, hep konuştuğumuz ama esaslı biçimde yerine getiremediğimiz ‘yerli ve milli’ vurgularının kısmen de olsa gerçekleşmesinden memnuniyet duydum, haz aldım.

* SİHA’ya bakarken, onca yıldır verilen emeğin semeresini gördüm.

* SİHA’ya bakarken, bu uğurda daha fazla çalışmak ve gayret etmek şartıyla, masmavi bir gökyüzü ve berrak bir gelecek fark ettim.

* SİHA’ya bakarken, Türkiye düşmanlarının kafalarını ellerinin arasına aldığını, kara kara düşündüklerini fark ettim.

* SİHA’ya bakarken, İstanbul’u fetheden cennetmekân Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinde ilk kez kullanılan topları ve gülleleri düşündüm.

* SİHA’ya bakarken, Fatih Sultan Mehmet’in gemileri karadan yürütmesini gözümün önüne getirdim.

* SİHA’ya bakarken, Peygamber Efendimizin rahatsız olmaması, ses çıkmaması için Hicaz Demiryolu’nu keçe ile kaplayan şanlı ecdadımızı hayal ettim.

* SİHA’ya bakarken, özgürlük hissettim, bağımsızlık hissettim, devlet hissettim.

* SİHA’ya bakarken, müthiş bir sabır ve müthiş bir emek gördüm.

* SİHA’ya bakarken, bugüne kadar kurulan Türk devletlerini gördüm. Türklerin Ergenekon’dan çıkışına şahitlik ettim.

* SİHA’ya bakarken, Anadolu kapılarını bize açan Sultan Alparslan’ı bembeyaz elbisesinin içinde fark ettim.

* SİHA’ya bakarken, merhum Özdemir Bayraktar’ın çocuklarının, “Onun değerlerini asla terk etmeyecek, ideallerinden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu ülke için kurduğu hayalleri yerine getirmek adına, tıpkı onun gibi gece gündüz çalışacağız” söz vermelerini hatırladım.

***

* SİHA maketini hediye eden ve uzun bir süredir Baykar bünyesinde çalışan sevgili Ahmet Köse’ye çok teşekkürler…

ANLAYANA SİVRİSİNEK

ayrılıksa mevzu

bülbülün boynu bükük

gülün boynu bükük

mutluluk ya bir beden büyük bize

ya bir beden küçük

Selami Güder

[email protected]

BAKANLIKTAN AÇIKLAMA GELDİ!

 * Geçtiğimiz yazıda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na ait, İstanbul’da E-5 üzerinde bulunan Bahçelievler Kampüsü’ndeki bir binaya dikkat çektim. Bu binanın E-5’ten çok kötü göründüğünü kaleme aldım.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Emre Enginertan aradı. Emre Enginertan şu açıklamayı yaptı;

“Yazınızda ifade ettiğiniz gibi harap bir vaziyette görünen o bina uzun süreden bu yana atıl, kullanılmıyor. Çünkü o yapının bulunduğu zemin kaydı ve bu bina için yıkım kararı alındı. Ama bürokratik sebeplerden dolayı bugüne kadar yıkılıp yeniden yapılamadı. En kısa sürede yazınızda söz konusu ettiğiniz bina yıkılacaktır…”

Teşekkürler…

MİLLET KÜTÜPHANESİ’NDEN İZLENİMLER…

bir okurum, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bulunan Millet Kütüphanesi’ni gezdi ve izlenimlerini Milli Gazete için anlattı. Buyursunlar;

* “Millet Kütüphanesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Beştepe kampüsünde. İlk ziyaret edenlerin aklına ister istemez, ‘Acaba kapıda kaç saat bekleyeceğim, kaç arama noktasından geçeceğim’ gibi düşünceler  geliyor olabilir. Ama hiç öyle değil; ister araçla girebiliyorsunuz, isterseniz araçsız. Hem de kolaylıkla…” 

* “Elinizde yeni kimliğiniz varsa okutup geçiyorsunuz. Şayet ücretsiz verilen üyelik kartıyla da okutup geçiyorsun. Ayrıca arabaya park bulabilecek miyim düşüncesine de gerek yok; içerde çok büyük kapalı otopark ve açık otopark yerleri çok müsait.” 

* “Bina içerisine girişte yine çok hızlı bir şekilde güvenlikten geçiyorsun. İlk girişte Cihannüma salonu. Tavan çok yüksek ve dikkat çekiyor.”

* “Girişte çok kalabalık insan seli! Ancak içeri girildiğinde o kalabalığı göremezsiniz, insanları sanki yutuyor. Yönlendirme levhaları o kadar düzenli yerleştirilmiş ki gitmek istediğin yeri görevlilere sormadan buluyorsun.” 

* “Ayrıca çay, kahve, kek, su bedava. Öğrenciler için bulunmaz bir nimet. Ücretli yemek salonları da var. Nasrettin Hoca’nın masal dinleme salonları işitsel materyaller… Çocuklar çok hoşlandı. Nadir eserler, Osmanlı Türkçesi eserler çok dikkatimi çekti. Okuma salonlarının ortopedik olmaları bile düşünülmüş.” 

* “Binlerce insan var, inanın hiç ses yok. Sesli de konuşsan o kadar duyulmuyor. Türkiye’de yayınlanan dergiler, gazeteler, bunlar ayrıca spor, ekonomi, siyaset vs. gibi ayrılmış, istediğin dergiyi gazeteyi bulabiliyorsun.” 

* “Yine İbrahim Müteferrika sergi salonu en dikkat çeken yerlerden bir tanesi.”  

* “Fotoğraf çekmek serbest.” 

* “Evet, Türkiye’nin en büyük kütüphanesi. Belki de dünyanın ilklerinde yer alan bir kütüphane, Millet Kütüphanesi...”