Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah, Kur’an’da insan için; “Gerçekten insan Rabbine karşı çok nankördür” diye bir beyanda bulunuyor. Ve yine başka bir ayette; “Kahrolası insan! Ne nankördür! Ne kadar inkârcıdır” diye beyan edilir. Niçin? Bunu ciddi olarak düşünmek gerekir. Herhalde insan; Allah ve Resulünün bildirdiği emir ve yasaklar yerine, şeytan ve adamlarının telkin ve tekliflerine itibar ettiği için bu hitaba muhatap olmuştur sanırım. Müslüman; Allah ve Resulüne itaat eden ve şeytan ve adamlarına muhalefet eden kimsedir. Bu yüzden Müslüman, Şeytan ve adamlarını, düşman olarak bildikten sonra, bu düşmanların yapısını, ne gibi düzenler kurduklarını, silahlarının ve aldatma vasıtalarının ne olduğunu bilmek zorundadır. Çünkü bu düşmanlar tanınmadan, onlarla mücadele edilemez. Günümüz dünyasında İsrail, ABD ve AB öncülüğünde bir şeytan oyunu oynanmaktadır. Bu oyun, “dünya inkârcı Yahudi’nin, ahiret ise Hristiyan’ın, bunun gerçekleşmesi için en büyük düşman İslam ve Müslümanların ortadan kalkması gerekir, Mesih gelecek, Siyonizm’in dünya krallığı kurulacak, Hristiyanlar da arzu ettikleri cennette kendileri için hazırlanmış ahiret saadetine kavuşacak” inanışı üzerine kurgulanmıştır. Bunun için onlar, tanrıyı kıyamete zorluyorlar. Kıyamet dedikleri, “Armageddon” savaşıdır. ABD ve Avrupa ülkeleri, inanışlarının gereği hedeflerine ulaşmak için İsrail’e koşulsuz destek veriyorlar. ABD ve İsrail tarafından oynanan bu şeytan oyunu, etkisiz hale getirilmeden, Müslümanlar ve dünya insanlığı, huzura hasret kalacaklardır.  Müslümanların en büyük düşmanı olan şeytan ve suç ortağı ABD ve İsrail’in gerektiği gibi tanınmaması, Müslümanları bu düşmanlarının karşısın­da zayıf düşürmekte ve yenilgiye uğratmaktadır. İslam’a din ve düzen olarak teslim olmaktan uzaklaşmış Müslüman kitleler, ABD ve İsrail’in oynadığı şeytan oyunundan rahatsızlık bile duymamakta, hatta bu oyunun bir parçası olmayı göze alarak Allah’ın gazabına onlarla birlikte koşmaktadır. Müslümanların ve insanlığın bu zilletten kurtulması din ve düzen olarak İslam’a dönmelerine bağlıdır. İslam’a dönüş; “emrolunduğun gibi kıvamında istikamet üzere ol” esasına uygun olmalıdır. Yoksa kuru iddiadan öte geçmeyen dönüş hikâyelerinin de fayda vermediği ortadadır.

KÖTÜLÜĞE ÇAĞRI

Şeytan, fert ve toplumları kötülüğe çağırmakta, azgınlığa ve küfre davet etmektedir. İnsanları isyana ve küfre davet eden şeytan, bu davet eylemini hangi kişilik veya hangi vasıfla yerine getirmektedir? Şeytan, insanları küfre davet ederken, bazı saçma resimlerde çizildiği gibi elindeki üç çatallı mızrağı ve boynuzlarını sallayarak; “ben şeytanım ve seni bu konuda şöyle davranmaya davet ediyorum” demeyecektir. Yaşadığımız an, sahip olduğumuz kişilik ne ise, şeytan, bize bu kişilikle yaklaşmakta ve bizi küfre davet ederken, bize yabancı olmayan bu kişilikle davet etmektedir. Bundandır ki iç dünyamızda zuhur eden her isteği, her düşünceyi ve her kararı kendimizden sanmakta ve bütün bunları tahlil etmeye gerek duymadan sahip çıkabilmekteyiz. Oysa bu istek ve düşünceleri İslam’ca ölçüye göre tahlil ettiğimiz zaman, bunun şeytandan kaynaklandığını görebiliriz. Böylesi durumlarda her daim Allah’a sığınmak gerekir. Araf 200-201: “Eğer şeytanın vesvesesi seni tahrik ederse hemen Allah’a sığın. O dualara icabet eder, ilmi her şeyi kuşatır. Allah’a sığınanlara, emirlerine uyan takva sahiplerine şeytan tarafından bir vesvese verildiğinde, kendilerine gelip Allah’ın emir ve yasaklarını düşünürler. Ânında gerçeği fark edip, doğruyu görürler.” Muhasebe edilmesi gereken başka bir şey ise, bizleri hayırlı eylemlerden alıkoyan istek ve düşüncelerdir. Mümin bu isteklerden de uzak durur. 

ŞEYTANDAN İTİRAFLAR

İnsanlara karşı gizlenerek düşmanlık eden şeytan, Allah’a karşı bazı itiraflarda bulunmuş ve insanlara nasıl düşmanlık yapacağını, onlara nasıl yaklaşa­cağını açıklamıştır. Rabbimiz, şeytanın bu itiraf­larını Kur’an’da zikretmekte ve bizleri ikaz etmek­tedir. Kur’an’da beyan edilen bu itiraflardan bir tanesi şudur. Araf 14-18: “İblis dedi ki; öyleyse, insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar, bana mühlet ver. Allah; ‘sen mühlet verilenlerdensin’ buyurdu. İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin olsun ki, ben de onları saptırmak için senin müstakim yolunun üstüne oturacağım. Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Böylece sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın. Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. Yemin olsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım.” Fert ve toplumlar, şeytanın yolundan yürüdüğünde, Allah ile arasındaki İslam bağını koparmış olacağından nankörlerden olur ve küfür yoluna sapar. İslam’da din ve düzen olarak karar kılmış bir Müslüman; önünde, arkasında, sağında ve solunda ne olduğuna dikkat etmesi gerekir. Bir Müslümanın arkasında; kalu bela denilen, Allah’ın varlığını ve birliğini tasdik ve ik­rar etmesi, geçmiş dünya tarihi ve ataları, yaratılışı, yaşadı­ğı dünya hayatı ve yapmış olduğu ameller bulunmaktadır. Müslümanın önünde; yaşayacağı dünya hayatı, ölüm, ka­bir, kıyamet, yeniden diriliş, mahşer, hesap, cehennem ve cennet vardır. Müslümanın sağında; yapmış olduğu iyilikler ve Rabbimizin yapılmasını emrettiği hayırlı ameller ve cihadı vardır. Müslümanın solunda ise; yapmış olduğu kötülükler ve Rabbimizin yapılmasını yasakladığı ameller bulunmaktadır. Şeytan, insanlara bu dört yönden de yak­laşacağını ifade etmektedir. Şeytan sol taraftan yanaşamadığı insanlara, sağdan, önden ve arkadan yanaşacaktır. Arkadan ve sol taraftan yanaşamadığı insanlara, önden ve sağdan yanaşacaktır. Önden, arkadan ve soldan yanaşamadığı insanlara ki bunlar şuurlu Müslümanlardır, onlara da sağ taraftan yanaşacaktır. ABD ve İsrail’in oynadığı şeytan oyununu etkisiz kılmaya çalışan Milli Görüşçüler, bunun için cihatlarını zayıflatacak, bütün hatalı davranışlardan kaçınmak zorundadırlar. Selam hidayete tabi olanlara…