Ekonomide kemer sıkma politikasıyla fiyatlara etki eden bileşenlerden en azından doların yükseliş hızı yavaşlatılmış olsa da enflasyon bir türlü düşmüyor, düşürülemiyor. Enflasyon düşmedikçe de düşeceği tarih ileri bir tarihe erteleniyor. Geçen yıllarda bu yıl düşeceği söylenirken bu yıl ise gelecek yıllar söylenmeye başlandı. Gelecek yıllar gelmeyecek diye mi düşünülüyor acaba! Bu yılı hele bir geçirelim de gelecek yıllarda kim öle kim kala mı deniliyor! Gıda fiyatları intizamlı bir şekilde her gün yükselmeye devam ediyor. Her şeye her gün zam yapılmaya devam ediliyor. Her şeye her gün zam yapılması konusunda istikrar sürüyor. Eğer bir istikrardan söz edilecekse ekonomik kriz istikrarlı bir şekilde devam ediyor ülkemizde. Ekonomik krizi ortadan kaldıracak bir çözüm de görünmüyor. Görünen şu; kör gidiyor yol gidiyor. Sonunda umut edilecek bir durum da yok. Nasıl olsun ki.

Asgari ücrete zam yapılmayacak dendi, her gün her şeye zam gelmesini engellemek için bu iyi bir karardı, ama zam yağmuru devam etti. Zam yapılmayan bir asgari ücret kaldı. Her şeyin fiyatı o kadar yükseldi ki asgari ücret o fiyatların yanında cep harçlığı gibi kaldı; simitsiz bir bardak çay parası yani. (Simit pahalı usta örneğe bile girmiyor artık.) İşverenler asgari ücreti esas aldığı için geçim konusunu hiç gündemlerine almıyorlar. Şu ekonomik ortamda şu fiyatların yüksekliğinde asgari ücretle ev geçindirilebilir mi, geçindirilemez ama bunu düşünen yetkililer ve işverenler nerede. Bir iş için aylık olarak sanki asgari ücret çok paraymış gibi davranıyorlar. İşveren işçiye asgari ücret verecek, işçiye binbeşyüz tane iş veriyor yapması için. Arkadaş kölelik devri geçen asırda bitmemiş miydi. İşçi mi, boğaz tokluğuna çalıştırılan köle mi belirsiz. Asgari ücretin miktarına dahası alım gücüne bakarsak işçiden ziyade köledir çalışanlar. Modern köle diye tanımlananlardan da değil ha bildiğiniz geçmiş asırlardaki kölelerden yani. Karın tokluğuna çalıştırılan köle, köleler.

Açlık sınırı 19 bin lira asgari ücret 17 bin lira. İnsanlık sınırı ise sıfır. Çalışarak aç kalın deniliyor. Hani insan en azından karnını doyurmak için çalışır ya artık bu bile geride kaldı, aç kalmak için çalışıyor asgari ücretliler. Paranla rezil olmak var ya artık rezil olmuyor paranla aç kalıyorsun. Aç kalmak için çalışıyor insanlar. Çalışmasa aç çalışsa yine aç. Ne değişiyor, çalışmak geçim için değil de spor olsun diye sanki. Ağalar yiyip içecek ya çalışanlar? Onlar da yemeyiversinler canım! Her insan yer içerse yani yemek yer su içerse nereye gider bu ülke! Değil mi ama! Zaten maliye vergi koymak için fellik fellik vergi koyacak bir şey arıyor. Yakında nefes alıp vermek de vergiye tabi olacak! Herkes alıp verdiği nefesin muhasebesini tutsun kardeşim! Nefes vergisi kaçırdığı tespit edilenlere cezalar yolda! Ne nefesi ne vergisi yahu milletin nefes alacak verecek hali mi kaldı. Kaldı kalmadı vergi vergidir. Maliye sever vergiyi. Yeter ki vergi verilsin, vergi verenin durumu mu, boş ver, aç kalsın isterse! Çalışanın maaşından çalışırken ayrı vergi alıyor harcarken ayrı vergi alıyor. Maaş aynı maaşın adı değişmiyor, aynı maaştan çeşitli isim altında vergi alınıyor. Sisteme bakın; çalıştın vergi ver, tamam diyor vatandaş, aldığın maaşı her neye harcadıysan hepsinden ayrı ayrı vergi ver diyor, onların da adı ayrı ayrı. Aç açına vergi ödüyor vatandaş.

Çalışanlar açlık sınırının altında ücret alıyor da emekliler sanki açlık sınırında mı maaş alıyor, emekliler açlık sınırının altının altına bile erişemiyorlar. Açlık sınırı 19 bin lira emekli maaşı 12 bin 500 lira. Hadi bakalım! Neden emekli oldun kardeşim, aç kalmak için! Çalışırken aç emekli olunca aç. Emeklilikte de açlık başka oluyor yahu! Çalışırken bir gün görmedin emekli olunca da bir gün görmüyorsun. İstikrara bakar mısınız, nasıl da güzel! Gün görmemiş adama da gün göstermeyeceksin! Ne yapsın günü değil mi ama! Yaşayacak belki. Yaşayacak mı? Biz yaşıyoruz işte ona ne hacet! Gün görmek de neymiş! Görmeyiversin! Bak ne diyeceğim kardeşim tevekkül et sabret öl git! (Ölmek de masraf ama neyse!)

Aç insanlara yaşıyormuş gibi davranmak ekonominin geldiği son noktadır!