Olası seçim senaryoları eşliğinde yapılan kamuoyu araştırmaları, seçmenlerin iktidardan memnuniyetsizliğini net bir şekilde ortaya koyarken sürecin muhalefet açısından da beklenen seviyede olumlu etkiler oluşturmadığını ortaya koyuyor.

İktidarın yapma/yaptırabilme gücü ve toplumsal desteği azalırken bu azalmadan muhalefetin yararlanamamasının sebeplerine yoğunlaşmak, en azından bunun kökenlerine dair bazı çıkarımlarda bulunmak politika yapım süreçlerine katkısı olması bakımından bir gereklilik olarak görünmektedir. Muhalif kanatta bazı partilerin otoriter eğilimler göstermekle itham ettiği iktidar partisinin son bir yıllık performansına bakıldığında “yolsuzluk, yoksulluk ve yasak” ölçümlerinde kendi sosyolojik tabanında dahi beklentileri karşılayamadığı gözlemlenebilir durumdadır.

Esasında iktidarın yirmi yıllık performansı bakımından iyi bir performans ortaya koymadığını parantez içerisinde belirtmek gerekir. Ancak burada önemli olan, iktidar partisi seçmeninin bakışındaki değişimi anlamaktır.

Bu durum, en gerçekçi kamuoyu araştırması sayılabilecek doğal gözlem yoluyla sıradan herhangi bir vatandaşın dahi test edebileceği bir nitelik arz eder hale gelmiştir.

Senelerdir iktidar partisine oy vermiş kapı komşusu, arkadaş, akraba ile yapılabilecek kısa diyaloglarda dahi ortalamanın üzerinde bir değişimin yaşandığı kolaylıkla görülmektedir.

Öte yandan iktidar partisinden uzaklaşan, yabancılaşma duygusuna kapılan seçmenlerin muhalefet partileri ile ilgili düşünceleri de büyük farklılık içermemektedir.

Elbette iktidar partisinde yaşanacak muhtemel kopuş, belirli ölçülerde yerel dinamiklerin de etkisiyle bazı partilerin lehine kısıtlı sonuçlar çıkartabilecek durumdadır, ancak bunun bir iktidar değişimine neden olacak seviyede olup olmayacağı hususu yargı belirtmek için henüz erken sayılabilecek konumdadır.

Normal şartlarda 2023 yılında yapılması gereken ancak öncesi ya da sonrasında ne zaman yapılacağı kestirilemeyen seçimlerde iktidar partisinin en önemli argümanının “beka sorunu” olacağı konusunda önemli ölçüde mutabık kalınmaktadır.

İktidarın muhtemel beka söylemi karşısında muhalefetin kullanacağı dil elbette büyük önem arz edecektir. Şu ana kadar büyük ölçüde güçlendirilmiş parlamenter sistem örneğinde olduğu gibi “demokratikleşme” temalı söylemlerin geliştirildiği aşikârdır.

Ancak bu söylemlerin tercihini değiştirmesi, beklenen seçmen kitlesine ne denli hitap ettiği hususu ıskalandığından, beklenen etkiyi göstermediği de bir hakikattir.

Parodi programlarında eğlence eşliğinde bu izlenimler kalıp yargılara dönüştürülürken işlevsizleştirilen politikaların yerine ikame edilecek yeni yol haritalarının çıkartılması zorunluluk haline gelmektedir.
Bu nedenle şu soru işaretlerini ve önermeleri dikkate almak gerekmektedir.

İktidar partisinden kopan, ancak demokratikleşme söylemini dış müdahaleye kapı aralama olarak algılayan kitleler nasıl ikna edilecektir?

Bu kitleler ikna edilemezse ve iktidar partisine destek vermeye devam ederlerse iktidarın otoriterleşme ihtimali daha fazla mı belirecektir?

Seçim yoluyla iktidarı kaybeden iktidar partisi ya da seçimleri kazanamayan muhalefet partileri, seçim sonuçlarını kabullenebilecek midir?

Bu önermeler tarihinin muhtemel en önemli kırılmalarından birini yaşama arefesinde olan Türk siyaseti açısından oldukça önemlidir ve cevabını vermek de çok kolay değildir.

Zira İran ve Mısır örneklerinde de görüldüğü gibi Türkiye’de siyasal kırılmaların toplumsal destek olmaksızın ancak darbeler ile gerçekleştiği bir vakıa iken toplumsal desteğin hangi saiklerle ne yöne doğru evrileceğini iyi tahlil etmek gerekmektedir.

Kısa bir örnekle bitirelim.
Hatırlanacağı gibi, AK Parti 2001 krizi sonrası önemli bir kırılma arefesinde geniş toplumsal desteği kazanarak iktidara gelmeyi başarmıştır. Her ne kadar Avrupalı ve Amerikalı liderlerin açık desteği olsa da AK Parti, geniş toplumsal destek ile seçim yoluyla yönetime gelmiştir.

Ancak bugünün Türkiye’sinde seçim süreçlerinin nasıl işleyeceği ile ilgili genel bir kafa karışıklığı bulunmaktadır. Gerek iktidar partisi seçmeninde gerekse muhalefet partisi seçmenlerinde geleceğe dair belirsiz duygular ağır basmaktadır. Seçmenler ile partiler arasında mesafelerin arttığı bir dönem yaşanıyor. İşte bu durum, dikkate alınması gereken bir durumdur. Üzerinde hep birlikte daha fazla kafa yormamız gerekiyor.