Önceki yazıma bir düzeltme yaparak başlayayım. AP nin
kurucu başkanı Ragıp Gümüşpala ölmüş yerine Koca Reis diye anılan Sadettin
Bilgiç gelmişti. Süleyman Demirel tepeden inme yerine getirilmişti. Demirel in
masonluk belgesi de o zaman ortaya çıkarılmıştı.
1974 yılında MSP 48 milletvekili ile parlamentoya
girmişti. AP ile CHP arasında MSP anahtar partiydi. Hangisiyle işbirliği yapsa
koalisyon kurulacaktı.
Türkiye genel yapısı AP ile MSP nin koalisyon kurmasından
yanaydı. Sağ kavramının bir bağlayıcılığı vardı. Sağ denilince İslâm ve
Müslümanlar akla geliyordu. Böyle bir algı oluşmuştu. Bu da İslâm düşüncesi
inancına göre ahirette salih amelli olanların amel defterleri sağ taraftan
verilir, amelleri iyi olmayanlar, müşrikler inkârcıların ise sol tarafından
verilir düşüncesi var. Mason olan, Amerikancı, kapitalizmin savunucusu Süleyman
Demirel sağcıydı. Oysa onun ve partisinin CHP den hiçbir farkı yoktu. Özellikle
nur cemaatine mensup kimseler Demirel in ateşli savunucularıydı. O dönemin Yeni
Asya gazetesinde Demirel in Cuma namazına gittiğine dair fotoğrafları
yayımlanıyordu. Camiden çıkar fötr şapkasını sallar, gülümserdi. Bir de
Nurcuların ürettiği bir slogan vardı: Nurlu Süleyman
Diğer kimi dini cemaatler de ona destek veriyorlardı.
Demirel de onlardan birer temsilci partisinde bulundururdu. Dönemin kimi meşhur
vaizi, cemaat önderi listesinde yer alıyordu. Onlar orada sadece sembolik
olarak olurlardı.
Bir örnek verirsem, 1977 seçimlerinde biz Erzurum da
öğrenci idik. MTTB ile Akıncı gençlik mensupları olarak MSP ye gider gelirdik.
Lütfü Doğan hoca MSP senatör adayı idi. Seçim çalışmalarına katılmak üzere
Erzurum un köylerini dolaşıyorduk. Erzurum da Kırkıncı Hoca nın ağırlığı vardı.
Bizi köy camilerine almadılar, yüksek yerlerde karlar vardı, hava kapalı yerler
çamur ve ıslaktı, namazlarımızı dışarıda kalmak zorunda kaldık.
Demirel, bir önceki dönemde başbakandı. Seçimler yapılmış
bir türlü hükümet kurulamıyordu. Demirel oyalıyor ve sürüncemede bırakıyordu.
Amacı, bunalım oluşturmak, MSP yi kapattırmak, halkın gözünde olumsuzlaştırmak
için koalisyona yanaşmıyordu. CHP komünizm yanlısı ve ateist olarak algılandığından
onunla bir koalisyon oluşturulmasına karşı çıkılıyordu. Taban baskısı vardı.
İşçi partisi kapatılmış, mensupları da içeri alınmıştı. MSP yi de bekleyen
böyle bir tehlike vardı. Seçimlerin üzerinden üç ay geçmiş hükümet
kurulamamıştı. Beklenmedik bir biçimde CHP ile MSP koalisyonu kuruldu. MSP 8
bakanlık aldı. Bu büyük bir başarıydı. Bülent Ecevit koalisyon kurulduktan
sonra ilginç bir itirafta bulunmuştu. Bu iki kesimin birbirinden uzak
kalmasının ne denli yanlış olduğunu ifade etmek için Tarihi yanılgı demişti.
O dönemde Kıbrıs ta büyük sorunlar vardı. Rumlar Müslümanların evlerini
basıyorlardı, ölümler vardı. Daha önce iki kez bir müdahalede bulunmak istenmiş
ama nedense sonuçlandırılamamıştı.
Bakanlar kurulunda 8 MSP li ile 7 CHP li bakanın onayı
ile Barış harekâtına karar verilmişti. CHP kanadında hem çekimser hem de karşı
çıkanlar vardı. Ecevit MSP heyetinden de bakanlar olmak üzere İngiltere ye
gidilmişti. Garantör ülke olan İngiltere ile konuyu görüşmek için. Heyet
İngiltere de iken harekât başladı. Oluşturulan psikoloji ile Ecevit toplum
gözünde kahraman oldu. Bunu fırsat bilen Ecevit koalisyonu bozdu sonra da
seçime gidildi. Oylarını arttırdı ama tek başına iktidar olamadı. AP içinden 11
milletvekili Güneş Motel de yapılan pazarlıklarla devşirildi. CHP hükümeti
kuruldu ama bir sana yağı bir de tüp krizi çıkarıldı. Bu Ecevit büyüsünü bozdu.
CHP bundan sonra bir daha da belini doğrultamadı.