Köylerde namaz kıldıracak hocaların olmadığı, cenaze
yıkayacak insanın kalmadığı bir dönem geldi ve geçti.
Yaşı altmışın üzerinde olan hocalarımızın birçoğu Ramazan
hocalığı yapmıştır.
Ben de Muğla nın Bodrum ilçesinde Ramazan hocalığı
yaptım.
O zamanlarda iki molla birlikte Ramazan hocalığına
çıkarlar.
Köy odasına yerleşirler. Köyün misafir sever adamı onlara
ikramda bulunurken biri abdest almak için dışarı çıkınca öbürüne arkadaşını
sorar: O da eşeğin teki der.
O gelir öbürü abdest almak için dışarı çıkınca ona da
aynı şekilde arkadaşını sorar, o da Sığır gibi bir adam der.
Akşam olup iftar esnası serilir ve ikisinin önüne konulan
tabaklardan birinde arpa öbüründe saman olunca mollalar şaşar kalırlar.
Ev sahibi, Ben misafirlerimin en sevdiği şeyleri
vermekle görevliyim.
Sizi birbirinize sordum ki sofraya ne hazırlayacağımı
bileyim. Eşeğin önüne arpa, sığırın önüne saman verdim der.
Bugünlerde durumumuz o iki molladan farklı değil.
Bizi birbirimize vurarak vuruyorlar.
İki billur kâseyi birbirine çarparak kırıyorlar
Bizi birbirimize kırdırıyorlar.
Ülke içinde de ülke dışında da durum değişmiyor.
Müslümanı Müslümana kırdırıyorlar.
Ne yapalım
İki molla hikâyesi daha vereyim.
İki molla Ramazan hocalığı için tanımadıkları bir köye
gelirler.
Köy odasına yerleşirler.
Köyün misafir sever adamının baktığı köy odasında yatıp
kalkarlarken köy odasının sahibinin kızı ikisini de beğenir.
İçlerinden biriyle evlenmeyi kafaya koyar.
Tercih yapmada zorlanır.
Bir gün mollalardan biri dışarı çıkınca kız, odada kalana
arkadaşına neden öyle ağır hareket ettiğini sorar.
Arkadaşı, Ondaki ilim sende olsa yerinden kalkamazsın. O
çok değerli bir âlimdir der.
Dışardaki içeri gelince öbürü abdest almaya çıkınca ona
da Neden arkadaşın serçe gibi kâh orada kâh burada uçar gibi oturur kalkar
Deyince,
Arkadaşı Ondaki ilim sende olsa havada uçarsın der.
İkisi arasında yine tercihte bulunamayınca yazı tura atarak
birini tercih eder ve onunla evlenir. Filan âlim o evlilikten meydana gelir.
Hatasız kul bulmak mümkün değildir.
Hatasız devlet bulmak da mümkün değildir.
Şahısların Müslüman olması dostluk için yeterlidir.
Hataları, dostluk devam ederse düzeltilebilir.
Düşmanlarımız, dostlarımızın hatalarının artması için
yardım ederler.
Onların hatası artınca sanki bizler seviniyoruz gibi.
Günahkâr insanın yüzüne bakamıyorum derseniz aynaya
bakmayın.