* Cumhurbaşkanlığı seçim sonucunu en kesin bilen hiç şüphesiz Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri oldu. Daha doğrusu ders kitaplarını hazırlayan heyet oldu. Hatırlayacaksınız, seçimden günler hatta haftalar önce basılan Milli Eğitim ders kitaplarında, “12. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan” ifadeleri yer aldı. Nasıl da bildiler sahi Matbuatımız da bunu “skandal” olarak niteledi. Yeni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Köşk’e çıktıktan sonra bu kitabı hazırlayanları, Köşk’teki yuvarlak masaya davet eder mi dersiniz Ben tersini düşünemiyorum; ya Ekmeleddin İhsanoğlu kazansaydı seçimi, herhalde o heyet soluğu Şırnak’ta alırdı!..

* Ekmeleddin İhsanoğlu seçim propaganda çalışmaları sırasında memleketi, -yiğidin harman olduğu yer- Yozgat’a da gitti ama gel gör ki sonuç tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu. Anlaşılan kendisini aday gösteren MHP’liler dahi Ekmeleddin beye oy vermemişler. Tam bir şok hali…

* 2007 yılından bu yana Abdullah Gül’ün hemen yanında bulunan Başdanışman Ahmet Sever ve diğer ekip üyelerinin eşyalarını topladığı haberleri geliyor. Biliyorsunuz, Ahmet Sever, Eski Dışişleri Bakanlarından İsmail Cem’in, son döneminde kurduğu Yeni Türkiye Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı idi. Bir diğer Genel Başkan Yardımcısı Ruşen Çakır’dı. Hep şu konuşuluyordu; Şayet Abdullah bey AKP’ye dönmez de başka bir parti kurarsa bu ikili bu yeni partide Genel Başkan Yardımcısı olacaklar. Ama belli mi olur bakarsınız AKP’de aynı makamı paylaşırlar…

* Köşk seçiminden sonra “balkon”a kimin/kimlerin çıkacağı merak konusuydu. Ama bu kez Tayyip bey hemen herkesi ters köşeye yatırdı; Balkona tek çıktı. Ne “Bakara Makara” ne de adı rüşvet ve yolsuzluğa karışan eski Bakanlar bu kez yoktu. Herkes daha sonra balkona gelen isimlerden Tayyip beye en yakın olanı mercek altına aldı. Zira, “Başbakanlık” için bir işaret olabilirdi bu. Ama hıı. O işaret de gelmedi.

* Recep Tayyip Erdoğan Çankaya Köşkü’ne çıktıktan sonra AKP eski AKP olabilir mi Yoksa tıpkı devletler gibi, “doğuş-yükseliş-duraklama ve çöküş” formülünü mü kendi bünyesinde yaşayacak Kimileri de şöyle diyor; Partisinin çöküşe geçtiğini gören Erdoğan Çankaya mankaya dinlemez iner aşağı! Olur mu olur… Ancak yıllardan beri siyaseti izleyen biri olarak şunu rahatlıkla ifade edebilirim; şu günden sonra özellikle sağ muhafazakar siyaset arenasında yeni alanlar açılmakta. Dikkat!..

* Şöyle bir şey oldu; en azından 28 Ağustos 2014 tarihine, yani Köşk’te devir teslimin yaşanacağı güne kadar; Erdoğan hem Cumhurbaşkanı, hem AKP Genel Başkanı hem de Başbakan.

* Şunu sanırım herkes merak ediyor; Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları belli olduğunda Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa hanım nasıl bir ruh haleti içinde idiler. Ve birbirlerine yönelik kullandıkları ilk cümle ne oldu, acaba Gül’ün ağzından dökülen ilk kelime ne oldu

* Erdoğan, Bakanlar Kurulu’na ilk ne zaman başkanlık edecek Hatırlayacaksınız; Tayyip bey seçim mitinglerinde sık sık, “Nasıl ki Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanıyor, Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu’na neden Başkanlık etmesin!” dedi. Acaba, bu dediğini ilk ne zaman hayata geçirecek ve nasıl karşılanacak

* Bu Köşk seçimlerinde en çok dikkat çeken, “adaylık kısıtlaması” idi. Liderin işaret ettiği isim 20 milletvekilinin imzasıyla ancak aday gösterilebildi. Bu bir handikap! Eski sistem bile daha “demokratik”ti; hiç olmazsa isteyen milletvekili aday olabiliyordu. Bu durum 5 yıl sonra yapılacak Köşk seçimlerinde düzeltilecek mi, acaba

* Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de (TSK) Başkomutanı oldu. Anayasa gereği. Erdoğan acaba nasıl bir Başkomutan olacak “Kasımpaşalılık” tavrı “Başkomutanlık” sıfatıyla birleşince nasıl bir tablo meydana gelecek Ben de doğrusu merak içindeyim.

* Devlet Bahçeli seçim öncesi birçok konuşmasında, “Herkesten olur ama Recep Tayyip Erdoğan’dan Cumhurbaşkanı olmaz, olamaz…” dedi. Çok iddialı bir tezdi bu. Seçim sonrası yaptığı açıklamada da Bahçeli, “mesafeyi koruyacaklarını, yeni Cumhurbaşkanı ile samimi olamayacaklarını” iletti. Merak ediyorum, ilk karşılaştıklarında nasıl tokalaşacaklar

* Erdoğan, kurucusu olduğu parti genel başkanlığından ayrılacak olması dolayısıyla küçük de olsa bir burukluk yaşıyor mu 12-13 yıldır besleyip büyüttüğüm partim elimden kayıyor, ne olacak, diye…

* Genel Müdürlere, Müsteşarlara, Bakan yardımcılarına bundan böyle uyku yok. Erdoğan özellikle geceleri “aktif Cumhurbaşkanı” olarak bu andığım makamdakileri sık sık arayarak “son durum” bilgisi alacak… Özal modelinde olduğu gibi…

* Tamam, halk seçti ama Erdoğan için “Başkanlık” şimdilik hayal. Bunda Tayyip beyin Burhan Kuzu’yu “es” geçmesinin büyük payı var. Ne demek istedim; Burhan Kuzu, Başkanlık konusunda baştan beri çalışan bir isim, Tayyip beyin bilgisi dahilinde. Ama son dönemeçte Erdoğan çok istemesine rağmen Burhan Hocayı TBMM Başkanı yapmadı. Partideki “Milli Mücadele” ekibinin hışmından çekinerek Cemil Çiçek beyi aday göstermek zorunda kaldı. Burhan Kuzu Meclis Başkanı olsaydı, belki de bu zamana kadar Anayasa çoktan değişmiş ve Başkanlık sistemi de Anayasada yerini almış olacaktı… Geçti Bor’un pazarı… 

Öngörülen Abdullah Gül, Ama…

Şimdilerde herkes yeni Başbakanın ve AKP Genel Başkanının kim olacağını tartışıyor, haklı olarak.

Bu makamlar için “öngörülen” isim Abdullah Gül…

Ancak ve ancak bu pratikte mümkün değil.

Zira Abdullah Gül milletvekili değil.

Milletvekili olamayan bir isim de Bakan olabilir ama Başbakan olamaz.

Peki, Başbakan bir başka isim olsa da Abdullah Gül de Başbakan Yardımcısı pozisyonunda olsa olur mu

Olur elbette.

Bunun yasalara göre bir sakıncası yok.

Ama şöyle bir şey var;

Bu formülü acaba Abdullah Gül kabul eder mi

Bence eder…

Yani diyelim ki, Mehmet Ali Şahin ya da bir başka isim 27 Ağustos 2014 tarihinde toplanacak AKP Olağanüstü Genel Kurulu’nda Genel Başkan seçildi, arkasından da Başbakan oldu.

Abdullah bey de yeni kabinede Başbakanın hemen altında yer alacak…

Bana kalırsa Gül ve arkadaşları bu formüle “hayır” demez.

Böylece 2015 seçimlerine gidilir.

Hiç olmazsa 2015’te belirlenecek milletvekili adayları noktasında ucundan kıyısından müdahil olma şansı elde ederler.

Aksi halde tamamen kaybederler.

Ama önemli olan şu herhalde; büyük patron bu formüle ne der!

İşte bütün mesele burada…

NOT: Bugün 13 Ağustos 2014, Çarşamba… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!