Türk Hava Kuvvetlerine ait bir savaş uçağı, Malatyadan havalandıktan sonra Suriye topraklarında düştü ya da düşürüldü...

Sonda söyleyeceğim lafı kestirmeden, en önce söyleyeyim;

* Savaş bir kaos, bir çıkmaz, bir yıkım, ülkeyi 50 yıl geriye götüren, çocukları anasız-babasız, yetim-öksüz bırakan dehşetengiz bir olaydır. Sakın ha....

* İlk açıklamalarda Suriyenin çelişkili açıklamaları dikkatlerden kaçmadı. Bir yandan, "Türk savaş uçağı alçak uçuş yapıyordu" derken öte yandan, "Uçağı vurduktan sonra Türk savaş uçağı olduğunu anladık." deniliyor. Bu nasıl açıklama böyle Bu ne perhiz, ne lahana turşusu

* Suriye makamlarına sormak lazım; 1 km. ihlal yapan uçağı kaç saniye önce vurma kararı alıp uyguladın Hiç İnandırıcı değil! Tam da burada teknik bir de bilgi paylaşalım; Türk savaş uçağının içeriye doğru (ihlal) uçma anı tamı tamına 3.6 saniye.. Suriyenin bu kadar gelişmiş hava savunma sistemi mi var, yoksa Suriye topraklarına konuşlanan bir başka güç mü söz konusu

* İsraille daha önce kapışmanın eşiğinden döndük... Türkiyeyi İsraille kapıştıramayan güçler sınır komşumuzla mı savaştırmayı planlıyor, acaba

* Karasuları ihlal edildi diye uçak düşürülür mü Düşürülür ama o ülke ile resmen savaş halinde olursunuz, sınırınızdan giren uçağı alaşağı edersiniz. Karasuları ihlal ediliyor diye her uçak düşürülseydi, Türk ve Yunan tarafında inanın uçak kalmazdı. Hava sahasını ihlal eden uçaklar olmuyor mu Oluyor Onlar da yine savaş uçakları eşliğinde ya inişe zorlanıyor ya da uyarılıyor. Elbette ciddi diplomatik krizler yaşanıyor bu alanda ama uçak da düşürülmüyor. Burada ağır bir tahrik olduğu da çok net ve açık.

* Türkiyenin caydırıcılığı da burada göz önünde bulundurulmalı. Olay ciddi olarak takip edilmeli, kasıt varsa, bunu gerçekleştirenler cezasını görmelidir. Aksi halde Türkiye bu işin peşini bırakır, hiçbir şey olmamış gibi de davranırsa hem bölgedeki güvenilirliğini hem de inandırıcılığını kaybeder. En önemlisi de kendine olan güvenini yitirir. Savaşmayalım ama sessiz de kalmayalım. Burada bir meydan okuma varsa bu kaosu meydana getirenler bunun karşılığını görmeli.

* Rusya faktörü de önemli. Bunca baskıya rağmen bugüne kadar Suriye rejimini ayakta tutan önemli faktör hiç kuşkusuz Rusya. Türkiye, bu ince ve hassas diplomasiyi izlerken Rusya faktörünü de göz önünde bulundurması gerekir. Öte yandan İranın Suriye ile ilişkileri de malum. Anlayacağınız her tarafı keskin bir bıçak. Neresinden tutsanız elinizi kesecek gibi...

H Son sözüm şu: Olay çok karmaşık ve eldeki veriler de yetersiz. Bilgiler netleşinceye kadar beklemekte yarar var..

İşte o kararname...

Olağanüstü icraatlar nedense hep olağanüstü dönemlerde gerçekleştiriliyor.

Örnek mi

Şu sıralar 12 Eylül 1980 askeri darbesinden tutuksuz olarak yargılanan Kenan Evren döneminde Yunanistanın NATOya girmesi gibi...

12 Eylül 1980 darbesi ile yönetimi ele geçiren Orgeneral Kenan Evren, darbeden neredeyse 1 ay sonra,  Türkiyenin yıllardır süren vetosunu geri çekerek Yunanistanın, 20 Ekim 1980 tarihinde NATOnun askeri kanadına tekrar dönmesine izin verdi.

Türkiye elindeki çok önemli bir kozu kaybetti. Ve uluslararası ilişkilerinde yıllarca Yunanistanın vetosuna maruz kaldı.

Şimdi yine olağanüstü bir dönemin bir icraatından daha söz etmek istiyorum;

Tarih; 29 Eylül 1961...

Merhum Adnan Menderesin, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkanın idam edilmesiyle sonuçlanan 27 Mayıs askeri darbesinden hemen sonra oluşturulan Kabine dönemi.

Birinci Cemal Gürsel Kabinesi...

27 Mayıs İhtilalinin başına oturtulan Orgeneral Cemal Gürsel Başbakan ve Milli Savunma Bakanı.

Emin Fahrettin Özdilek ve Muharrem İhsan Kızıloğlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı...

O Kabinenin imza attığı bir Kararname var;

Suriye ordusunun gerçekleştirdiği darbenin ardından kurulan Suriye Hükümetinin tanınması...

İşte o Kararname:

"28 Eylül 1961 tarihinde vuku bulan Suriye Silahlı Kuvvetlerinin hareketi istikametinde 29 Eylül günü teşekkül etmiş bulunan müstakil Suriye Devleti Hükümetinin, Hükümetimizce tanınması Bakanlar Kurulunda 29/9/1961 tarihinde kararlaştırılmıştır."

Artık biliyoruz ki, 12 Eylül askeri darbesinin gerçekleştirilmesinde bizim çocuklar diyen güç en büyük faktör.

Benim merak ettiğim, 1961de, yine bir askeri idare döneminde kabul edilen bu Kararnamede aynı gücün etkisi ne kadar

O mezbelelik ortadan kaldırıldı

6 Şubat 2012de şunları yazmıştım;

"Taksim"den Şişli yönüne giderken..

Vali Konağı Caddesinin girişinin hemen yanı başında yer alan otobüs durağındaki görüntü tam bir rezalet..

Ne zaman yapıldığını anlayamadığım yeraltına yapılan ve uzun süredir kullanılmayan iki tuvaletin görüntüsü tam bir kepazelik!

Şişlinin tam göbeği...

Günde yüz binlerce insanın geçtiği bir merkez burası...

Duvarları yıkılmış mekan, boşluklarına envai çeşit çöplerin atılmasından dolayı ve de temizlenmediği için tam bir mikrop yuvası haline gelmiş..

Sorumlusu Şişli Belediyesi mi İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi bilemiyorum.

Ama bu rezalete acilen el atılmasında fayda var..."

Aradan yaklaşık 4 ay geçti..

Bugünlerde buradan geçtiniz mi, hiç

Bu rezalet tamamen kaldırıldı...

Duyarlı belediye yetkililerine teşekkür ediyorum.

NOT:  Bugün 24 Haziran 2012. Uyan da balığa gidelim... 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 5 ay 24 gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde tık yok.. Takipçisiyiz...