Dostlarımız 14 Mayıs seçimlerinin sonuçlarını analiz etmemizi istiyorlar. Biz ise bu isteğe uzun uzun tahliller yapmak yerine, şu masalı anlatarak cevap vermekteyiz.
Zamanın birinde bir sultan ve tebaası yaşarmış. Sultan Müslüman olmasına Müslümanmış ama tebaasına zulmeder, onların haklarını gasbeder, zimmetine geçirir, hürriyetlerini kısıtlarmış. Halk bu durumdan muzdaripmiş ama sultanın yüzüne karşı da bunu söylemeye korkuyorlarmış. Günün birinde birisi bir fikir ortaya atmış:
- Arkadaşlar falan şehirde yaşayan bir eren kişi varmış. Etrafında da kendisini takip eden az sayıda kişiden bahsedilir. Bu kişi korkusuzmuş. Hele “zalim sultana” karşı zulmünü dile getirmenin bir cihat olduğunu söyler dururmuş. Gelin kendisini getirip, sultanımıza gönderip, nasihat etmesini ve zulümlere son vermesini sağlamayı deneyelim.
Öyle de yapmışlar. Eren kişi sultanın huzuruna çıkmış, yaptığı zulümlerden örnekler vermiş. Müslümanlara bu zulümlerin yapılmasının dünya ve ahirette muhtemel kötü sonuçlarını ayetle, hadisle, evvelki sultanların örnekleri ile korkmadan bir güzel anlatmış. Kendisinin de bunu söylemekle cihat ettiğini eklemiş. Sultan, demiş ki:
- Ey eren kişi! Sen görevini ve cihadını yaptın. Söylediklerin haktır, doğrudur, kitaba ve sünnete uygundur. Benim de senden bir dileğim var. Önümüzdeki salı gününe kadar sessizce ve sadece beni izlemeni isterim.
Erenin yakından izlediği sultan, bir ferman yazdırarak münadilerle her tarafta ilan ettirmiş:
“Ey ahali duyduk duymadık demeyin! Sizin iyiliğiniz için çalışırken aşırı yorulan sultanınız, süt havuzunda yüzmek ve yorgunluğunu gidermek istiyor! Herkes önümüzdeki pazartesiyi salıya bağlayan gece birer güğüm süt tedarik edip, sarayımın arkasındaki yüzme havuzuna boşaltsın! Bunu yerine getirmeyen cezalandırılacaktır!”
Nihayet o gece gelmiş. Herkes hazırlık yapıyormuş. Bir ihtiyar şöyle düşünmüş:
“O gece tam da ay karanlığına denk geliyor. Herkes havuza güğümlerle süt boşaltırken, ben güğümüme su doldursam, süt varmış gibi götürüp havuza boşaltsam kim fark eder ki? Süt kıymetli, su ise bedava!”
Salı sabah olunca sultan, eren kişi ile birlikte havuz başına gitmişler. Bir de ne görsünler, havuz ağzına kadar dolmuş. Dolmuş ama berrak su ile. Meğer herkes o ihtiyar gibi düşünmüş ve herkes güğümlerine süt yerine su doldurmuş ve havuza boşaltmış.
Sultan, erene dönüp şu sözleri söylemiş:
- Ey eren baba! Sen benim zulümlerimi huzuruma gelip İslam kaidesine göre yüzüme söyledin. Ben ise bu halkı iyi tanıdığımdan dolayı onların yapısını, bu ay karanlığı olan salı gecesi mizanseni ile sana ispat etmek istedim. Sen cihat ettin, var git. Ben ise ne yaptığımın bilincinde olarak yönetimimi böyle yapmaya devam edeceğim. Ta ki onlar kendilerini düzeltinceye kadar. Sen tebliğ ve irşat görevlerine devam et, ben de bunları böyle yönetmeye devam edeceğim.
Sayfalar dolusu veya saatler süren seçim tahlili yapmaya çalışmak zamanımızı fuzuli harcamak demektir. Kısaca bu “salı masalını” anlatmak kâfidir.
Biz çalışmalarımıza kaldığı yerden ve daha kararlı olarak devam etmekle mükellefiz. Neticeler ise Allah’ın takdirindedir.
EY MİLLÎ GÖRÜŞÇÜLER
Tüm pislikler Batı’dan getiriliyor
Yangına karşı biz dayanacağız!
Değerlerimiz bir bir bitiriliyor,
Davranmazsak biz de yanacağız!