O ses şu;
Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı Muhammet Fatih Safitürk Yurdu öğrencilerinin Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nden bir talebi...
Peki, nedir bu talep? Anlatayım;
An itibariyle Sakarya’da Muhammet Fatih Safitürk Yurdu bölgesine sadece Özel Halk Otobüsleri hizmet vermekte. Özel Halk Otobüsleri hem ücret olarak makul değil hem de tıklım tıklım dolu oluyor. Üstelik de bu pandemi döneminde…
Öğrenciler ne olmasını istiyor? Öğrenciler diyorlar ki;
* “Sakarya Büyükşehir Belediyesi, belediyeye ait Arifiye-Kampüs otobüsleri tahsis etsin. Ekrem Yüce başkandan istirhamımızdır…”
* “Özel Halk Otobüslerinde öğrenci ücreti 2.66 TL. Arifiye-Serdivan dönüşle birlikte 5.32…”
* “Yurt ücretimiz de KYK’lı öğrenciler olarak 375 TL. Yemek fiyatları da inanılmaz pahalı. Sabah verilen 6 TL, akşam verilen 13 TL’nin bir öğrenciye yetmesi imkânsız. Önceden 3 öğün yemek alabiliyorken şimdi 2 öğün yemek alabiliyoruz.”
* “Oysa belediyeye ait otobüs daha düşük ücrete taşıyor biz öğrencileri. Onun için belediye otobüsü istiyoruz. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem Yüce’nin bu talebimizi değerlendirmesini rica ediyoruz…”
***
Bana gelen maillerden, mesajlardan ve telefonlardan anlıyorum ki, üniversite öğrencileri bu talepleri için Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ne dilekçe/ler de sunmuşlar.
Ben de buradan Ekrem Yüce başkana seslenmek istiyorum;
-Sayın başkanım, bu talebi yerine getirmeniz sizin için küçük, öğrenciler için büyük bir adım olabilir! Lütfen, bu talebi gündeminize alınız! İlginiz için çok teşekkürler…
MESAJ PANOSU
“Adnan Bey, başımız sağ olsun.
Oğuzhan Bey’i kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz.
Allah (C.C.) gani gani rahmet eylesin. İnşallah hep birlikte cennette buluşuruz.
Oğuzhan Bey’in iki meziyetinden bahsedeceğim;
* Oğuzhan Bey Sarıkamış’ta bir inşaatın kontrol mühendisliğini yapıyordu. Bir sene lokantalarda yemek yemedi, lokantada içki veriliyor diye.
* İkinci meziyeti ise, babası vefat edince miras taksimi yapılıyor. Kendisine bir tarla düşüyor. Tarlayı satıyor, parasını Erbakan Hocama veriyor. “Hocam, babamdan miras kaldı, cihat için harca!“ diyor.
Hakikaten samimi ve şuurlu bir Müslüman’dı, Oğuzhan Bey. Gençliğinde bile sofi idi. Tekrar mekânı cennet olsun.” (MÜRSEL BAŞER)
“NASIL OLUYOR DA TÜRK ASKERİ GÖZÜNÜ KIRPMADAN ÖLÜME GİDİYOR!”
20 Temmuz 1974’te, Millî Görüş Lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın vermiş olduğu tarihi emirle Kıbrıs Barış Harekâtı (1974) gerçekleştirildi.
Adada zulüm engellendi.
***
Tarih; 15 Temmuz 1999, Perşembe.
Yer; TBMM Genel Kurulu, saat; 15.00.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’yla ilgili özel gündemli bir oturum yapılıyor, TBMM’de.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da o oturumda TBMM’de.
Oturumda söz alan merhum Oğuzhan Asiltürk, 1991 yılında yaşadığı önemli ve çarpıcı bir hatırasını anlattı. Okuyalım;
* “1991 yılında, Kuzey Atlantik Asamblesi üyesi olarak, o zaman Yunanistan’dan gelen parlamenterlerin bir kısmı cunta üyesiydi, cuntaya katılmış -sonra kendilerine parlamenterlik, işte, senatör falan birtakım şeyler vermişler- üyeler vardı. Tabiî, bizim belli bir fikrimiz var, onu savunuyoruz. Bana şunu söyledi: “Sizin çok geniş topraklarınız var -onlara göre- çok büyük bir ülkede oturuyorsunuz; yani, ne olacak; Kıbrıs’ta şu bir avuç toprak için bu kadar çırpınmanız neden?”
* “O anda, Allah rahmet eylesin, Genelkurmay Başkanımız Semih Sancar’ın, bir Amerikalı generale söylediği söz aklıma geldi, o anda aklıma o geldi. Sayın Sancar anlatmıştı. Biliyorsunuz, bizim NATO üyesi olmamıza sebep olan asıl olay, Kunuri’deki vesairedeki kahramanlıklardı, ondan sonra bizi NATO’ya üye yaptılar. “Bir Amerikalı general bana, ‘Biz de güçlü bir orduya sahibiz, bütün savaşlarda kazanıyoruz; ama bir şeyi ben çözemedim; nasıl oluyor da Türk askeri gözünün önünde, bile bile ölüme gözünü kırpmadan gidiyor’ dedi.”
* “Sayın Semih Sancar -çok değerli bir askerimizdi- ona şu cevabı vermiş: “Ben bunu sana anlatsam anlatamam. Lisanlar arasında mefhumlar çok önemlidir; şehitliğin manasını, bunun ulvî değerini, Allah katındaki mertebesini anlatsam anlatamam. Zaten, anlatmış olsam da senin anlayacağını zannetmiyorum.”
* “İşte, Yunanlar, Batılılar bizim bu meseledeki durumumuzu anlayamazlar, anlayacaklarını da zannetmiyorum; ama biz hakkı savunacağız. (FP sıralarından alkışlar) Sayın başkan çok teşekkür ediyorum, değerli arkadaşlarım sizden de şahıs olarak özür diliyorum; galiba biraz fazla zaman aldım, ona itiraz ettiniz; kusura bakmayın. Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)”
KİM NEYİ DİNLERSE DİNLESİN!
Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın anlatıyor;
* “Değerli büyüğümüz Oğuzhan Asiltürk, Hakk’ın rahmetine kavuştu. Camia olarak derin bir üzüntü içindeyiz. Milletimizin başı sağ olsun. Ülkemize önemli hizmetleri oldu. Hizmetleri ile duruşu ile anılacak.”
* “Şüphesiz 50 yılı aşkın süredir hareketimizin öncülerinden oldu. Kritik zamanlarda duruşu ile yol gösterici özelliği ile örnek alındı. Ülkemizin ve hareketimizin kritik süreçlerindeki duruşu camiamızın yüksek takdirini kazandı.”
* “Oğuzhan Asiltürk, duruşu, sadakati, kararlılığıyla anılacak ve örnek alınacak değerli bir büyüğümüzdü.”
* “Onlarca özel yaşanmış anlarımız var. Ülkemiz ve milletimiz için her şeyi şeffaf yapma hassasiyeti, dümdüz hareket eden bir yapısı vardı. 2010 yılıydı… Siyasi partilerde ortam dinlemelerinin olduğu haberleri yayılmıştı. Ben de kendisine, ‘Genel merkeze cihaz getirip araştıralım’ dedim. ‘Biz bu milletin aleyhine bir şey konuşmuyoruz. Kim neyi dinlerse dinlesin!’ ifadelerini kullandı.”
ŞAHİTLİK!
Şahittir cihadına
Mahkeme salonları,
Koğuşlar,
Demir parmaklıklar.
***
Şahittir cihadına
Meclis tutanakları,
Katipler,
Bakanlıklar.
***
Şahittir cihadına
Kıbrıs Barış Harekâtı
Dalgalanan Türk bayrağı
Yüzleri gülen mazlumlar.
***
Şahittir cihadına
İl il ziyaretler
Basamaklar,
Yorgunluklar.
***
Şahittir cihadına
Gülümserken
Daha çok beliren
Gözlerindeki ışıklar.
***
Şahittir cihadına
Davan için koştururken
Etrafında toplanan
Bağrı yanık âşıklar...
(ABDULLAH KARA)