Ronaldo! Şampiyon Portekiz’in kaptanı. 2016 dünyasının en ünlü futbolcusu. Gündemin bir numarası…

Bugünden geriye giderek yazalım biz de onu. 270 bin avro prim almış ve hepsini çocuklar için kanserle mücadele eden bir vakfa bağışlamış.

Gazetelerin futbol sayfalarına düşen makalelerin çoğu, neden bizimkiler böyle değil, temasıyla yazılmış. Bizimkilerin Ronaldo olmak gibi bir dertleri mi vardı? Ronaldo’nun gerçeğinin yaşadığı dakikalara, bizimkilerin erişecek hayali bile yoktur.

Acı duyan yerlerimizi yok etmemiz çare değildir. Kendimizi yok etmeye varır sonu.

Bizimkiler turnuvanın hayal kırıklığı ilan ediliyorlar, bağlı olduğumuz bir numaralı futbol kurumu tarafından. Fakat onların hezimetlerine ragmen aldıkları primlerden nemalananlar, pay alanlar utanmalarını engellemek için, oraya kadar gitmemiz dahi bu millete yeter de artar bile, anafikirli yazılar okuttular gazetelerini bayilerden satın alanlara…

Hatta elemeleri geçebilseydik, final oynayacaktık gibi akıl dışı üretimleriyle kirlettiler insanımızın yaşadığı üzüntüleri. Elemeleri geçmemizin ise, filan takımının falan takımı yenmesine, falan takım da filan takımı yenebilirse ancak gerçekleşeceğinin hesaplarını yaptıklarını unutmuşlar gibi…

Yaz sıcağı mı, yoksa genlerinin rahatsızlığı mı engelliyor utanmalarını?

Ronaldo’nun ağlamasının da yazalım, biraz geriye dönerek.

Ağlamak, onlarca kamera karşısında ağlamak, bu kadar mı samimi olurmuş ve insanın içini yakarmış? Öğrendik, tanık olduk.

Rakiplerinin favoriliğini iptal ettiren ve tüm sempatileri takımına yönlendiren gözyaşlarını Ronaldo’nun, herkes unutsa bu ülkenin insanları unutmayacak. Zira bizim içimizde, neden bir Ronaldo’muz yok acımız hep olacak.

Nasıl bir samimi ağlamaktır ki o, içinde zerre kadar, kendisini sakatlayan rakip futbolcuya kızgınlık yoktu, o futbolcuya müdahale etmeyen hakeme bir sitem yoktu. Bu bana yapılır mı isyanı yoktu. Şampiyon olmamızı istemeyenlerin komplosudur mazereti yoktu.

Bir de bizim baş balonumuzu hatırlayın. Bir İstanbul takımını çalıştırıyorken, şampiyonluk sözü ona verilmiş gibi, puanları yetersiz kalınca, şampiyonluğu elimden almak istiyorlar deyip, sahaları bastığını yardımcılarıyla, hafızalarımızdan silinebilir mi? Bana baksınlar, benim gibi olsunlar kaidesine gore seçme yaptığını da herkes biliyorken…

Bizimkiler dönüp gelirken, bir tane üzüntülü yüz gördünüz mü? En olmayacak gölü yiyerek takımın mağlubiyetine sebep olmuş kalecimiz ne dedi? Görevimi yaptım, gönlüm rahat…

Ronaldo’nun o ağlama görüntülerinden sonra demeç verme yarışına giren futbolcularımıza ne demeli?  Ben de şu vakit ağlamıştım, ben de şu şöyle olduğunda ağlamıştım. Kayıp prim ağlamalarını insan, neden hatırlatır hiç utanmadan. Bu da bilinmez.

Futbolcular futbolcularla karşılaştırılır. Teknik direktörler, teknik direktörlerle karşılaştırılır. Hakemler hakemlerle; yöneticiler yöneticilerle karşılaştırılır ama onlardaki bir Ronaldo, onlarla Ronaldo olmuştur.

Bu da bilinmelidir.