Hayatımız acı ile neşe arasında gidip gelir. Zaman bu iki

duyguyu bizim ellerimizde öğütür ve tarihin arşivine kaldırır. Acı hayatımızı

ve alışageldiğimiz düzeni yerle bir eder ve bizi beklemediğimiz kavşaklara

sürükler. İşte böyle durumlarda yaslandığımız en güçlü bastondur sabrımız.

Sabır elzem ihtiyaçlarımızdandır o yüzden sabrımızı

beyhude işler peşinde tüketmemeli ve israf etmemeliyiz. Aksi taktirde

yaşadığımız küçük meselelerde dahi büyük buhranlara ve içinden çıkamadığımız

dehlizlere sürüklenebiliriz. Bu nedenle ekmek israfına verdiğimiz önemi sabır

israfına da vermeliyiz. Yani sabrımızı, ah vahlar ya da keşkeler peşinde

tüketmemeliyiz.

Uzmanlar tüm ruhsal sorunların temelinde sabretmek ve

kabullenmek yerine neden diye sorgulama ve kaçınma eğiliminin olduğunu ifade

ediyorlar. Oysa insan acıya karşılık gelecek miktarda sabır potansiyeline sahip

olduğunu bilse ve bunu işler hale getirebilse hayatın yükünü daha rahat taşır

ve yoluna devam eder.

Eğer sabrınızı, giyemedikleriniz, yiyemedikleriniz gezip

tozamadıklarınız ve hayatınızla ilgili elde edemedikleriniz peşinde

tüketirseniz, ihtiyacınız olduğunda gerekli sabrı bulamaz ve dayanma gücünüzü

kaybedebilirsiniz. Eğer kalkabilmek için yaslanacağınız sabırdan bir bastonunuz

yoksa işiniz kolay olmayacaktır.

Çözüme götüremeyeceğiniz şeyler için dua ile Allah a

tevekkül edin ve başınıza geleni kabullenmenin en geçerli çözüm olduğunu

unutmayın.

Sabırla tahammülü karıştırmamak gerekir. Sabır, imtihanın

Allah tan geldiğine inanmak, göğüs germek, sükunetle karşılamak ve çözüm

arayışında olmaktır. Tahammül ise, yaşanan sıkıntılara istemeden katlanmaktır.

Acıya istemeden katlanan bir kişi duygularını bastırır ve kendini ifade

etmekten kaçınır. Çünkü katlanmak zorunda olduğunu düşünmektedir. Eğer bir kişi

istemeden bir şeye katlanıyorsa, bu zaman içinde kin ve öfkenin birikmesine

neden olacaktır. Sabreden kişi ise yaşadığı zorlukların üstesinden gelebilmek

için çaba gösterir ve bunun ahirette bir karşılığının olacağını bilir. Bu

nedenle zorlanarak katlanmanın ruh sağlığımıza bir faydası yoktur. Burada kişi

kabuğuna çekilmiş ve zedelenen özgüvenini yeniden kazanmaya çalışmaktadır. Oysa

Sabır sonuç itibariyle bir değişim ve dönüşümdür ki, bu değişim kişinin

yaşadığı sıkıntılarla yüzleşmeyi gerekli kılar. Sabreden kişi bunun dünyada ve

ahirette karşılığını göreceğine inanır ve nedenle toparlanmakta ve ayağa

kalkmakta zorlanmaz.