Hani ikisi arasındaki o dağlar kadar farkı, fark etmesem.
Ya da her uğranıldığında, yaşanılan o ikilemi görmesem.
Bu yazı elbet yazılmayacaktı.
Devasa ayrım gerçi herkesin malumu.
Devlet hastanesinden randevu almanın mümkünü yok.
Es kaza yolunuz düştüyse.
Doktorlar adeta barikat kurmuş.
İnsanlara “yaklaşmayın” feryadındalar.
Diş hastaneleri tamamen kepenk indirmişler.
Kesinlikle hasta kabulü yok.
Ancak acilden gittiğinizde.
Güvenlik sizi uzaydan gelmiş yaratık gibi ya da gardiyan gerilimi eşliğinde doktordan çok uzak tutarak kabul işlemi yapıyor.
Tabii muayene kesinlikle yok.
Acil işlemde diş çekimi, dolgu, kanal tedavisi mümkün değil.
Devlet hastanesinin diş doktorunun tek yaptığı, muayene etmediği hastasının iki metre uzaktan apseli şişmiş suratına bakıp, antibiyotik yazıp göndermek.
Komşumun kızı aylarca böyle gitti geldi, acile.
Suratı şiş konuşamamakta.
Antibiyotik bitti, genç kızın ağrıları dinmedi.
Defalarca gitti, her seferinde antibiyotik.
Bu durum aylarca sürdü.
Özele gidecek parası yok.
Aile en sonunda çocuğunu özele götürdü, dişini 300 liraya çektirdi.
Orada virüs yok, dediler.
Ben de aylardır devlet hastanesinden randevu alamıyorum.
Mahallemizdeki özel hastaneye uğradım ki.
Gerçekten orada virüs yok.
Doktorların barikatı yok.
Neredeyse maskelerini de çıkarıp atacaklar.
Müşterileri çok güzel ağırlamaktalar.
Çay kahve söylemekteler.
Çocuk doktoru, çok güzel açmış çiçeğine, beğeni sözcüğümü duyunca; makası eline alıp çiçekten bir dal kesip peşim sıra koşturdu.
“Belli çiçekseversiniz, buyurun siz de yetiştirin” dedi.
Aman Allah’ım, bir günde yaşadığım bu iki farklı muamele.
Tabii bu arada devlet hastanelerinde in cin top oynamakta.
Hayaletler vadisine dönüşmüş.
Yolunuz düştüğünde korkuyla arkanıza bakmadan gidemiyorsunuz.
Kimsecikler yok.
Fakat özel hastaneler ana baba günü.
Kuyruklar, işlemler.
Önümdeki sırada sadece bir firmadan gelmiş otuz kişi vardı.
Elbet çok kârlı satışlar söz konusu, biz müşterilerine.
Endoskopi, kolonoskopi, tomografi, kan tahlilleri derken bir emekli, sigortası olduğu halde on binden aşağı dışarı çıkamamakta.
Fakat mecburlar, hastalıklarla mücadele etmek, tedavi olmak zorunda bu insanlar.
Hâsılı devlet hastanelerini mesken tutan virüs korkusu, özel hastanelerde zerre miktar bulunmamakta.
Bu da devlette, işlerin ne kadar savsaklandığının kanıtı.
Yurtseverliğin sadece vatanın toprağını sevmekle ilgili olmayıp; bu mazlum halka hizmetle doğru orantılı olduğunun atlandığı çok bariz ortada.