Fatih Sultan Mehmed Han’ın 1453’teki fethiyle başlayan “Avrupa’nın Şark Meselesi Oyunu” günümüzde halen devam etmektedir. “Şark Meselesi” terimi ilk olarak 1815’te Viyana Kongresi’nde dillendirilmişti. Bu sorun(!) genel ifadeyle, “Osmanlı Devleti’ni tarihi süreç içerisinde zayıflatmak, bir takım unsurlarla parçalamak ve önce Avrupa, daha sonra da Ön Asya topraklarından atmak” projesidir. Bunun hayata geçirilmesinde kullanılacak en önemli argüman ise azınlıklardı. Avrupalı devletlerin bu projeyi hayata geçirmek için ürettikleri sihirli formül ise kısaca şöyleydi: “Eğitim sistemiyle oynamak. Milliyetçi fikirleri yaymak. Verilecek borçlarla devletin iflasını sağlamak. Kritik bölgelerde, reform adıyla bazı konularda ısrar etmek. Bu reformlar gerçekleştirilirken, silahlı direniş hareketleri organize etmek. Bölgeye yarı otonom ve bağımsızlık sağlamak.” Bugünkü sayfamızı, Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla birlikte Osmanlı gibi koca bir kalenin burçlarına yerleştirilen bombanın ortaya çıkardığı sonuçlara ayırdık.

Osmanlı’nın tasfiye başlangıcı

Tanzimat fermanıyla, Suriye, Lübnan, Cidde ve Rumeli gibi muhtelif yerlerinde huzursuzluklar ortaya çıktı. Kanlı çatışmalar ve isyanlar baş gösterdi. Osmanlı coğrafyasının geniş bir alanına yayılan bu çatışmalar neticesinde Avrupa devletlerinin müdahaleleri de arka arkaya geldi.

Tanzimat, 1839 senesinin 3 Kasım Pazar günü Topkapı Sarayı’nın Gülhane Kasrı’nda ilan edilmiştir. İlan edildiği yerin adı sebebiyle Gülhane Hat-tı Hümayunu olarak anılan Tanzimat Fermanı için düzenlenen tören büyük bir katılımla yapıldı. Tüm devlet ve saray ricali, şeyhülislam, Rum ve Ermeni patrikleri, Musevilerin hahambaşı, esnaf ve İstanbul’daki elçilik temsilcileri bu merasime eşlik etmişlerdi. Fermanı, bizzat Mustafa Reşid Paşa okumuş, o sırada 17 yaşında olan Sultan I. Abdülmecid ise töreni Gülhane Kasrı’nden izlemiştir.

SULTANI İKNA EDEN ADAM!

Sultan İkinci Mahmud devrinde hazırlığına başlanan Tanzimat’ın tamamlanması konusunda Sultan Abdülmecid’i ikna eden isim fermanı okuyan Mustafa Reşit Paşa’dır.

Bu ferman, bir Padişah iradesi biçiminde yani “irâde-i seniyye” formatında meydana getirilmiş ve bu haliyle devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekâyi’nin 22 Aralık 1839 tarihli nüshasında yer almıştı. Daha sonra ise, diğer devletlere de duyurulmak üzere ferman Fransızcaya tercüme edilerek, yabancı devletlerin İstanbul elçiliklerine gönderilmişti.

Böylesine büyük bir demagoji içinde Tanzimat her yıl merasimlerle kutlanmak istenmiştir. O güne “Yevmi adalet” adı verilir. Gecesi ise “Leyle-i adalet” denilerek bütün minarelerde kandiller yakılır. Hat-tı Hümayun’un okunduğu mahale bir abide, aynı abidenin daha büyüğü ise Bayezid Camii’nin avlusuna dikilmek istenir. “Nişane-i adalet” ismi verilecek bu abidelerin inşaası projeden öteye geçememiştir. 

Azınlıkların güçlenmesine sebep oldu

MÜSLİM-Gayrimüslim tebaa arasında şahsi haklar ve vatandaşlık hukuku açısından eşitlikten söz eden bu ferman, devletin ana nizamına ve ilk dönemden beri süregelen toplum yapısına yıkıcı bir darbe vurmuş oldu. Müslim-Gayrimüslim tebaa arasında derin bir uçurum oluşturan fermanla, Suriye, Lübnan, Cidde ve Rumeli gibi muhtelif yerlerinde huzursuzluklar ortaya çıktı. Kanlı çatışmalar ve isyanlar baş gösteri. Osmanlı coğrafyasının geniş bir alanına yayılan bu çatışmalar neticesinde Avrupa devletlerinin müdahaleleri sözkonusuydu. Tanzimat Fermanı’yla “Osmanlı Devleti’nin tasfiye sürecinin startı” verilmiş oldu. Tanzimat Fermanı’nı inceleyen Ord. Prof. Hilmi Ziya Ülken, “Tanzimat, Batı milletlerinin gerçekleştirdikleri hürriyet, eşitlik, demokrasi ideallerinin bir cinsten bir millet içinde gerçekleşmesinden ziyade, yabancı müdahalesinden faydalanan ve ayrılmak isteyen azınlıkların işine yarayan bir vasıta olarak kaldı. Devlet, Tanzimat ruhuna uygun olarak azınlıkları yüksek hizmetlere getirdi. Onlardan tercümanlar, sefirler, müşavirler hatta pek çok nazırlar yetiştirdi. Fakat bu yetkilerin verilişi, azınlıkları Osmanlı birliğine bağlamadı. Tam tersine onların ayrılma fırsatlarını artırdı. Öte yandan Tanzimat Fermanı’nın müsaadelerinden faydalanan azınlıklar, ekonomik alanda kuvvetlendiler. … Ortaçağ Türk Loncaları çözülüyor, Kapalı Çarşı ve kapanlar zayıflıyor, hatta Tanzimat sırasında doğmaya başlayan Hayriye esnafı bile yabancı sermayeden yardım gören azınlık ticarete ile rekabet edemiyordu. Bu hal Tanzimat’tan sonra feodal Türk endüstrisinin çok dallarının yıkılması, ticaretin kısmen azınlıklar eline geçmesi, azınlıkların asker olmamaları yüzünden Türk halkına göre nüfusça da çoğalması gibi Türk halkı aleyhine sonuçlar doğurdu. Türkler artık yalnızca memur ve çiftçi olacak bir duruma girmeye başlamışlardı.” ifadelerini kullanmıştı.

Taklitçilikte gelinen son nokta!..

Fransa’daki “Rönesans”ı ülkemize getirme çabasındaki bir avuç beyinsizin koskoca imparatorluğa dayattığı Tanzimat Fermanı’nda, “Adalet” adı altında sanki hiç bir hakkı hukuku yokmuş gibi gayrı-müslim tebaaya imtiyazlar sunuluyordu. 

Avrupa’daki “Rönesans”ta sanayileşme politikası, iktisadiyat, ziraat politikası, sanayi kalkınması ve maliye politikası vardı. Osmanlı’ya dayatılan “Rönesans”ta ise Viyana Kongresi’nin izleri bulunuyordu. İşte birkaç madde:  

- Müsadere usulü kaldırılmıştır. Kimsenin serveti elinden alınamaz

- Askerlik, muvazzaf (mesleği askerlik olan) ve redif (askerlik görevini yerine getirdikten sonra yedeğe ayrılan er) olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

- Memuriyet, bedel ile satılamaz. Rüşvet yoktur. 

- Gayrı müslimler de Müslümanlarla aynı hak ve hukuka sahip olacaktır. 

- Herkes hayatından emindir. Kimse mahkeme kararı olmadan idam edilemez.

Osmanlı’yı İslami yönetimden uzaklaştırma fikrine ön ayak olan Tanzimat Fermanı’nın okunmasıyla başlayan ve Birinci Meşrutiyet’e kadar geçen zamana “Tanzimat Dönemi” denilir. 

TANZİMAT PADİŞAHI SULTAN BİRİNCİ ABDÜLMECİD

Tanzimat Padişahı olarak anılan Sultan Abdülmecid, 1839 yılının 1 Temmuz günü tahta çıkmıştır. Sultan İkinci Mahmud’un oğlu olup, Bezm-i Alem Valide Sultan’dan 25 Nisan 1823 senesinde doğmuştur. Sultan İkinci Mahmud’un daha önceki oğullarının erken yaşta vefat etmesi neticesinde iki yaşındayken veliaht olmuştur. Henüz 17 yaşındayken tahta çıkan Sultan Abdülmecid, babasının ısrarla takip ettiği “Batı’yı taklit” hareketi yürütmüş ve cülusundan 4 ay 3 gün sonra Gülhane Hatt-ı Hümayun’uyla Tanzimatı ilan etmiştir. 

Mustafa Reşit Paşa kimdir?

İSTANBUL’UN Davutpaşa semtinde 13 Mart 1800’de dünyaya gelen Mustafa Reşit Paşa’nın babası Mustafa Efendi’dir. Memur olan babasını 10 yaşındayken kaybeden Mustafa Reşit Paşa’nın muntazam bir tahsil görmediği bilinir. Sultan İkinci Mahmut döneminin sadrazamlarından eniştesi Ispartalı Seyyid Ali Paşa’nın yanında yetişen Mustafa Reşit, eniştesinin görevleri sebebiyle ülkenin hemen her yerinde bulunmuştur. Devrin ilim dili olan Arapça ve Farsça’yı öğrenme istidatı gösteremeyen Mustafa Reşit, Fransızca’yı gayet iyi bir şekilde öğrenmişti. Sonraki dönemde Mustafa Reşit, eniştesinin azledilmesiyle birlikte işsiz kalmıştır. Bir müddet sonra eniştesinin ahbaplarından Köse Akif Efendi’nin yardımıyla Sadaret mektubi kalemi’nde memuriyet bulan Mustafa Reşit, Pertev Paşa’nın himayesine mazhar oldu. Bu vesileyle memuriyetteki basamakları hızla çıkan Mustafa Reşit, sefaretlerde görevler almaya başladı. Sefaretlerdeki görevleri sırasında Mason olan Mustafa Reşit Paşa, Sultan Abdülmecid’in cülusunu tebrik bahanesiyle geldiği İstanbul’da Mason biraderleriyle birlikte Tanzimat çalışmalarına hız verdi. Tanzimat’ı ilan ettirmek için Sultan’ı ikna eden isim de Mustafa Reşit Paşa olmuştur. Gülhane Hat-tı Hümayunu’nu bizzat okuduktan 7 yıl sonra da Sadrazam oldu. Muhtelif tarihlerde hepsi de Sultan Abdülmecid zamanında olmak üzere toplam 6 yıl 8 ay, 19 gün sadrazamlık yaptı. Kendisi gibi mason ve 33 dereceden mason üstadı olan İngiliz Büyükelçisi Lord Rodding en iyi dostuydu. Dostları arasında dikkat çeken bir başka isim ise Tanzimat Fermanı’nın okunması sırasında kendisini yalnız bırakmayan Fransa Kralı’nın oğlu Jouanville’dir.

KRONOLOJİ

1 KASIM Cezayir’de bağımsızlık savaşı (1954). 

Latin harflerinin kabulü (1928).

3 KASIM “Gülhane Hattı Hümayunu” ile Tanzimat Devri’ nin başlayışı (1839).

Çubuk Barajı Açıldı (1936).

4 KASIM UNESCO’nun Kuruluşu (1946).

Sovyetlerin Budapeşte’ye müdahalesi ve işgali (1956).

5 KASIM İsmet Paşa Başkanlığındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi Delegasyonu’nun,   Ankara’dan,  Lozan  görüşmelerine katılmak üzere hareket etmesi (1922).

6 KASIM Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (GAP)’ın Kuruluşu (1989).

10 KASIM “Halk Fırkası”nın Adı, “Cumhuriyet Halk Fırkası”  olarak değiştirildi (1924).

Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü (1938).

11 KASIM Birinci Dünya Savaşı’nın sonu (1918).

4305 Sayılı Varlık Vergisi Yasası kabul edildi (1942).

Türkiye Kalkınma Bankası’nın kuruluşu (1975).

12 KASIM Plevne Müdafaası (1887).

Düzce’de 7.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi (1999).

13 Kasım Birinci Dünya Savaşı sonu İtilaf Devletleri donanmasının İstanbul’a girişi (1918).

Suriye’de Savunma Bakanı General Hafız Esad’ın yönetime el koyması (1970).

14 KASIM Telsiz Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu (1983).

16 KASIM Süveyş Kanalı’nın açılışı (1869).

17 KASIM Ankara’da Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu.  Kurulan ilk muhalefet partisidir (1924).

Son Padişah Sultan Vahdettin’in Türkiye`den ayrılışı (1922).

Güney Afrika siyasi liderleri, ırk ayrımına son veren yeni anayasayı kabul etti. (1993).

18 KASIM Büyük Millet Meclisi’nin Abdülmecit Efendi’yi halifeliğe seçmesi (1922).

19 KASIM Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK)’nın toplanması,  Paris Sözleşmesi’nin imzalanması (1990).

20 KASIM Halk Fırkası, “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” örgütünü bünyesi içine aldı (1923).

Türkiye’de ilk koalisyon hükümetinin İsmet İnönü tarafından AP ve CHP’li bakanlarla kuruluşu (1961).

22 KASIM Sultan I. Ahmet’in ölümü; 

I. Mustafa’nın Sultan ilan edilmesi (1617).

23 KASIM Cumhuriyet tarihinin ilk çerçeve özelleştirme yasası, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi (1994).

24 KASIM Sürgünde bağımsız Filistin Devleti’nin kuruluşu (1988).

25 KASIM Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun`un kabulü (1925).

26 KASIM Lakap ve ünvanların kaldırılışı (1934).

27 KASIM Kore’de, Kunuri Savaşı’nın  başlaması (1950).