“Ey ümmetim! Hilâli görünce oruç tutunuz. Yine hilâli gördüğünüzde iftar ve bayram ediniz. Eğer hava bulutlu olursa Ramazan’ı otuza tamamlayınız.”
Yukarıdaki hadis-i şerifi Hz. Ömer’in (R.A.) oğlu Hz. Abdullah (R.A.) bizzat Peygamber Efendimizden (S.A.V.) duyarak rivayet etmiştir.
Bu hadisin zahirinden anlaşıldığına göre Resulûllah Efendimiz (S.A.V.), hesaba, takvime ve saireye göre değil, hilâle göre oruca başlayıp, bayram yapmayı emretmiştir. Resulûllahın emrine uymamak caiz değil günahtır. Bundan dolayı âlimlerimiz hilâli gözetlemek farz-ı kifayedir hükmünü çıkarmışlardır. Takvime uyacağız bahanesiyle farz-ı kifaye olan hilâli gözetlemeyi ümmetin toptan terk etmesi haramdır. (Fethu’l-Kadir, C/2, Sf: 313. M. Erbaa, C/1, Sf: 551).
Ramazan ayına girmek şu üç şeyle sahihtir:
1. Çıplak gözle hilâli görmek suretiyle Ramazan’a girebilmesi,
2. Şaban ayının 29’uncu günü hava bulutlu ise Şaban’ı 30’a tamamlamak suretiyle Ramazan’a girilebilir. Şevval ayı görülmediği zamanda Ramazan otuza tamamlanacaktır.
3. Başka beldelerdeki Müslümanların hilâli gördüklerinin şehadeti ile de Ramazan orucuna başlanır.
Eskiden Müslümanlar bu şartlar muvacehesinde Ramazan oruçlarını tutar ve bayramlarını yaparlardı. Ramazan’ın başlaması, bitmesi, bayram tarihi konusunda fıkhımızın hükümleri ve talimatları titizlikle ve özenle yerine getirilirdi. Ancak 1926 yılında verilen bir karar ile Ramazan ve bayram hilâllerinin hesabının Rasathane Müdürlüğü’nce tespiti ve oradan verilecek talimata göre amel olunması kararlaştırıldı. Ülkemizde 1926 yılı Ramazan’ında hilâli çıplak gözle görerek değil, rasathane hesabına göre oruç tutulmaya başlanmıştır. Böylece Peygamberimizin açık hadisine ve imamlarımızın fetvası rafa kaldırılmıştır. Son dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hilâle göre ayarlama konusunda önemli çalışmaları vardır. Dünya Müslümanlarıyla birlikte yürütülen bu çalışmanın bir an önce tam anlamıyla uygulanmasıyla hilâle göre başlama ve bayram etme konusunda birlik olacaktır, inşallah.
Hilâle uyan ve takvime itibar eden Müslümanlar arasında fitneye neden olan uygulamanın sıhhate kavuşması Peygamber Efendimizin (S.A.V.) reçetesinde saklıdır. Birlik olmak için doğruya uymak yeterlidir.