Bismillahirrahmanirrahim

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (C.C.)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

İnsanın hayatı imtihandan ibaret bir seçimdir. Bunu kavrayan her insan ve toplum, bütün işlerini İslam ile görmeye gayret eder. Çünkü İslam Allah’ın rızasıdır. İslam’dan başka hiçbir şeye Allah’ın rızası yoktur. İslam, hayatın tamamını kuşatan bir hayat nizamıdır. Bu bakımdan İslam, iman ve uygulamadır. İslam’ın uygulamaya yönelik getirdiği esasları; insanın din ve ahlakını, ilmini, talim ve terbiyesini, ekonomik düzenini, helal ve haramı, siyasetini, hukukunu, yönetimini, uluslararası ilişkilerini bir bütün olarak tanzim eder. İslam, Allah’ın yoludur. Allah, kullarına İslam yolunu önermiştir. Allah, “din ve düzen” olarak İslam’dan başka yollara; AB yoluna, faizci kapitalist nizama, ABD ve İsrail dostluğuna yönelen hiçbir kul ve toplumdan razı olmaz. Allah’tan başkasının icat ettiği düzene tabi olanlar, düzenine uydukları kesimleri, Allah’ın ilahlığına ortak edinmiş olurlar. Bu ise insan ve toplumu helak olmaya götürür. Bu, bir Müslüman’ın yaptığı seçimlerin muhasebesini yaparken dikkate alması gereken tek hak ölçüdür.

SON SEÇİMİ KİM KAZANDI?

Zahiren 24 Haziran seçimlerini cumhurbaşkanlığı bazında Recep Tayyip Erdoğan, milletvekilliği seçimleri bazında ise AK Parti ve MHP ittifakı kazanmıştır. Sonuç olarak ülkeyi bir beş yıl daha Recep Tayyip Erdoğan yönetme imkânına kavuşmuştur. Recep Tayyip Erdoğan, 16 yıl ülkeyi idare etmiştir. Bu süre içersinde sosyal alanda AB’nin talebi üzerine çıkartılan yasalar sebebiyle ahlaki ve manevi değerlerde büyük aşınma yaşanmıştır. Eğitim, daha da materyalist ve liberal bir muhtevaya döndürülmüş ve içinden çıkılamaz hale getirilmiştir.  Ekonomide ise uygulanan faizci kapitalist politikalar yüzünden ülke büyük bir borç yükünün altına sokulmuş, ülkenin sanayi altyapısı çökertilmiş, tarım ve hayvancılık öldürülmüş, adil olmayan vergiler ile vatandaşlar daha da fakir hale getirilmiştir. Yargıya güven azalmıştır. Keyfi uygulamalar olağan hale gelmiştir. Dış politikada ülke sıkıntılı bir sürece sokulmuştur. Yapılan bu uygulamaların hiçbirisi Allah’ın bize bildirdiği saadet esaslarına uygun değildir. Yani AK Parti, bu 16 yıllık iktidarı döneminde insan ve toplumun dünya ve ahiret saadetini dikkate alarak adil bir yönetim yapmamıştır. 16 yıllık AK Parti iktidarında kazananlar faizciler ve rantiyeciler olmuş, milletimiz kaybetmiştir. Bu yeni dönemde tek kişilik hükümet yetkili olarak seçilen Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin 16 yıldır uyguladığı adil olmayan yönetimi yürütürse yine milletimiz kaybedecek, faizciler ve rantiyeciler kazanacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın… Allah Teâlâ’nın gazap ettiği şeyler ile yönetim yapanların ve böyle bir yönetime rıza göstererek destek olanların kazanması olmaz. Bu seçimi gerçekten kazananlar; “Adil Bir Düzen” kuracağız, adil bir yönetim yapacağız, insan ve toplumun dünya ve ahiret saadeti için çalışacağız diyen Saadet Partisi ve bu gayeyi gerçekleştirmek için malıyla canıyla mücadele eden kadrolarıdır. Saadet Partisi’ne bu inançla oy verenler bu seçimi kazanmışlardır. Gerçek olan budur.

NASIL KAZANDILAR?

Bu seçimi kazanmış gibi gözükenler, nasıl kazandılar. Bu seçimi nasıl kazandıklarını Recep Tayyip Erdoğan, AK Partililer ve Bahçeli gayet iyi bilmektedir. Allah da bilmektedir. Bu seçimi kazanmış gibi gözükenler, Bilge Başkan Temel Karamollaoğlu başta olmak üzere bütün Saadet Partisi kadrolarına atıkları iftiralar, hakaretler ve yalan üzerine inşa ettikleri algılarla kanmışlardır. Biz Saadet Partililer olarak, çıkan bu neticenin nasıl alındığını arazide yaşayarak gördük. Buradan ilan ediyoruz ki biz hiçbir zaman şer odaklarıyla birlikte olmadık. ABD ve İsrail’i stratejik müttefik edinmedik, AB’yi bir medeniyet projesi olarak görmedik, faizci düzeni savunup hile rejimine, köle düzenine rıza göstermedik, devletin içine sızarak milletimizi içerden çökertmek isteyen FETÖ ve benzeri gruplarla iş tutmadık. Ülkeyi bölmek ve İsrail’e vilayet yapmak isteyen PKK ve yandaşlarına hiçbir zaman kol kanat germedik. Biz milletimizin inancını, tarihini, ruh kökünü temsil eden Milli Görüş çizgisinden zerrece sapmadık. Her türlü imkânsızlığa ve engellemeye rağmen üstün bir çalışma sergiledik. Biz yaptıklarımızı Allah için yaptığımızdan eminiz. Saadet Partisi bu seçimlerdeki duruşuyla toplumun makul çoğunluğunun takdirini kazanmıştır. Yürüttüğü ilkeler siyaseti ile toplumda yaşanması muhtemel derin kırılma ve kutuplaşmaları engellemiştir. Bundan sonra da aynı duyarlılık ve hassasiyet ile inandığı doğruları korkusuzca söylemeye devam edecektir. Popülist siyasete uymuyor diye hakikati söylemekten asla geri durmayacaktır. Bizim derdimiz makam derdi değil, insan ve topluma saadet getirecek Adil Düzen ve yönetim derdidir. Saadet Partisi’ne yönelik kara propaganda seçimden sonra da devam ettiriliyor.  Neden Saadet Partisi ile uğraştıkları kadar hiçbir parti ile uğraşmıyorlar? Çünkü Saadet Partisi onların vicdan aynasıdır. Bunun için Saadet sussun istiyorlar.  Saadet susarsa mesele kalmayacak zannediyorlar. Şairin dediği gibi; “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak… Hâlbuki biz sussak tarih susmayacak… Tarih sussa hakikat susmayacak… Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak… Hâlbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar… Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar…’’ Bu, hesap gününe inananlar için bir ölçüdür.

UYARILAR

Bir ülke, Ekonomi, Eğitim, Ahlak ve Adalet esasları ile ayakta durur. Devlette esas olan ehliyet, siyasette esas olan ise ahlaktır. Yeni kurulacak hükümete şu çağrıyı yapmayı milletimize ve tarihe karşı bir sorumluluk olarak görüyoruz. OHAL kaldırılmalıdır. Hukukun üstünlüğü mutlak surette tesis edilmelidir. Tüketimi değil üretimi esas alan bir ekonomik model benimsenmelidir. Yolsuzluk ve israf ivedi bir şekilde engellenmelidir. Şahsiyetli bir dış politika izlenmelidir. Selam hidayete tabi olanlara…