ADAM otuz dört yaşında, büyük teknoloji şirketlerinden birinde pazarlama müdürü. Söylendiğine göre ayda 15 bin lira geliri var. Lüks bir sitede, kendisine ait bir villada yaşıyor. Baktığınızda adama diyecek söz bulamıyorsunuz. İşi gücü yerinde, okumuş kariyer yapmış, birçok insanın hayal edip de ulaşamadığı yaşam imkânlarına sahip. Adam anne babaların hayalindeki evlat.
Eş adaylarının hayalindeki kişi
Büyüklerimizin deyimiyle okumuş önemli yerlere gelmiş. Fakat adam, ifadelerine göre, oğlu ve yeğeni arasında kıyaslama yapıyor ve yeğenin daha fazla sevildiğini düşünüp ona tuzak kuruyor. Üç yaşındaki çocuğu kurduğu tuzağa alet eden adam, onu gözlerinden ayırıyor. Bir ömür karanlığa, bitmek bilmeyen kâbuslara itiyor. Adam çocuğa doğru ilerlerken insanlığa dair ne varsa geride bırakıyor.
Adamın arkadaşları, kendisi hakkında “övgüden çok hoşlanırdı, eşinin ve çocuğunun fiziksel özellikleri konusunda takıntılıydı, hayatı abartılı yaşayan biriydi” diyorlar. Uzmanlar ise çocuklara bağımlı hale gelmenin mahsurları üzerinde duruyor ve bu kimselerin kendilerini çocuğun bir uzantısı olarak gördüklerini belirtiyorlar. Yeterli sevgiyi alamama durumunda, çocuğun kişinin o dönemki yaşına geldiğinde ortaya çıkacağını söylüyorlar. Kendi yapamadıklarını çocuktan bekleyen kişinin artık kendisini tamamen çocuğun yerine koyarak hareket edebileceğini açıklıyorlar. Böyle durumlarda kişi çocuğunun sevilmediğini hissettiğinde bunu kendi üzerine alınacak ve tepki gösterecektir.
Unutmayalım, geçmişte yaşadığımız mahrumiyetlerimizi mazeret göstererek, vicdanınızı arkada bırakamayız. Aksine gittiğimiz yere bulunduğumuz her ortama vicdanımızı taşımak zorundayız.
OKUMUŞ ADAMDAN ZARAR GELMEZ Mİ
Büyüklerimiz, okumuş adamdan zarar gelmez, o ne yapsa doğru yapar derler. Oysa herhangi bir okulu bitirip meslek edinmekle, insan olmak aynı şey değildir. Birinde okur diplomanızı alır ve işe başlarsınız. Artık okulla hiçbir bağınız kalmaz. Diğerinde ise, hayat boyu bir eğitim söz konusudur. Tutunduğunuz dalın bir ucunda adalet diğer ucunda merhamet vardır. İnsan olabilmek için süresiz bir imtihanda olduğunuzun farkına varır ve kontrolü elden bırakmazsınız.
Allah emir ve yasakları ile bizleri insan olmaya çağırıyor. Bu çağrıya kulak vermeyenler ise konumları ne olursa olsun insanlık için risk taşırlar. Zira Allah’tan korkmayan bir insan her türlü kötülüğe açık hale gelir.