Her gecenin bir sabahı vardır ama bizler uzun gecelerden

geçmekteyiz. Bu uzun gecelerde bulunduğumuz ortamdan uzaklaşmak ve Nuh un

gemisine koşmak istiyoruz. Sağanak sağanak yağıyor karanlık:

Bir yanda öldürülen, zulme uğrayanlar;

Bir yanda yalan, gıybet, fitne ve fesat ile insanlar

arasında huzursuzluk ve güvensizlik çıkartanlar;

Şehvet ve israf ile hayatı pespayeleştirenler;

Sarhoş olduğu halde trafikte canavara dönüşenler;

Bir yanda paraları ile insanlar üzerinde sulta kurmaya

çalışanlar;

Ezilenler ve ezenler, ayaktakiler ve ayaklar altındakiler;

Allah ın dinini beş kuruşluk para karşılığında satanlar.

Kötülüğün müşteri bulduğunu görünce, evinizi bir gemi gibi

görüp buraya sığınmak istiyorsunuz. Çünkü üzerinize bulaşan her kötülük bir

huzursuzluk ve mutsuzluğa yol açıyor. Çünkü bilinen bir gerçektir; yaşanan her

cürümün içinde bir haram ve her haramda bir huzursuzluk ve mutsuzluk vardır.

Böyle bir ortamda hepimiz geleceğimizi, yani ahiretimizi

zarara uğratma, boşa çıkartma korkusuna kapılıyor ve bizi kendine çekmeye

çalışan fitne ve kötülüklerden kaçarak, Nuh un gemisine, Yusuf un zindanına,

Muhammed Mustafa nın (S.A.V.) konakladığı o mağaraya sığınmak istiyoruz. Çünkü

başımızı hangi tarafa çevirsek karanlığın kanatlarına değiyor ve irkiliyoruz.

Hayatın kirlerinden, öğüten tasallutundan kurtulmaya mecburuz. Bunun için

kötülükten iyiliğe koşmalı ve buraya tutunmalıyız.

İyileri taşıyan bir gemi, saklayan bir zindan, sığınılan bir

mağara her zaman bulunur. Yeter ki başınıza gelenler Allah için olsun. Payınıza

da hayat denen bu imtihan yerinde düşen bir küçük ah!.. ,  yüksek bir af!.. ya da çığlık olsun.

Nuh un Gemisi peygamberimizin getirdiği dinin hikmet

pınarından çağlayan bir hükümler manzumesi olduğu gibi, hayatı ile suladığı

verimli ve huzurlu bir vahadır da aynı zamanda.

Çünkü gemidekiler, yalan, gıybet, şirk, haksızlık, nefret,

intikam, küfür, isyan ve benzeri bütün kötülükleri kıyıda bırakıp, Allah a

teslim olmuş ve müjdeli bir sona doğru yol almışlardır.

Yeryüzünde zulüm edenlere bir korku salar bu gemi. Onların

küçümseyici ve alaycı bakışlarının arkasında geçmiş bir hikâyeden gelen çağrıyı

duyar, çığlıklardan sağır olurlar sanki. Bu çehrelerin karardığı o günde yavaş

yavaş ilerler gemi.

Bizler gemilerimizi karada yapmaz isek, o tufanın müjdeli

haberi ulaşmaz ise kıyılara ve kötüler kötülüklerini bırakmazlarsa, bu gemi de

birlik (tevhit) içinde olmazsa selamete çıkamayız.

Bir gemi inşa etmiyor ve bu gemide yer almıyorsak

sorumluyuz.