Neye layıksak öyle idare olunuruz!
Temel değer yargımız böyle diyor! İnsanlar ekranlarda mevcut iktidarın icraatlarından yana yakıla şikâyet ediyorlar!
“Geçinemiyoruz” diyorlar.
“Kurban Bayramı hariç evimize et girmiyor” diyorlar.
“Çoluk çocuğumuzun eğitim masraflarının altından kalkamıyoruz” diyorlar! “İlacımızı alamıyoruz” diyorlar. Sonra da bu yakınmaların ardından “seçimde oyunuzu kime vereceksiniz” diye sorulunca cevapları “mevcut iktidara” oluyor.
Yani insanlar hem bu iktidardan yakınıyor hem de yine yakındığı bir iktidara oy vermekten söz ediyorlar.
Madem bu kadar memnunlar(!) o zaman onca yakınma neyin nesi oluyor? Madem o kadar yakınıyorlar yine aynı iktidara oy vereceğim demek neyin nesi?
İşte bu noktada temel değer yargımızı tekrar hatırlama ve hatırlatmak istiyoruz. Neye layıksak öyle idare olunuruz! Hem yakınmak hem de yakındığı insanlara oyları ile destek vermekten daha çelişkili ne olabilir?
Bizim görevimiz, insanları dilimiz döndüğü kadar uyarmak.
Ve onlara doğru olanı anlatmak!
Buna uyup uymamaları ise kendilerinin bileceği bir iş!
Bir insanın “geçinemiyoruz” dedikten sonra, mevcut iktidardan “yakındıktan” sonra dönüp yine “tercihinin bu iktidardan yana” olduğunu söylemesi bizim açımızdan tam bir şuursuzluk örneği. Bu durum şüphesiz eşinden sürekli şiddet gören, kötü muameleye maruz kalan kadının eşine toz kondurmaması gibi bir şey.
İnsanlar şikâyetçi oldukları yönetimleri değiştirmek yerine desteklemeye devam ederlerse elbette yakındıkları konuları sırtlanmaya layıktırlar.
Allah kullarına akıl vermiş, fikir vermiş. İyi ile kötüyü birbirinden ayırma kabiliyeti vermiş.
İnsanlar akıllarını, fikirlerini devre dışı bırakıyorlarsa biz ne yapabiliriz?
İnsanlar iyi ile kötüyü birbirinden ayırt edemiyorlarsa bizim yapabileceğimiz bir şey kalmamış demektir.
Onlar böyle şaşkınlık alametleri gösteriyor diye bizim de onlara katılacak halimiz yok. Biz temel değer yargılarımız ışığında yolumuza devam ederiz.