AKP lilerdeki yabancılaşma tutkusu giderek çılgınlık haline geldi. Bu hal bir bakıma klinik bir vak adır. Böyle olduğu için Meclisteki muhalefetin, Genel Görüşme veya Gensoru gibi girişimleriyle tedavi etmeye çalışması da faydasızdır.

Yerli şahıs ve şirketleri maske yaparak GAP a el atmış olan siyonistler, şimdi de yerli holdingleri, aracı yaparak, global projelerle İstanbulumuzun en kıymetli liman ve semtlerine el atmış bulunuyorlar.

Zira TÜPRAŞ, Galataport, Zeyport, Haydarpaşaport gibi, bütün projelerin altından, Soroz misali, büyük Yahudi firmaları çıkıyor. Nitekim daha dün yapılan Süper FM ihalesinin altından da, bir Bilderbergçi olan, CanWest in sahibi İsrael Asper çıktı.

Oysa ki İstanbul bizlere Fatih Sultan Mehmed Hân ın emânetidir. Bu şehrin maddî ve mânevî kimliğinin korunması için, Fatih fetihten sonra, yabancılara arsa ve arâzi satılmasını yasaklamıştır.

Bu güzelim şehre İsrail damgası vurulduktan sonra, AKP sadece Göztepe semtinde bir camii yaptırmakla, işlediği günahı asla affettiremez...

Şu beyanlarımızla kimse bizi konuyu abartıyor diye itham etmesin. Zira, AKP yöneticilerinin, yaptıkları şu yabancılaşma  ve yabancılaştırma uygulamalarında, göze çarpan zihniyetleri ve niyetleri yanlıştır. Bakınız Sayın Maliye Bakanı Unakıtan "TÜPRAŞ ı, (devlet olarak bizden) KOÇ holdingi daha iyi yönetir. Diyor. Rahmi Koç ise, "TÜPRAŞ ın Ofer e bu kadar ucuza satılacağını bilseydim ben alırdım" diyor. Bunun anlamı nedir Devletimizden Koç Holding daha iyi idare eder, Koç Holding ten ise herhangi bir siyonist daha iyi yönetir" demektir.

Görülüyor ki şu yapılanlar özelleştirme değildir. Yapılan iş özelleştirmeyi çoktan aşmış, özel olan semtlerimizin ve değerlerimizin, siyonistlere peşkeş çekilmesi şekline dönüşmüştür.

Reyting hırsına kapılmak bir kısım gençliğimizi nasıl mahvediyorsa, özelleştirme adı altında siyonistleştirme çılgınlığı da vatanımızın bütünlüğünü öylesine tehdit ediyor.

Derdimiz bir değil, diğer taraftan Bush un başını çektiği Erdoğan ın Başbakanlığını yaptığı, Büyük Ortadoğu Projesinin gereği olarak, Medeniyetler buluşması adı altında, yüce dinimizin diğer dinlerden üstünlüğü ve Hak din oluşu gerçeği, ikinci plana itilirken. Bu maksatla din bahçeleri yaygınlaştırılırken, bununla da yetinilmeyerek, yerden mantar biter gibi kilise evler yapılıp, misyonerler ülkemizde cirit atarken, bunun karşısında Kur ân kursları kapatılıyor. İmam-Hatip okullarının nefesi kesiliyor. Din görevlilerimizin câmilerde verdiği vaazlara ve hutbelere bile, tekelci metodlar uygulamak gibi ambargolar konuluyor.

Ve yine Kıbrıs elden gidiyor, vatan toprakları satılıyor, Avrupa Birliği nin bir haçlı ittifakına taş çıkartan girişimleri karşısında AKP iktidarı aciz kalıyor, bocalıyor.

Bütün bunlar bir yabancılaşma çılgınlığı değil de nedir