Bayramı bayram gibi yaşayamıyoruz. Böğrümüzden sancı eksik olmuyor.

Uzuvlarımızdan biri, birkaçı mutlaka acı içinde.

Çevremize bakıyoruz... Huzursuzluk, güvensizlik, bıkkınlık had safhada. Bezmişlik, güçsüzlük, çaresizlik çoğu kez alışageldiğimiz, kanıksadığımız hallerimiz...

Neden ?

Müslüman... Umutla umutsuzluk arasında hep rahmete ve felaha talip değil mi?

Müslüman beldelerdeki silah sesleri, gökyüzünü kaplayan dumanlar sıradanlaştı mı?

Bu hükmü kim koydu, hangi güçler?

Kaos bize, bombalar bize... Yoksulluk, güçsüzlük bize, huzur, refah, güvenlik Amerika’ya, Avrupa’ya mı?

Bu nasıl bir düzendir?

Bu sistemi kim kurdu?

Arakan da Müslümanlar öldürülüyor, evleri yakılıyor, haneleri tarumar ediliyor...

Medeniyetin temsilcileri olduklarını sayıklayan ülkelerden ses yok, çıt yok.

Müslümanlar adam değildi onlara göre. Öldürülmüş olmaları da sıradan bir vaka, öyle mi?

Bu umursamazlık, bu ikilem... Bu iki vicdanlı yapı... Bu kimi gerçeklere gözünü kapama alışkanlığı, emperyal güçlerin sonunu hazırlayacaktır.

Müslümanlar... Artık kimi şeyleri değiştirmenin zamanı geldi... Geçti bile.

Ortak fikir havuzları... Tasada ortak paydalar, ortak iktisadi teşekküller... Ortak güvenlik projeleri... Hatta fiili askeri birliktelik... “Müslümanların birleşik askeri gücü” ihdas edilmelidir.

Mobil bir üst yapı... Karar alan, kararı icraata sokan bir sistem... Zor mu?

Eğer gerekli dersler çıkarılmaz ve Müslümanlar kendilerini değiştirmezlerse, istikbal bugünlerden daha beter olacaktır.

Irak, Suriye dramları çoğalacaktır... Doğu Türkistan kan ağlamaya devam edecektir. Filistinliler devletsiz yaşamaya alışacaklardır.

Afganistan köyleşmeye, Amerikalaşmaya dönüşecektir. Neden bu haldeyiz? Neden Amerika, Avrupa güvenliği Müslümanların gözyaşında, mutsuzluğunda arar.

Niye?

Müslümanlar kendi ortak birleşmiş milletlerini kurmak zorundalar. Yanında askeri gücü olmak kaydıyla...

İslam ülkeleri bilmez ne teşkilatı gibi yapılar, günün gerçeklerine uygun yapılar değildirler.

Kafayı kaldırmak zamanı... Bu örtülü esarete başkaldırmak zamanı... Kendilerinden bir kişiye zarar gelse, dünyayı ayağa kaldıranlar, binlerce Müslümanın öldürülmesine bıyık altından gülüyorlarsa, bize yazıklar olsun...

Kendimizi değiştirmek farzdır...

Zillete hayır, şerefli geleceğe evet…

Bunun için gereklilikler yerine getirilmelidir... Kıyama kalk ey kardeşim, kıyama.

İnsanlığın şerefli yaşaması için...