“Abdulhakim Efendi, dönemin ileri gelenlerince de büyük bir mürşitti. Necip Fazıl’ın dehasının köklendiği dünya... oydu Necip Fazıl gibi ele avuca sığmayan, maddi ve manevi talepleri son derece yüksek olan birini müspet bir kalıba sokan!
Necip Fazıl, 1934 yılında Abdulhakim Efendi ile bu tanışma tarihini kendisi için bir milat saymıştı.
Necip Fazıl, bu tanışmadan sonra içinde yaşadığı fildişi kuleyi yıkar; ardından ruhundaki değişime uygun olan ortamın içine girer.
O, Abdulhakim Efendi ile tanışmasını dizelere döker;
“Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum,
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.”
Necip Fazıl, Abdulhakim Efendi’nin elinden tutmasıyla büyük bir değişim geçirir. Bohemin haz dolu dünyasından çıkar; dinin huzur dolu dünyasına girer… 360 derecelik bir dönüş yaparak dünyaya rest çekip; hayatından rahatı, para, servet ve şöhreti çıkararak ebedilik yolunda her çileyi göze alacağı kutlu bir yola girer.
O, asıl kumarını atlara ve kâğıtlara kapılarak değil; şimdi önünde açık duran bitimsiz imkânları terk ederek oynayacaktı.
Necip Fazıl, şeyh elinden kılıç kuşanır…
Abdulhakim Efendi, onun çıkacağı üstatlık makamına duası ile manevi destek olmuş biridir…
Mürşit sözleri ateşten harflerle beynini dağlar;
“Bana yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;
Ruhuma, büyük temel çivisi çaktınız.”
………………………………………………………….
“Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel;
“Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel.”
Muradı buydu onun… dirilmişti onunla…
Necip Fazıl, artık zikir ve tevhidin hakiki zevkini tatmış bir müritti!
Onun ‘Ulu Nazar’ olarak nitelediği Abdulhakim Efendi her şeydi;
“Benim kurtarıcım, müjdecim, mürşidim, şeyhim, nurum, ruhum, canım, topyekün hayatım.”
Abdulhakim Efendi, Necip Fazıl’ı yermeye çalışan birine kızar;
“Necip’ime laf söyletmem…”
Sana uydum, yeniden doğdum ben!
Mürşidi ile kavuşma sonrası üstün ahlak felsefesini savunan tiyatro eserlerini arka arkaya yazar;
“Onu ilk tanıdığımda büyük bir buhran geçirmiş ve sonunda Bir Adam Yaratmak piyesi ile Çile şiirini yazmıştım.”
Hakka giden yolu aydınlatır yüzü…
“Bir imanın sözcüsü,” denilen Çile şiiri, bağlanmasının ilk meyvesi olur…
Mürşidinin etkisiyle Necip Fazıl, eserlerinde mistik ve metafizik temaları işlemeye başlar. Ciddi şekilde tasavvufa yönelir.”
***
Yukarıdaki satırlar şair-yazar-yayımcı Mücahit Koca’ya ait.
Mücahit Koca, yeni çıkan kitabında Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in tasavvufla ilgisini bu cümlelerle anlatıyor.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in farklı yönlerini, farklı bir üslupla öğrenmek istiyorsanız Mücahit Koca’nın kaleme aldığı Necip Fazıl Kısakürek kitabını okumalısınız…

YAZ KIŞ GEÇTİ, ÖMÜR SONUNDA BİTTİ
Mücahit Koca’nın Sur Yayınları arasında çıkan son 7 kitabı…
* Manifesto (Şiir)
* Necip Fazıl Kısakürek (Deneme inceleme)
* Uludağ Cehennemin Üstünde (Oyun)
* Nuri Pakdil (Deneme inceleme)
* Sezai Karakoç (Deneme inceleme)
* Suç ve İsyan (Şiir)
* Sözcükler (Şiir)
***
Bu kitaplar arasında bulunan Manifesto isimli şiir kitabı şu dizelerle sona eriyor;
Yaz Kış Geçti, Ömür Sonunda Bitti
“Ölüm belki Uludağ’ın eteğinde gelecek
Şair gidiyoruz diyecek
Akşam oldu, battı güneş
Ne kısaymış konukluk
Hadi artık bitirin işinizi
Gül kokan toprakta
Dağ çiçekleriyle örtün kardeşinizi!”
***
Mücahit Koca’yı tebrik ediyorum; böyle zor bir dönemde farklı alanlarda eserler neşretmeyi sürdürmek başlı başına takdir edilmeyi hak eden bir faaliyet.
Hayırlara vesile olması temennisiyle…
***
(İsteme adresi: Yıldırım Mah. Kurtuluş Cad. No: 148-16350- Yıldırım / Bursa GSM: 0553 268 16 00 Tel-faks: 0224 360 56 73 e-posta: [email protected])

MÜCAHİT KOCA KİMDİR?
* Mücahit Koca… Şair-yazar-yayımcı. 1949 doğumlu.
* Yörük Türklerinden. Fatih Sultan Mehmet Han zamanında Konya’dan Bulgaristan’ın Varnaili, Varnasadıva ilçesi, Suluca Ali köyüne iskân ettirilen bir aileden geliyor.
* 1973-1978 yılları arasında, Erbakan Hocamız’ın teklifi ile Millî Gazete’de redaktör-sayfa sekreteri olarak çalıştı.
* Sonrasında yayımcı ve kitapçı olarak hayatını devam ettirdi.
* Bir ara öğretmenlik yaptı.
* SHÇEK’ten emekli oldu.
* Bursa’da ikamet etmekte.
* Bugüne kadar 30’a yakın kitabı yayımlandı.
* Dağcılık yanı olduğunu da ifade edelim.
(aşağıdaki yazı çerçeve içinde verilecek…)
ANADOLU İZLENİMLERİ: BİR YOL HİKÂYESİ?
Anadolu izlenimlerime, notlarıma devam ediyorum...
Tarih, 26 Şubat 2019… Yaklaşık 5 yıl önce…
Yer; Erzincan Cumhuriyet Meydanı…
Kürsüde konuşan Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan…
Erdoğan, kürsüde Erzincanlılara hitap ediyor;
“Refahiye-Kuruçay-İliç yolu ile Sünebeli Tüneli'nin, Refahiye-İliç-Kemaliye-Dutluca-Arapgir yoluyla Kemaliye-Dutluca tünelleri ve bağlantı yolları 2020 yılı içinde bitirilecektir…”
Erdoğan, “Böylece 44 kilometre olan mevcut yolun, tünel ve viyadüklerle yarı yarıya kısalacağını” vurguladı.
Yıl, 2024...
Erdoğan'ın bu vaadinin üzerinden 5 yıl geçti.
Gittim, gördüm! Yol hâlâ bitmemiş...
Çeyrek asırdan fazla üzerinde çalışılıyor; âdeta yılan hikâyesine dönen bu yol ne yazık ki bitirilebilmiş değil!
***
Şu tarih itibarıyla, 2024'ün son çeyreğine girerken acaba durum ne?
Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayacak olan kuzey güney yol koridoru projesinde büyük öneme sahip, söz konusu yolun...
Bir önemli yanı da şu bu karayolunun; Sünebeli Geçidi özellikle kışın oldukça zorlu bir yol güzergâh. Şoförler için. Burada çok sayıda ölümlü kazalar meydana geldi. Hatta yaz aylarında bile Sünebeli’de çok sayıda kaza olduğunu hatırlıyorum.
***
Nice cumhurbaşkanları geldi, geçti…
Kaç hükümet geldi, geçti… Kaç başbakan geldi, geçti…
Kim bilir kaç tane ulaştırma bakanı geldi, geçti…
Ama bu yol nedense bir türlü bitirilemedi!
***
Şimdilerde bölge halkının merak ettiği soru şu:
* Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayacak, kuzey güney yol koridoru projesinde büyük öneme sahip olan ve yapımı çok uzun yıllar önce başlayan bu yol ne zaman hizmete açılacak?
* Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'na buradan seslenmek isterim; sayın Bakan’ım sahi, Refahiye-İliç karayolu ne zaman bitecek?
Temennimiz şu; Refahiye-Kuruçay-İliç karayolu inşallah en kısa zamanda tamamlanır ve hizmete açılır…
***
Yolla ilgili bir notum daha olacak… O da gelecek yazıda, nasipse…
---