Öldüğünüzde!

Cenazeniz musalla taşına konulduğunda!

Ve cemaate, Merhumu nasıl bilirdiniz diye

sorulduğunda!

İyi bilirdik, Allah rahmet eylesin denilmekte bir hayli

zorluk yaşanıyorsa vay halinize!

Yine cemaate, Hakkınızı helal ediyor musunuz diye sorulduğu

zaman yürekten bir, Helal olsun haykırışı gelemiyorsa vay halinize!

Daha bu dünyada hakkınızda, İyi bilirdik, Allah rahmet

eylesin denilmekte zorlanılıyorsa ve insanlar haklarını helal etmede

nazlanıyorlarsa öte dünyada çekeceğiniz var demektir!

Ve de bir zamanlar suçladığınız, haksız yere hapislere

atarak zulmettiğiniz insanların cenazelerine on binlerce insan katılırken, o

cenazelerin ardından ağıtlar yakılırken, sizin cenazenizin ardında üç beş

yakınınızdan başka kimse yoksa!

Arkanızdan bir taziye mesajı çekilmiyorsa! Bu tablodan

bir ibret dersi çıkarmak gerekmez mi Gerekir elbette!

İnsanlar başlarına böyle olaylar gelen cenazelerden ibret

almalı ve yaşam biçimini ona göre şekillendirmelidirler!

Bir zamanlar, Astığım astık, kestiğim kestik diyenlerin

öldükleri zaman arkalarında helalleşecek kimseyi bulamamalarından daha ibret

verici ne olabilir ki!

Biliriz ve inanırız ki ölülerimizin ardından iyi konuşmak

gerektir!

Onları hayırla yâd etmek gerektir!

Ama öyle anlar geliyor ki bütün bu bildiklerimiz bile

kimi cenazelerin ardından öyle konuşmamıza yetmiyor!

Kötü şeyler söylemeyi kendimize yakıştıramıyoruz ancak,

İyi bilirdik diye yalan söylemeye de dilimiz varmıyor!

Ve bazen Allah tan rahmet dilemeye bile zorlanıyoruz!

O zaman susuyoruz!

Rabbimize havale edip susuyoruz!

İş helalleşmeye gelince de gönül rahatlığı içinde,

Hakkımız helal olsun diye haykıramıyoruz!

Oysa birçok cenaze namazında hayatta hiç tanımadığımız,

görmediğimiz, bilmediğimiz insanlar için bile Rabbimizden rahmet dilemekte hiç

tereddüt göstermedik!

Varsa bir hakkımız helal olsun dedik!

Evet, hiç tanımadığımız, görmediğimiz, bilmediğimiz

merhumlara bile rahmet dileyebiliyoruz da yakından tanıdığımız, epey çilesini

ve cefasını çektiğimiz merhumlara sıra gelince beyaz bir sayfa açmakta

zorlanıyoruz!

Onları doğrudan Rabbimize havale edip, tabir caizse

hakkımızı arıyoruz!