Abdülkadir Molla nın idam ile şahadeti bir gerçeği daha ortaya çıkarmaya yeter bir neden. Emperyalizmin uzantıları ve kolları sinsi bir biçimde Müslümanların ruhlarına kadar sinmiş bulunuyor. Artık emperyalizm Müslümanların arasında doğrudan değil dolaylı olarak da uzantılarıyla etkisini sürdürüyor. Emperyalizmin doğrudan müdahalesi kendileri açısından en son çare olsa gerek.Müslümanların devletsiz ve birliksiz oluşu işlerini daha da güçleştiriyor. Büyük bir devlet düşünce duygusu Müslümanların daha güçlü kılar. Ne ki başıboşluk, parçalanmışlık ve dağılmışlık emperyalizmin daha çok işine geliyor. Müslümanları daha da etkisiz kılmak üzere mevcut bölünmüşlüğü yeterli bulmuyor emperyalizm. Son dönem gelişmeler bunu açıkça ortaya koyuyor.

Müslümanların zaman zaman birlik gösterme çabaları ya da girişimleri mutlaka boşa çıkarılıyor. Her birlik girişimi bir biçimde akamate uğratılıyor.

Yazımıza başlık olan konu bu açıdan oldukça önemli. Bunun üzerinde çok fazla da durulmuş değil. D-8 oluşumu emperyalizmde ciddî bir rahatsızlık oluşturdu. 28 Şubat olayı aslında bunun bir sonucu. Bu, salt Türkiye üzerinden gerçekleştirilmedi. D-8 içinde yer alan hemen hemen bütün ülkelerde doğrudan ya da dolaylı darbeler oldu. Bu oluşum içinde yer alan Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Mısır, Nijerya ülkelerin birçoğunda darbeler yapıldı. Müslümanların birlik girişimi ve İslâmî direniş ve güçleniş bir biçimde etkisiz kılındı. Bölgenin en önemli ülkelerinden Pakistan ın başı belâlardan kurtulmuyor. İşgal altında. Üstüne üstlük Şia Sünni gerilimi de dorukta. Hemen her gün patlamalarla onlarca insan ölüyor. Camiler bombalanıyor. El-Kaide olayı, Abede nin doğrudan iç müdahaleleri gözlerden elbette kaçmıyor. Ortamın sağlıklı bir düzleme kavuşması için de bir girişimde bulunulmuyor. Malezya ve Endonezya da ciddi olaylar yaşandı bir süre. Türkiye nin başına gelenler biliniyor.

Biraz güç ve varlık gösteren ülkeleri darmadağın edildi. O güçlü ülkelerin yerlerinde yeller esiyor. Kaddafi sonrası bir Libya ülkesinden söz etmek ne kadar doğru. Tam bir kaos ülkesi. Paramparça. Diğerleri ondan geri değil.

Abdülkadir Molla nın idam edilmesi ve şehadeti de bu sürecin bir sonucu. İslâmî bilinç ve duyarlık taşıyan hemen herkes ya intihar saldırılarında, ya sabotajlarda, ya kazalarda ya da Abdülkadir Molla gibi son çare olarak idamı. Bütün bunlara bu gözle bakılmadıkça sağlıklı düşünülemez.

Güçlü bir Müslüman ülke lideri bulunmadığı için mevcut ülke başkanlarının çıkışları da etkili olmuyor. Üstüne üstlük bu kadar Müslüman ülke var, Abdülkadir Molla nın idamı sürecinde hiç kimsenin bir girişimini göremediğimiz gibi kılları dahi kıpırdamadı. Türkiye gibi itiraz sesi bile hem çok cılız hem de etkisiz kaldı.

Dünyada normal idamların bile yapılamadığı bir zamanda Müslümanların bir liderinin idamının böylesine sesiz geçiştirilmesi de çok tuhaf bir durum. İdam infazlarının uygulandığı ülkelerin başında Abede geliyor. İran vb. sürse de genel olarak idam olayına pek rastlanamıyor.

Abdülkadir Molla nın idamından sonra BM nin ve kimi batılı emperyal ülkelerin itirazları ve seslerinin çıkması hiç de inandırıcı değil. Çünkü bu süreci hazırlayan onlar ve onların desteği olmasa, itici güç olmasalar bu olaylar asla yaşanmaz. Hatta idam edilmesi için alttan alta kışkırtıyorlar da.

Müslüman aydınlara, şairlere, yazarlara büyük bir sorumluluk düşüyor. Müslümanların uyanışı ve dirilişi kesintisiz sürmelidir. Yoksa İslâm milleti başını belalardan kurtarmayacak. İhmalin hesabı çok ağır olacak ve bu kimseler sorumluluktan asla kurtulamayacaklar.