Milli Gazete, Milli Görüş çizgisinde yayın yapan bir gazete...

Şükrolsun ki, kurulduğu günden beri bu çizgisinden asla bir sapma göstermemiştir.

Çokları eleştirmişlerdir:

Hep aynı fikirler, hep aynı çözüm önerileri, kırk yıldan beri hiç bir değişiklik yok, diye.

Kendileri Milli Görüş çizgisindeyken bu yönde eleştiride bulunan bir çokları bu gün, başka gazete veya televizyonlarda köşe yazarlığı, yöneticiik ya da programcılık yapmaktalar.

Bunların tamamına yakını, bu gün iktidar yandaşı gazete ve televizyonlarda köşe başlarındadırlar.

Bunların bulunduğu ve yandaş denilen yayın organlarına hergün şöyle bir göz atacak olursanız, enteresan tutumlarına şahit olacaksınız.

Meşhur bir fıkradır, hatırlayalım:

Padişah nefis patlıcanlı yemeklerin bol olduğu bir sofradadır. Karşısında ise soytarısı oturmaktadır. Patlıcanın ne şahane bir nimet olduğundan bahis açar. Soytarısı lafı efendisinin ağzından kapar ve başlar patlıcanı medhetmeye.

Bir iki gün sonra ise yine bir sofrada beraberdirler. Bu sefer mevzu gene patlıcandır ama, sağlığa zararları üzerine söz açılmıştır. Soytarı yine sözü kapar ve palıcanı yerden yere vurmaya başlar. Padişah:

-Geçen günkü sofrada patlıcanı öve öve bitirememiştin. Şimdi ise tam tersi yerden yere çalıyorsun. Bu nasıl bir iş

Soytarı sırıtarak cevap verir:

-Hünkarım, bendeniz zatı şahanenizin soytarısıyım, patlıcanın değil!..

Yandaş medyaya bakıyorum da, tamamen bu fıkradaki gibi çalışıyorlar.

Söz gelimi Sayın Başbakan Gezi Olaylarına kızıp köpürerek baktığında, bunların hepsi birlikte, ondan daha fazla sert yazılar yazıp programlar yapıyorlardı. Camaat yandaşı yayın organları da buna dahildi. Bir iki gün sonra Başbakan dan yumuşama sinyalleri geldiğinde, hepsi birden söz birliği etmişçesine, aynı yumuşak üslupla, tamamen tersi bir tutum içine girebilmişler, Makul isteklere can feda! türü ortak manşetler atabilmişlerdi.

İktidarla Cemaat kapşmasında da, daha doğrusu Başbakan la Cemaat zıtlaşmasında da öyle oldu:

Başbakan veya onu temsilen birileri, Gülen e arzı hürmet ve ahzı himmet için ABD ye mi gitti Yandaş medyada o gün cemaatin hizmetleri ve faziletleri söz birliği emişçesine öve öve bitirilemezdi.

Dini ve manevi yönden içi bomboş olsa da, Cemaat in organizesindeki Türkçe olimpiyatları denilen bir nevi festivale, Başbakan veya yetkililer il il dolaşıp katılım sağlama yarışına girdiğinde de yandaş medyada öyle övgü kampanyaları oluyordu ki sormayın gitsin. Okyanus ötesine selamlar, sevgiler, iyi dilekler yollamaktan tutun da, dünyayı ışıtan müesseseler olarak lanse etmeye varıncaya kadar bir yığın methiye. İstisnasız olarak...

Hatırlayalım, Sayın Başakan, Gülen i Türkiye ye dönmeye davet ettiğinde bu medyada ne övgüler yapılıyordu...

Bu günlerde aynı yazılı medyayı alıp okuyun, veya görsel medyanın kumandasının düğmesini yandaş konumuna getirin, tıklayın. Aman efendim Cemaat e ve daha önce göklere çıkardıkları önderine

söylemedik söz bırakılmıyor. El ve söz birliği etmişçesine!..

Kendilerine Sorulmuş olsa; dün ne diyordunuz, bugün ne diyorsunuz diye. Verecekleri cevabı padişahın soytarısının cevabından uyarlayabilirsiniz:

-Efendim, biz Başbakan ın yandaşıyız. Cemaatin, ya da Gezicilerin değil!

Aynı şey cemaatin yandaşı medya için de geçerli. Dün iktidara methiyeler düzen bu yayın organları, cümbür cemaat bu günlerde kötüleme kampanyası içine girdiler. Belge ve kaset sabaşları başlattılar...

Soyarılık zor zenattir ama, bunların işi daha da zor.

Her gün Başbakan ın konuşmalarını takip edip, ona göre tavır belirlemek, methedilecekleri övmek, zemedileceklere sövmek ve bunlara makul gibi gelen dayanaklar bulmak kolay mı

Hele hele eskiden Milli Görüş çizgisinde iken konuştuğuna yazdığına, son derece dikkat eden bir hanım tv programcısı ve yazar var ki, yukarıya yaranacağım diye abuk subuk cümleler kurmaktan çekinmiyor. Laikliği bile baştacı edebilecek konuma gelmiş. Hayret edersiniz!

Rüzgara göre yön değiştirmek işte budur.

Bir o tarafa bir bu tarafa eğilmek deyince bundan alasını görmek mümkün değildir.

Bangladeş teki feci cinayet

Ümmetin birliğini savundu diye bir siyaset adamı idam edildi. Gerek idamdan önceki, gerek idam esnasında Milli Gazete nin manşetlerine ve içeriğine bakın. Muhafazakar demokrat ayaklarına yatıp yandaşlık yapan malum medyaya bakın. Sadece bu farka bile baksanız bunların Ümmet dertlerinin olmadığını hemen anlarsınız. Kimbilir belki de bu iktidarın dış politikadaki etkisizliği açığa çıkmasın diyedir.

Sosyal medya dediğimiz saha da bundan daha entesan. Demeye getiriyorlar ki, Sayın Başbakan çok akıllı. 12 yıldır Cemaati derlerdi toparladı, içyüzlerinin ne olduğunu ortaya çıkarıp halka teşhir etti, şimdi ise hadlerini bildiriyor!

Breh breh! Keramete bakar mısınız Ya da soytarıların sözlerine bakar mısınız

Milli Görüş ve Milli Gazete çizgisinde inat ve israr, sabır ve sebat ettiğimiz için bir kere daha şükrediyoruz. Yoksa maazallah biz de soytarı derekesine düşebilirdik!

İyi ki varsın Milli Gazete!

Sadakat ve vefada bir benzerin yok!

Hakk tan, haklıdan ve Milli Görüş ten yana şaşmadan, Allah tan başkasına eğilmeden, bükülmeden yayın yapıyorsun!

Bir Milli Gazete var, bir de ötekileri!..

ALLAH A VARINCA

Diyecekler ki;

Rüzgara göre eğildik durduk!

Diyeceğiz ki;

Kula eğilmek değil, dik durduk!