Şehit, canını cehenneme atmak için koşanların önüne

çıkıp, Gidemezsiniz, kendinizi yakamazsınız, sizin cehenneme gitmenizi

istemiyorum diyerek geri dönmelerini, cennete doğru giden sıratı müstakıyme

gitmelerini isterken can kuşu, ten kafesinden Rabbine doğru uçan merhamet

fedaisi Müslüman dır.

Asıl merhametli olan, cehenneme doğru koşanların önüne

geçip bu yolun cehenneme gittiğini söyleyendir. Hatta kemerlerinden tutup

cennet tarafına çekendir.

Allah ın rızasına ve cennetine kilitlenen bir müminin

önüne engel olarak İbrahim in (A.S.) ateşi gibi bir ateş çıksa veya Yusuf

(A.S.) un hapishanesi gibi bir hapishane çıksa hiç önemli değil. Yoluna devam

eder.

Gafillerin, şehide ağlarken duydukları acının onda birini

o bombayla parçalanırken duymaz.

Sevgili Peygamberimiz haber veriyor: Şehit,

öldürülürken, sizden birinin karınca ısırmasından duyduğu acıdan başka bir acı

duymaz (Tirmizi, Sünen, Fezail ül Cihad, hadis no: 1769).

Yusuf aleyhisselamın güzelliğini görünce ellerini kesen

Mısırlı kadınların kıssasını okuyun Kur an dan (Yusuf Suresi, ayet: 31).

Şehidin değeri, en sevdiği canını Allah yolunda

vermesinden gelmektedir.

Canı veren Allah, malı veren Allah, sevdiği kullarıyla

pazarlık yapıyor ve Allah, cennet karşılığında mü minlerden canlarını ve

mal­larını satın almıştır diyor (Tevbe Suresi. Ayet: 111).

Rabbimiz buyurur:

Hiçbir kâfir, hiçbir Müslüman a zarar veremez ancak

karınca ısırması kadar eziyeti olur. Siz, insanlar için çıkarılan en hayırlı

ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten yasaklar, Allah a iman edersiniz. Ehli

Kitap da iman etse idi, onlar için daha hayırlı olurdu. Gerçi içlerinden iman

edenler vardır. Çoğunluk fasıktır. Onlar, size ezadan başka zarar

veremeyecekler. Eğer sizinle harp ederlerse, size arkalarını dönüp kaçarlar.

Sonra onlara yardım edilmez (Al-i İmran Suresi, ayet: 110 111).

Size bir iyilik dokunsa onları tasalandırır. Size bir

kötülük dokunsa onunla neşelenirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız onların

hilesi hiçbir şeyle size zarar veremez. Şüphesiz Allah yaptıklarını kuşatmıştır

(Al-i İmran Suresi, ayet: 120).

Onların zarar verilemeyeceğini Rabbimiz bildiriyor.

Canın zamanı gelince çıkacağına iman ediyoruz. Öyle

olunca şehit zamanından önce ölen değildir.

Malına el koysalar, yünü hafiflettikleri için daha iyi

koşmasını sağlarlar.

Hapsetseler nafile ibadetlere, okumalarına imkân sağlamış

olurlar. Ey iman edenler, size gereken kendinizi (ve toplumunuzu)

düzeltmektir. Siz doğru yolda olduğunuz zaman sapıtanlar size zarar veremez.

Hepinizin dönüşü Allah adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir (Maide

Suresi, ayet: 105).

Ya şehit olmayı ya gazi olmayı en büyük makam kabul eden

bir Müslüman la hiçbir kâfir ülkenin silahları onu engelleyemez.

Buyurun Rabbimizi dinleyin: De ki: Siz, bizim hakkımızda

iki güzellikten (gazilik veya şehitlikten) başkasını gözetleyemezsiniz. Biz

ise, Allah katından veya bizim ellerimizle bir azabın size isabet etmesini

gözetliyoruz. Gözetleyin; biz de sizinle beraber gözetleyenlerdeniz (Tevbe

Suresi, ayet: 52).