Büyük doğmak ile sonradan büyük olmak arasında fark var.

Zor zamanda yaşamak, olumsuzluklara rağmen adalet için, hak için dik durabilmek

her babayiğidin harcı değildir. Herkes, her şey üzerinize geliyorken, o

kuşatılmışlığı yarıp çıkabilmek, yüreklerin yeteceği bir iş değildir.

Zaten zencisiniz, maça bir-sıfır değil, on-sıfır geride

başlamışsınız. Bu zor koşulları bertaraf edip, dünyanın parmakla gösterdiği bir

insan olabilmek, olsa olsa Muhammed Ali gibi şahsiyetlerin başarabileceği bir

iştir.

O sadece yaptığı sporla değil, yaşamıyla ve İslam ı

seçmesiyle öncü bir kişilikti.

Teninin rengi ile ikinci sınıfken, dininin rengi ile de

yaşadığı toplumun bakış açısındaki çifte kavrulmuş zenciliğe göğüs gerebilen

bir mücadele adamıydı.

Çıktığı 61 maçın 56 sını kazanma becerisi gösteren,

ulaşılması zor bir başarıya imza atan ve bu başarısıyla herkesin parmak

ısırdığı bir spor adamıydı.

Cesaret, güç ve sağlam duruşuyla örnek olmuş bir iradenin

yansımasıydı.

Sadece Amerika kıtasının değil, bütün mazlum coğrafyaların

moral ve motivasyon kaynağı olmuş lider bir kişilikti.

O renginden dolayı itilip kakılırken, dünyanın her

renkten diğer zencileri onun şahsında ayağa kalkmış ve güç kazanmıştı.

Gözyaşlarıyla semaya açılan ellerden dökülen dualar, onun

sağlı sollu kroşeleri olarak ringlerde yankılanmıştı.

O, unvanı, şöhreti, parayı hayatının merkezine koymadan,

gerçek şampiyonluğun Allah a kullukta olduğuna iman etmiş bir Müslümandı.

Beni kucaklayan ilk beyaz lider Necmettin Erbakan dır

diyerek, kardeşlik mesajını mazlumların Mücahit lideri üzerinden bütün dünyaya

veren bir gönül adamıydı.

Düşünün bir kere, 1964 yılında Müslüman olmuştu. Onun

hidayetinden 1 yıl önce, Amerikan Başkanı John Kennedy belki de, Irkçılığa

Karşı yasa hazırlama girişiminden dolayı bir suikast sonucu öldürülmüştü.

Bir yanda Molcolm X bütün Amerika yı temelinden

sarsıyordu. Diğer yandan Martin Luther King Bir rüyam var diyerek bütün

meydanları dolaşıyordu.

İşte bu atmosferde Muhammed Ali de, Vietnam Savaşı na

karşı mücadele ediyor ve bedelini ödüyordu. Vietnamlılar bana hiçbir kötülük

yapmadılar ki onlarla savaşayım. diyor, 5 yıl hapis cezası alıyor, iflas

ediyor ama buna rağmen mücadelesinden bir lahza geri adım atmıyordu.

  Korumanız var mı

sorusuna Evet, var. Allah! cevabını vererek kuvvet ve kudret sahibinin kim

olduğunu bütün dünyaya haykırıyordu.

Hani Malcolm X, Amerika daki zencileri ikiye ayırmıştı.

Birisinin uşaklar, diğerinin ise köleler olduğunu söylemişti. Uşakların

hayatlarının efendilerinin belirlediği alanlarla sınırlı olduğunu, kölelerin

ise her türlü baskıya ve zulme rağmen ayakta kalma mücadelesi verdiklerini

ifade etmişti.

Malcolm sözünün devamında Kölelerin bir gün özgür olmaya

hakkı vardır ama uşakların asla diye eklemişti.

İşte Muhammed Ali köle olmayı seçmişti. Kendisine sunulan

sanal özgürlükleri elinin tersiyle itmiş, gerçek özgürlüğü Allah a kullukta

bulmuştu. Allah rahmet eylesin