İktidar partisine gönül verenler, onunla yatıp kalkanlar,
destek olanlar ve onun beslemesi olan medya, garip bir suskunluk içinde.
Bırakın Türk siyasi tarihini, dünya siyasetinde bile örneğini bulamayacağımız
bir hadise yaşandı ve tek bir ses çıkmıyor neredeyse. Çıkan tek ses, her
zamanki tekrarlar, bildik ezberler ve manasız sloganlar.
Türkiye de seçimle gelmiş olan bir hükümetin başı,
kimselerin anlam veremediği ancak tahmin edebildiği gerekçelerle (veya bir
gerekçeyle) görevden el çektirildi. Tam tabir bu mu olmalı bilinmez, çünkü
durduk yere , hiçbir mantıki neden yokken başbakanın işi bırakmasına ne
denmesi gerekir, bilen yok!
Olağan şüpheli, iktidar partisinin kendi içindeki güç
savaşları Ancak böyle bir öznel gerekçe, devlet idaresi gibi ciddi bir
meselede belirleyici olabilir mi, tartışılır. En başta, böyle bir nedene
dayanarak görevi bırakmak , başbakan açısından oylarını aldığı vatandaşlara
karşı bir vebal doğuracaktır.
Siyasetimizin yeni putuna dönüşmüş olan milli irade , bu
meselede resmen çöpe atılmamış mıdır Şu kadar milyon oy alıp üstlenilen
görevi, bir oldu-bittiye ve bir güç savaşına kurban etmek milli iradeye
saygısızlık olmuyor mu yani
Bir de şu var. Devlet yönetiminde ciddi bir krize neden
olan bu görevden el çekme/çektirme hadisesi ile ilgili toplumun her şeyi
bilme hakkı vardır. Cumhurbaşkanı, başbakanın kendi kararı derken, Başbakanın
benim tercihim değil demesi bile başlı başına bir sorun değil midir Bu
ülkede milli irade demek olan biz sokaktaki vatandaşların, gerçeği bilmeye
hakkımız yok mudur
Şunu da unutmamalı. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki
uyumsuzluk vb gerekçeler, halkoyuyla gelinen makamdaki birine el çektirmeye
bahane olabilir mi Devlet yönetiminde uyumsuzluk vs gibisinden gerekçelerle
aksama olabilir mi Ve daha da vahimi, iktidar partililerin yaptığı bundan
sonraki Başbakan düşük profilli olacak açıklaması, o göreve gelecek olana da,
bu ülkenin halına da üstü kapalı bir hakaret anlamı taşımıyor mu Ve aynı
zamanda da işi ehline verin kaidesine bir muhalefet anlamı yok mu bunda
Düşük profilli isimlerle o makamı değersizleştirme ve zamanla ortadan
kaldırma amacına ise diyecek bir şey yok!
14 yıllık süreçte siyasi iktidara karşı en ufak eleştiriyi,
en basit hoşnutsuzluğu bile anında ve durumdan vazife çıkarırcasına milli
iradeye tasallut sayan, önüne geleni vesayetçilik le suçlayan STK lar neden
sus pus olmuştur acaba Adına platformlar kurdukları milli iradeye neden
sahip çıkmamaktadırlar şimdi Yoksa milli irade derken aslında bir başka
şeyin neferliğini yaptılar bugüne kadar
Mevcut siyasi iktidarın ve görevden el çeken/çektirilen
başbakanın eleştirilecek birçok noktası vardır. Özellikle dış politikada birçok
fiyaskoları, başarısızlıkları söz konusudur. Ancak bunun böyle olması, işlerin
usulüne göre yapılmasına engel değildir. Oyunun kuralı bellidir ve buna göre
oynanmalıdır. Seçim sandığı, sistemin çarpıklığı (seçim barajı vb) nedeniyle
çok da ideal bir şekilde halkın iradesini yansıtmasa da, milli irade nin öyle
veya böyle tecelli ettiği bir yerdir. Buradan çıkan sonuç, herkesi de
bağlamaktadır. Bunu beğenmeyip türlü çeşitli şekillerde değiştirmeye çalışmak
da dünyanın neresine giderseniz gidin oyunun kuralları içinde sayılmayacaktır.
Daha 3-5 ay önce zaferini geceyarısına kadar kornalara
basıp, bangır bangır müzik çalıp ve partileri lehine hoyratça bağırıp kutlayan
kalabalıklar, oy verdikleri dolayısıyla kendi iradelerini yansıttıkları bir
siyasiye neden sahip çıkmamaktadırlar İradeleri olmadığından mı, yoksa artık
zihinleri en ufak bir sorgulamayı, en basit bir muhakemeyi bile yapamaz duruma
getirildiğinden mi bu böyledir acaba Ortada tek bir soru var ve cevaplanmıyor.
Bu gelişmeler ışığında milli iradenin başına gelenlere ne demeli şimdi