Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

AHLAK, insanın bir gayeye yönelik olarak kendi arzusu ile faydalı davranışlarda bulunup zararlı davranışlardan kaçınmasıdır. İslâm ahlakı bir yerde vazife ahlakıdır. Kur’an’daki her emir, müminler için bir görevdir. Müminler olarak, bu emirlere muhatap olmayı kabul etmemiz, bunları birer görev olarak gördüğümüz anlamına gelir. Kur›an Peygamberimizin ahlakını şöyle tanımlıyor KALEM 4: “Gerçekten sen, pek büyük bir ahlak üzeresin.” Peygamberimiz ise şöyle buyuruyor: “Ben iyi ahlak esaslarını tamamlamak üzere gönderildim.» İyi ahlak esasları “din ve düzen esasları” olarak Kur’an ahlakıdır. Milli Görüş: Bütün peygamberler ve Peygamberimiz (s.a.v), İslam’a nasıl inanmış, nasıl yaşamış, kimlere karşı, niçin ve nasıl mücadele etmiş ise, onlar gibi inanmak, onlar gibi yaşamak, onlar gibi cihat etmektir. Milli Görüş: Tüm insanların dünya ve ahiret saadetini temin etmek için, Materyalizmi değil maneviyatçılığı, nefse esir olmayı değil nefis terbiyesini, kaba kuvveti değil hakkı üstün tutarak hidayet, feraset ve dirayet sahibi insanlar olmayı, “Barış, Hürriyet, Adalet, Refah, İzzet” esasları ile “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye” ve “savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, sömürü değil işbirliği, baskı ve tahakküm değil insan hakları ve hürriyet” esaslarının hâkim olacağı “Yeni Bir Dünya” kurmayı hedefleyen ve bu istikamette disiplinli, ciddi ve teşkilatlı bir şekilde çalışmayı esas alan bir inançtır. Milli Görüşçü ise bütün bu çalışmaları Allah (c.c) rızası için yapan kimsedir.

HATALI DAVRANIŞLAR

Milli Görüş topluluğu içinde bulunan herkes, inancımızın iyi ahlak esaslarına uymak zorundadır. İyi ahlak: Birlikte çalıştığı insanlarla ülfet etmek, iyi geçinmektir. Haset, kibir, bencillik, cimrilik, alaya alma, küçük görme gibi hatalı davranışlardan uzak olmaktır. İyi ahlak esaslarından olmayan, topluğun birlik ve beraberliğini bozan bir takım hatalı davranışlardan kaçınmak da bir görevdir. Bu davranışlardan bazıları şunlardır. 1- Enaniyet: Bu vasfı kuvvetli olan insan, her şeyde kendi isteğinin olmasını arzu eder. Birlikte çalıştığı arkadaşlarının gayretlerini görmez ve takdir de etmez. Ben varsam her şey var, yoksam hiçbir şey yok der. İSRA 37: “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (benlik ve kibrinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.” Müslüman bir kimseye illa ben demek yakışmaz. Bu manevi bir hastalıktır. Çözüm: İtaatte, sadakatte ve ihlasta, İRFAN sahibi olmaktadır. Kâmil insan olmak için, önce insanın şahsi arzu ve isteklerinden vazgeçmesi gerekir, olgunluk bu noktadan başlar. Zira hayırlı başkadır, doğru başkadır.

2- Tefrika: Bu ümmeti helak olmaya götüren bir hastalıktır. Dava arkadaşlarıyla çekişerek faydalı olunmaz. Peygamberimi buyuruyor. “Haklı bile olsa çekişip didişmeyen kimseye cennetin kenarında bir köşk verileceğine ben kefilim…” (Ebu Davud) Fikir farklılıklarında rahmet varken, tefrikada çok büyük vebal vardır. Bir konunun her yönünün “istişarede” ortaya konulması çok önemli bir görevdir. Bu, kararların daha isabetli alınmasını sağlar. Ancak kendi düşüncesi yönünde karar çıkmadı diye TEFRİKA çıkarmak sadece kötülüğe yol açar. ALİ İMRAN 103: “Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; tefrika yapmayın…” Doğru olan ümmet ruhuna sahip olup İTTİFAK vasfında olmaktır. Zulüm dünyası karşısında aynı gayeye sahip olan insanların kenetlenmesi gerekir. ENFAL 46: “Allah’a ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider…” Ben herkesten daha iyi yaparım diyerek TEFRİKA çıkarmak haramdır. 3- Makam Mevki Hırsı: İnsanlar çoğu zaman kendi yeteneklerini tarafsız olarak değerlendiremezler. Bir göreve gelmeyi çok arzu etmek, önce kişinin kendisine zarar verir. Hatalarıyla baş başa kalır. Doğru olan görev verilirse ihlasla, sadakatle, feragatle çalışmaktır. Saadet topluluğu, kendisine bir görev teklif edilince bu görevi filan kardeşim benden daha iyi yapar, o bu göreve daha layıktır diyen olgunluktaki insanlar topluluğudur. “Seni üç kişinin başına idareci yapmak isterlerse kabul etme” sözü Ebu Hureyre Hazretlerine söylenmiştir. İyi insan, değerli insan olmak başkadır. Bir toplumun sorumluluklarını, kendine ve o topluma zarar vermeden taşımak başkadır. 4- Dedikoduya ve yalana itibar etmek, tenkitçilik: Bu, toplumu birbirine düşüren, gücünü zayıflatan çok zararlı bir hastalıktır. Ümmetin mahrem konularını dışarıya taşıyan, tartışan ve tartıştıran kimseye itibar edemeyiz. “Her duyduğunu söylemek bir insanın yalancı olmasına yeter. Bizim usulümüz yol göstermek, hizmete katkıda bulunmaktır. Gıybetten, yalandan, iftiradan şiddetle kaçınmalıyız. Uyarılarımızı güzel ahlak çerçevesinde ilgili kimseye yapmalıyız. “…Şakadan bile olsa yalan söylemeyen kimseye cennetin ortasında bir köşk verileceğine kefilim…” (Ebu Davud) 5- Kötü Zanda Bulunmak: Çünkü “kötü zan” büyük vebaldir. İnsanın kalbini bozar ve kişinin kendisine zarar verir. HUCURAT 12: Ey iman edenler, zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin…”

ÜÇ HADİS

Milli Görüşçünün ahlakı Kur’an ahlakı olmalıdır. Peygamberimiz buyuruyor: 1- “…Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Herkes sabahtan (pazara çıkar)  nefsini satar; kimi onu azat  kimi de helak eder.” (Müslim) 2- “Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir.” (Buhari, Müslim) 3- “Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun. Çünkü İsrailoğullarında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.” (Müslim) Selam hidayete tabi olanlara…