DÜNYA her geçen gün giderek bilinen ama akla getirilmek
istenmeyen bir sona doğru gitmekte. Bir kısım âlime göre kıyametin küçük alametlerinin
zuhur ettiği ve büyüklerinin de bir kısmının gerçekleştiği bir dünyada
yaşıyoruz. Her gün yeni bir bela, farklı bir musibet insanlığın özellikle de
Müslümanların başına gelmekte. Her yanda akan kan ve gözyaşı ile birlikte
gittikçe kurtuluş ümidini de yitirmeye başlayan insanlık.
Özellikle Suriye eksenli baş gösteren bir kargaşa taraflı
tarafsız her ülkeyi, milleti etkilemeye başladı. Nasıl kurulduğu herkesin
malumu olduğu halde şimdi yok edilmeye çalışılan bir gruba önce müsamaha
gösterip biraz palazlanınca hep birlikte tepelemek niyetinde olan batılı güçler
ve onun yardakçıları Suriye ye beraberce çullanmak için hazırlıklarına devam
ediyorlar. Şimdiye değin Rusya, İran, Amerika, Almanya, Çin, İngiltere, Fransa
ve başka irili ufaklı devletler Suriye ye ya askeri güç yolladı ya da yollanan
askeri güce destek oldular. Ülkemiz de ne hikmetse batılı dostlarıyla birlikte
hareket etme kararı aldı.
Birbirine düşman ve çıkarları çakışan bunca devletin
Suriye topraklarında varlık bulması kaçınılmaz olarak bir bölge savaşını hatta
bir dünya savaşını da tetikleyebilir. Fransa saldırısından sonra papanın 3.
Dünya Savaşı ndan bahsetmesi elbette oldukça manidardır. Toplanan ülkelerin
ekserisinin de papaya bağlı olduğunu göz önünde bulundurursak papanın maksadını
anlamak hiç de zor olmasa gerek. Tüm varlığını Müslüman coğrafyanın talanına ve
Müslümanların yok edilmesine hasreden bir papalık ve onun emrine harfiyen uyan
devletler elbette ki Suriye ye barış değil kan ve gözyaşı getireceklerdir.
Tıpkı haçlı seferlerinde olduğu gibi yine mazlum
coğrafyadaki inanan insanların kanı oluk oluk akacak. Geldikleri, geçtikleri
her yerde zalimliği ile nam salanlar nasıl barış elçisi olup huzur ve sükûnet
getirebilirler ki. Bundan önce huzur ve barış için girdikleri Afganistan, Irak,
Libya, Mali vb. yerlerde dinmeyen gözyaşının, çoluk çocuk demeden katledilen
nice insanın kanı hâlâ ellerinden damlamaktayken şimdi de Suriye ye barış
getireceklerini söylüyorlar. Buna inanmak sizce de saflık değil mi Hadi onlar
bahanelerine kendilerini inandırmışlar diyelim peki kimliği Müslüman olanlar
nasıl bu bahaneye kanarak onlarla aynı safta yer alabiliyor Özellikle ülkemiz
oynanan oyunun merkezi konumunda olduğundan yöneticilerimiz çok hassas olmalı;
basiret ve firasetle davranarak büyük oyunu bozmalıdırlar. Zira kıyamet
senaryolarının yazılmaya başlandığı günümüzde bundan en çok etkilenecek olan da
ne yazık ki ülkemiz ve Müslümanlar olacak.
İslam ın ilk zamanlarından beridir bazı hadisi şeriflerde
geçen Melheme-i Kübra pek çoğumuzun kulak aşinalığı olduğu bir durum aslında.
Melheme-i Kübra kelime anlamı olarak çok büyük ve kanlı savaş demektir.
Abdullah b. Büsr anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu: Melhame-i Kübra
ile Kostantıniyye´nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal
çıkar. (Ebu Davud, Melahim, 4). Yine başka bir hadisi şerifte Muaz b. Cebel
anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu: Melhame-i Kübra, Kostantin in
fethi ve Deccalın ortaya çıkması (olaylarının hepsi) yedi ay içerisinde meydana
gelir. (Ebu Davud, a.g.e; Tirmizî, Fiten, 58). Görüldüğü gibi kıyamet
öncesinde beklenen savaşı Hz. Peygamber (sav) de haber vermekte ve bir anlamda
Müslümanları uyarmaktadır.
Gelecek yazıda Armageddon ile konuya devam edelim
inşallah
Minik bir tebessüm
Kahverengi pantolon
Haçlılarla amansız bir savaşa tutuşan Osmanlı hem karada
hem de denizde mücadele etmektedir. Osmanlı donanması ile haçlı donanması
Akdeniz de karşı karşıya gelirler. Haçlı donanmasının komutanı Andrea
Doria dır.
Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını Andrea Doria ya
haber vermek için bağırır:
- Osmanlı
yaklaşıyor. Andrea Doria sorar:
- Kaç gemi
var Gözcü:
- 40 50
kadar. Andrea Doria emir erini çağırır ve:
- Bana
kırmızı gömleğimi getir. Diye emir verir. Er bu emir karşısında şaşırır:
- Niçin kaptan
Andrea Doria
- Savaşırken
yaralanacağız. Kan izi belli olmasın, askerlerin morali bozulmasın. Der.
Bu konuşma esnasında gözcü tekrar kaptana seslenir:
- Kaptan
Osmanlı gemiler 100 kadar oldular. Andrea Doria heyecandan titrer ve emir
erine:
- Gömleği
boş ver sen bana en iyisi kahverengi pantolonumu getir.
İlgilisine Notlar:
Bazı
cümleler okunsun diye değil dokunsun diye kurulur aslında.
İnsanlar
da fotoğraflar gibidir aslında. Büyüttükçe kalitesi düşüp netliği bozuluyor.
Varlığı
huzur vermeyen bir insanın yokluğu da kayıp değildir.
Hiç hata
yapmadım diyen insan aslında ben yeni bir şey denemedim diyen insandır.
Bir gün
mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye dir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan