İTÜ mezunu bir mühendis şunları anlatmıştı:

* “1980’li yıllardı… İTÜ mezunu 3-5 arkadaş bir iş ziyareti için Almanya’ya gideceğiz. Pasaportlarımız hazır. Vizelerimiz alındı. Uçak biletlerimiz tamam. Eşyalarımız… Valizlerimiz… Her şey mükemmel…”

* “Bir tek eksiğimiz vardı; Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’ne gidip usulen de olsa müsaade istemek ve hayır duasını almak. Ekipten birkaç arkadaş İskenderpaşa’ya gittik, hocamızın elini öptük ve iş ziyareti için yurtdışına gideceğimizi ifade ederek hayır duasını istedik. O da bize dua etti...”

* “Tam müsaade isteyip kalkacaktık ki, bir arkadaşımız o arada hiç beklemediğimiz şöyle bir cümle sarf etti; “Efendim arzu ederseniz ve uygun bulursanız beraber gidelim…” Huzurdaki arkadaşlar pürdikkat kesilirken Kotku Hazretleri, “Olur, münasiptir…” demesin mi?”

* “Aldı bizi müthiş bir telaş. Seyahat gününe 1-2 gün var. Bu iki günde pasaport, vize işlemleri, uçak bileti ayarlamak neredeyse imkânsız. Yetişmesi mümkün değil!”

* “Ama inanınız, o imkânsız denen şey gerçek oldu. Nasıl oldu, biz de pek anlayamadık ama pasaport işlemleri, vize ayarlandı, uçak bileti bulundu. Ve biz Kotku Hazretleri ile birlikte Almanya’ya uçtuk…”

* “Sonrası çok daha ilginç… Almanya’da uçaktan indik. Hep birlikte büyükçe bir arabaya bindik. Bildiğimiz kadarıyla bu Mehmed Zahid Kotku’nun ilk Almanya’ya gelişi. Ama daha ilk dakikadan itibaren şoföre, şu caddeden git, şu sokaktan sağa gir, gibi tarifler yaptı. Hepimiz son derece şaşkınız. Sonunda 4-5 katlı bir apartmanın önüne geldiğimizde, Kotku Hazretleri şoföre, “Burada duralım…” dedi. Arabadan indi. Biz de hemen peşinden indik…”

* “Apartmanın neredeyse son katına çıktık. Kapıyı kendileri çaldı. Biz de hemen arkasında 4-5 arkadaş bu apartman acaba kimin, bu dairede kim oturuyor diye merak ederken kapı açıldı. Kapıyı açan adam, Kotku Hazretleri’ni karşısında görünce düşüp bayıldı…”

* Mesele sonradan anlaşıldı! Bayılan adam, geçmişte Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’nin İskenderpaşa’daki Hadis Sohbetleri’ne devamlı katılan biri imiş. Ama epey zamandır maneviyattan, hadis sohbetlerinden kendisini uzakta tutmaya başlamış. Kotku Hazretleri’ni de hiç beklemediği bir anda karşısında görünce heyecandan bayılmış…”

Yukarıdaki anekdotu aktaran, “Bunu normal fizik kuralları ile anlatamazsınız. Mutasavvıfların, Allah (cc) dostlarının kalp gözleri açıktır…” yorumunu yapmıştı.

***

2021, vefatının 41. sene-i devriyesi… Ömrünü İslam yoluna vakfeden, Erbakan Hoca’nın hayatında önemli bir yere sahip olan, ‘Önce ahlak ve maneviyat’ diyen, devletine sahip çıkan ve ihanet etmeyen, sanayileşmeyi savunan, milletini seven nesiller yetiştiren Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’ne rahmet diliyorum…

ANLAYANA SİVRİSİNEK…

zamanın öldürdüğü de doğrudur

oldurduğu da

zamanla ölenlere üzülmeyin

çünkü zamanla ölen şeyler

gübresidir

zamanla olan şeylerin

olura da döner ibre olmaza da

 SELAMİ GÜDER

 [email protected]

MİLLÎ GÖRÜŞ PARTİLERİ

Fazilet, Refah, Selamet

Evveli Nizam Partisi.

Saadet tabelasını kazısan,

Çıkar altından dizi dizi.

*

Sabah, öğle, ikindi

Akşam ve yatsı gibi.

Bu partilerin hepsi,

Hakk'a çağırıyor herkesi.

(Abdullah Kara)

DÖRT MEVSİM BAHAR!

“Gözün Kalır Geride”, “Hikâyeden Hayatlar”, “Cemre Düştü Yüreğe”, şair-yazar-programcı Selami Güder'in daha önce yayımlanan kitapları...

Son kitabı, Dört Mevsim Bahar…

Bir şiir kitabı. Hayatın farklı yanlarını, yönlerini konu alan, kimi coşturan, kimi hüzünlendiren, kimi düşündüren satırlarla bezeli…

Bir solukta okudum… Okudum da peki, neler hissettim;

* Hani, ıssız bir yoldan geçerken bir korku, ürperti duyarsın da bildiğin tüm duaları peşi peşine okursun ya!

* Hani, eski bir siyah beyaz fotoğrafa bakarken gözünüzün önünden yıllar birer birer geçer ya!

* Hani, hiç beklemediğiniz bir anda, beklemediğiniz bir yerde, o özlem duyduğunuz birkaç cümleyle karşılaşır da gözleriniz istemsizce dolar ya, birden!

* Hani, yağmur taneleri her cama dokunuşta tarifi imkânsız sonsuz bir huzur dolar ya, yüreğimize!

* Hani, karanlık çöktüğünde garip bir duygu çöker ya, her yanımıza!

* Hani, berrak bir yaz gecesi bulutsuz bir gecede gökyüzüne bakarsınız da bir yıldız kayar ve insan aniden telaşlanır ya!

* Hani, yağmura yakalanır, sırılsıklam olur, biraz da üşürsünüz, dişleriniz birbirine tak tak diye vurmaya başlayınca hemen yanınızda biri belirir ve bir ince belli bardakla tavşan kanı gibi çay ikram eder de onun mutluluğunu yaşarsınız, ya!

* Hani gök gürlediğinde, arkasından da hemen şimşekler çaktığında sıcacık bir sığınak ararsınız ya!

İşte bu duygu ve düşünceleri hissediyorsunuz, Selami Güder’in 'Dört Mevsim Bahar' isimli şiir kitabını okurken...

Oradan oraya umarsızca koşturuyorsunuz… Hayatın içinden konuşuyor ve koşuyor, Dört Mevsim Bahar...

İmgelerle bezenen ve okura farklı bir lezzet sunan şiirleri okurken bazen öfkeleniyor bazen derin sulara dalıyorsunuz! Yok, boğulmuyorsunuz ama, “İşte bu tam da beni ve bizi anlatıyor. Nasıl da yakalamış! Ben neden bunu bu şekilde ifade edemedim?” diye kendi kendinize hayıflanıyorsunuz!

Vezinler serbest ama satırlar arasındaki manidar vurgular o kadar da serbest değil; öyle elinizi kolunuzu sallaya sallaya dolaşamıyorsunuz! Size yüklediği anlam, “Dur, ey okur!” modunda.

Kelimeler yapışıp kalıyor, dimağınıza!

Kitabı okuyup bitirdiğinizde, biraz İsmet Özel, biraz Sezai Karakoç, biraz Cahit Zarifoğlu, biraz Nuri Pakdil, ama çokça Erdem Bayazıt tadı kalıyor, benliğinizde…

Ama hepsinden öte dudaklarınızdan gayri ihtiyari şu 4 kelime dökülüyor: “Bence şair, olmuş şair!”

***

Son bir not; Selami Güder ismine bu köşeden de aşinasınız, esasen. Bir süredir bu köşede yayımlanan 'Anlayana Sivrisinek...' başlıklı bölümü ilgiyle takip ettiğinizi, gelen mesajlardan ve maillerden biliyorum.

Dört Mevsim Bahar'ı hararetle tavsiye ediyorum... Hayırlara vesile olsun…

(Gazi Kitabevi: 0312 223 77 73, 0312 223 77 17)