Gelir dağılımında adaletin olmadığını ve bunun da en çok engelli kesimine yansıdığını bilmeyen yoktur. Seçim ve bayram münasebetiyle bazı kesimlere dağıtılan ikramiye türü iktidar bahşişinden engelli kesimine maalesef bir şey düşmedi. Yani engellilerin bayram etme hakkı yok. Hatta yaşama hakkı da yok dersek bu durumda mübalağa etmiş olmayız.
Biz bunları dile getirip, 14 Mayıs 2023’te yapılacak seçimde engellilerin ne kadar önemseneceğini, ne kadar insan yerine konacağını takip edip göreceğiz demiştik. Şimdi gelinen noktada görünen o ki, iktidarın unuttuğu engellileri muhalefet de ne yazık ki hatırlamadı. Engelli sivil toplumu, sosyal medyada ve basın açıklamalarında siyasi partilere baskı yapmasına rağmen, siyasi partilerin yetkilileri kör, sağır, dilsiz rolü oynadılar.
Özellikle de Ankara İl Engelliler Meclisi ve başkanının bu husustaki çalışmaları, gayretleri duymazlıktan ve görmezlikten gelindi. Engelliler konusunda bu kadar duyarsız ve ilgisiz olanların, özel gün ve haftalarda yine hamasi nutuklar atıp, gönül okşamalarla çocuk kandırmacalarına devam edecekleri hususundaki kanaatlerimiz de tamdır. Önümüzde 10 Mayıs Sakatlar Haftası var. Yaşayıp göreceğiz inşallah. Ne kadar haklı olduğumuza şahit olacaksınız.
Buraya kadar doğru haklısınız da bundan sonra engellilerin ne yapması lazım konusuna gelince protesto edip sandıklara gitmeme düşünülebilir. Lakin bu da çare olmayacaktır. Sivil toplumu oluşturan derneklerin özellikle üst kuruluşları olan konfederasyonlar ve buna bağlı federasyonların yöneticileri elbirliği yaparak daha etkin bir şekilde tavır koymalıdırlar. Evet olması gereken bu ama söz konusu konfederasyonların üst düzey yetkililerinin bazı siyasilerle dirsek temasları bu reaksiyonları göstermelerine maalesef ki engel oluyor. Bu hususta yine iş Ankara İl Engelliler Meclisi’ne düşüyor. Bu güne kadar yapmış olduğu çalışmalar ve çabaları artırarak devam ettirmesi gerekiyor. Aksi halde bu ülkede on milyon engellinin bu derece yok sayılmasının engellenemez bir sonuç olması kaçınılmaz olur.
Bütün bunların yanı sıra, “Hiç mi bir şey yapılmadı?” sorusu akla gelebilir. Evet, Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekir. Kör artı nankör de olamayız. Antalya’dan görme engelli, kendisi de profesör olan, bir hanımefendiyi aday yaptılar. Diğer bir taraftan içimizden biri olan görme engelli kardeşimizi İstanbul’dan aday olarak dördüncü sıraya koydular. Yine bir görme engelli arkadaşı İstanbul’dan kazanamayacağı bir sıradan aday gösterdiler. Bütün bunlara baktığımızda yine en samimi yaklaşım Milli Görüş zihniyeti taşıyanlardan geliyor.
Bütün bu olumsuz tablonun karşısında umarız ki seçim beyannamelerinde ve hükümet programlarında engellilere gerektiği kadar yer verilir ve icraata geçirilir.