Geçen gün İstanbul'un göbeği sayılabilecek ve sosyeteye oldukça yakın bir bölgede son çıkan kitaplara bakmak için tanınmış bir kitapçıya uğradığımda hiç ummadığım bir fotoğrafla karşılaştım;
Giyimi, kuşamı ve de genel olarak bakıldığında madden 'ortalamanın üzerinde olduğu anlaşılan' iki hanımefendi, manavın hemen önünde istiflenen sebze ve meyveleri karıştırıyordu.
Önce ne olduğunu anlayamadım!
Hatta kendi kendime, "Neden acaba karıştırıyorlar ki, öylesine karıştırmak biraz tuhaf değil midir, meyve sebze alacaksanız alın ve ücretini ödeyin, gidin..." dedim...
Dedim ya, önce "kendi kendime" dedim bunu!
***
Fakat o da ne?
Az sonra bir hanımefendi daha geldi! O hanımefendinin de, bakıldığında madden ‘ortalamanın üzerinde olduğu’ anlaşılıyordu...
Son gelen hanımefendi de manavın hemen önünde ama tezgâhtaki meyve ve sebzelerden ayrı istiflenen zerzevatlara yöneldi.
Merak ettim, tezgâhtara sordum;
- "Bu hanımefendiler ne yapmaya çalışıyorlar?"
Aldığım cevap hayli şaşırtıcıydı;
- "Abi, bu sebze ve meyveler tezgâhtaki meyve ve sebzelere oranla daha ucuz!"
- "Peki ama neden?" dedim, gayriihtiyari!
- "Abi, bu meyve ve sebzelerin kimi kısmen ezilmiş, kiminin sapı düşmüş, bazıları hafiften kararmaya başlamış, bazıları da birkaç günlük. Normal tezgâhta müşteriye satamadığımız sebze ve meyveleri daha hesaplı fiyattan burada satıyoruz..."
- "Peki gerçekten de burada gördüğümüz gibi bu meyve ve sebzelerin sürekli alıcıları var mı, bir de tabi böyle bir semtte?"
- "Var abi olmaz mı? Hatta size bir şey söyleyeyim, bazıları gelip bu sebze ve meyveleri hafiften defolu diye ücretsiz almak istiyorlar ama ücretsiz veremiyoruz. Çünkü biz de bunları para ile alıyoruz, kira, vergiler, personel giderleri ve diğer giderler boynumuzu büküyor, mecburen bu zerzevatları da ücreti mukabilinde satıyoruz..."
Bütün bunları satıcıdan dinledikten sonra şunları söyledim;
- "Vay be! Bir tarım ülkesinde bunlar da mı olmalıydı? Oysa tarım demek, üretim demek; eski bir Tarım Bakanı’nın ifadesiyle tarım 'bir ülkenin beka meselesi' değil midir? Tarım ürünleri bu kadar da pahalı olur mu? Bir yerde sebze meyveyi pahalı olduğu için satın alamayanlar, öte yanda tarlasında sebze meyveyi satamayıp bedava dağıtanlar, ya da maliyetini karşılamıyor diye meyvelerini hiç toplamayanlar..."
Tabii içimden söyledim bunları da... Kendi kendime...
***
Bizim yörelerde bugüne kadar duyulmadık, bilinmedik, şaşırtıcı bir hususla karşılaşıldığında biraz da herhalde espriyle karşılık, "Bir yaşıma daha girdim!" derler...
İstanbul'un göbeğindeki manav önünde gördüklerim ve sonrasında tezgâhtardan dinlediklerim karşısında ilk hissiyatım bu oldu;
"Bir yaşıma daha girdim..." dedim!
Elbette bu cümlemi de kendi kendime, içimden mırıldandım...
İKİNCİ EL!
İkinci el pazarlarına gideniniz var mı?
Antika, nostaljik, kıyafet, ev eşyası ve elektronik gibi ürünlerin piyasa değerinin çok çok altında satıldığı, kültürel miras ve sürdürülebilir tüketim sağlayan bit pazarları...
Bazen aradığınız eşyayı, giyim ve kıyafeti lüks mağazalarda değil buralarda, bitpazarlarında bulabiliyorsunuz, hem de 1/5 fiyatına, daha anlaşılır bir ifadeyle 5'te birine! Yani, 1.000 (bin) TL'lik malı bitpazarlarında 200 TL'ye satın alabiliyorsunuz...
Öyle sanıldığı gibi pürpürüm olmuş, eski püskü şeyler de değil, hani!
Öyle olsa, merhum Milli Gazete yazarı ve bir İstanbul beyefendisi olan Mehmed Şevket Eygi hemen her hafta sonunu Dolapdere Bitpazarı olmak üzere bitpazarlarında geçirir miydi?
Merhum, 30 Mayıs 2017 tarihli Milli Gazete'deki yazısında şunları yazmış;
* "Kitap ve el sanatı objeleri toplamak için Süleymaniye Küçükpazar’da kurulan bitpazarına gitmiştim. Belediye ekipleri sergileri kaldırtmıştı. Zavallı satıcılar perişan vaziyette idi. Dolapdere’deki bitpazarı ise şen şakrak açıktı. Aynı şehrin bir yerinde yasak, başka bir yerinde serbest… Avrupa’nın her yerinde bitpazarları, belediyelerin denetiminde faaliyet gösterir. Dünyanın en büyük bitpazarı Madrid’te kurulur. Üç yüz küsur sabit dükkân ve haftada bir yedi yüzden fazla sergi… Bitpazarlarında olmayan şeylerin başında bit gelir."
***
İstanbul'da Feriköy Antika Pazarı (Pazar), Kadıköy Bitpazarı ve Dolapdere Bitpazarı gibi yerler, haftanın belirli günlerinde (genellikle hafta sonu) yoğun ilgi görüyor.
Bitpazarlarında ne ararsanız var; antika eşyalar, retro kıyafetler, plaklar, kitaplar, ev dekorasyon ürünleri, elektronik cihazlar ve ikinci el giysiler...
Bitpazarları, geçmişe dair anıları yaşatan, kolektif hafızayı yansıtan ve müze görevi gören yerler olarak kabul ediliyor.
Dediğim gibi, bitpazarlarında uygun fiyatlı alışveriş imkânı sunuluyor.
Eşyaların yeniden kullanılmasıyla sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor ve antika severler için benzersiz parçalar sunuyor bitpazarları...
Feriköy Antika Pazarı’nda (Şişli), özellikle Pazar günleri antika, porselen, plak ve koleksiyonluk objeler satılıyor. Kadıköy Bitpazarı, retro kıyafetler ve eski eşyaların yoğun olduğu popüler bir adres. Dolapdere Bitpazarı, Feylesof Sokak'ta kurulan, çeşitli ev eşyalarının bulunduğu hareketli bir pazar... Ataşehir Bitpazarı ise, Anadolu Yakası'nda Pazar günleri kurulan, uygun fiyatlı ürünler sunan bir pazar.
***
Kökeni Fransa'ya dayanan bu pazarlar, Osmanlı'dan günümüze ikinci el eşya ticareti organizasyonu olarak işlev görmekte.
Geçmişle günümüz arasında köprü kuran kültürel alanlar ikinci el pazarları...
Yani, sadece bir alışveriş noktası değil, aynı zamanda tarihi bir işlevi de söz konusu!
Merhum yazarımız Mehmed Şevket Eygi gibi bendeniz de bitpazarlarına uğramanızı tavsiye ederim. Elbette vakti olanları...

GAZANIZ MÜBAREK OLSUN!
İslam dünyasının kanayan yarası olan Gazze'de neler oluyor bitiyor haberimiz yok!
Aileler ne durumda? Gazzeli çocuklar okula gidebiliyor mu? Aş var mı? İlaç var mı? İşgal devam ediyor mu?
Gazze ne yazık ki gündemimizde yok!
***
Güya bir ateşkes ilan edildi ama Gazze Soykırımı tüm hızıyla devam ediyor!
2025 yılı ortalarında Gazze ablukasını kırmak ve temel insani yardımları ulaştırmak için büyük bir sivil deniz misyonu harekete geçti: Sumud Filosu...
Filo, Gazze yakınlarında soykırımcı İsrail korsanlarınca kaçırıldı, alıkonuldu!
***
Şimdi yeni bir Sumud Filosu harekete geçti.
Amaç aynı; Gazze ablukasını kırmak ve temel insani yardımları Gazze'ye ulaştırmak...
İspanya (Barselona), İtalya (Cenova) ve Tunus gibi çeşitli limanlardan yola çıkan gemiler, Akdeniz üzerinden Gazze'ye ulaşmayı hedefliyor.
Yolunuz açık, menziliniz mübarek, gazanız mübarek olsun...