Reklamı Kapat

Kur’an, cihad edenlere doğru yolu gösterir…

“Kur’an nizamı çağımızın sorunlarını çözer-1” başlıklı birinci yazımızda verdiğimiz bilgileri tekrar hatırlayalım: “Üç aylar yani Recep, Şaban, Ramazan ayları başladığından beri çok önemli bir kitabımızı, “Kur’an Mucizeleri” isimli kitabımızı bölüm bölüm yayına hazırlıyorum... Kitap 25 bölümden oluşuyor ve her bölüm de ayrıca kendi içinde 10 konu içeriyor. 2003 yılında Üstadımız ve çalışma arkadaşlarımızla ile başladığımız bu çalışma Kur’an’ın 25 ana mucizesini bölümler halinde ve her bölümde de 10 detayı anlatıyor… Bu kitabımız, başlangıç olarak yarım yüzyılı aşan Kur’an merkezli Adil Düzen yani KUR’AN NİZAMI çalışmalarımızın ve özellikle de son 22 yıldır aksatmadan sürdürdüğümüz haftalık KUR’AN VE İLİM seminerlerimizin daha iyi anlaşılması için mutlaka okunması gereken bir kitap mahiyetindedir ve bu, aynı zamanda Üstadımızın da daimî uyarısıydı...”

Kitabın 13 ve 14’üncü bölümleri fesahat ve belagat konularını içeriyor. Fesahat ile belagat, kumaşın iki yüzü gibidir. Söylenmiş bir cümle veya bir konuşma veya yazılmış bir kitap iki cihetten incelenebilir. Biri, yani kumaşın bir yüzü söyleyenin cihetinden ele alınır. O cümle kim tarafından söylenmiştir, hangi amaçla söylenmiştir? Metnin bu tarafı fesahat tarafı, diğeri yani kumaşın ikinci yüzü ise muhatap tarafından ele almaktır. Bu bir cümledir, konuşmadır, kitaptır. Mahiyeti nedir, ne anlaşılmaktadır? Onun tarafından incelenmesidir. Bu da belagattir.

Kur’an, Allah’ın sözü olarak fesahati mucize oluyor da, bizim tarafımızdan anlaşılması Kur’an’ın neden mucizesi olsun? Metin Allah tarafından meydana getirilmiştir, ama o metin tarafımızdan anlaşılacak şekilde meydana getirilmiştir. Metin artık anlama bakımından bizim de metnimizdir, bizim kitabımızdır. Onu anlamadaki üstünlük, ondan anladıklarımız onun için mucizedir; Kur’an’ın mucizesidir. Kur’an kadar kolay ve derinlemesine anlaşılan bir kitap yoktur. Ondan çıkardığımız manaları başka kitaplarda bulamıyoruz. Bu, Kur’an’ın mucizesidir. Kur’an tüm insanlara önerilmiş bir sözleşmedir, bir anlaşmadır. İnsanlığa Allah tarafından önerilmiştir. Müminler sözleşmeyi kabul etmişlerdir. Böylece kitabı öneren Allah, kabul edenler de müminlerdir. Dolayısıyla bir sözleşmedir, insan ile Allah arasında yapılan sözleşmedir. “Besmele” bu sözleşmenin her olayda tekididir. Kur’an, insan ile Allah arasında bir sözleşme olunca artık ortak metin olmuştur. Taraflar metne eşit şartlar içinde sahiptirler. Dolayısıyla belagat tarafı da fesahat tarafı kadar önemlidir. Yani Kur’an öyle bir kitaptır ki, onun taşıdığı manaları ortaya koyarken en beliğ bir şekilde ortaya konur. Kur’an önce Hazreti Peygamber aleyhisselam tarafından tebellüğ edildi ve ilk uygulayan odur. Sonra fıkıhçılar geldiler ve Kur’an’ı fıkıh usulüne göre yorumladılar, bir uygarlık doğdu. Sonra kelamcılar geldi, sonra tasavvufçular yorumladı. Şimdi de biz ilim üzerinde yorumlamaya çalışıyoruz.

Burada şunu ifade ediyoruz ki; Kur’an yalnız inzal ile mucize değildir, beyan itibarı ile de mucizedir. Kur’an, onu okuyup ona sual sorana cevap vermektedir. Kur’an’da Allah diyor ki, “Bizim için cihat yapanlara biz yolumuzu gösteririz.” (Ankebut Sûresi, 29/69)

Bu ayet yalnız Kur’an okuyanlar için söylenmemiştir. Herhangi bir yerde, dağ başında yaşayan bir insan düşünelim. Hiçbir eğitim almamış, bir tebliğle bile karşılaşmamış. Bu insan şöyle düşünmektedir: ‘Ben yoktum, var edildim. Sonunda öleceğim. Ben bu dünyaya niye geldim? Beni yaratan niçin beni var etti? Acaba O, benden ne istiyor? Ne yapmalıyım, işim nedir?’ Kendi kendine bu soruyu soruyor ve kendisini var edeni ve O’nun kendisinden istediğini arıyor. İşte, Allah diyor ki; Biz bu insana kendimizi tanıtırız ve ne yapacağını söyleriz.

Bu gerçekten böyle midir, insan gerçekten doğru yolu arasa bulabilecek midir?

İnsandan istenen doğru yoldan gitmek değil, doğru yol sandığı yoldan gitmektir. İçtihat müessesesi budur. İnsan için doğru yol, samimiyetle doğru sandığı yoldur. İşte, Kur’an bize bunu söylemekte, bize doğruyu ve hakkı aramamızı emretmektedir. İnsanlar kendilerinin doğru yolu bulduğunu, dolayısıyla diğer bütün insanların kendi gittiği yoldan gitmesini emrettiği halde, Kur’an’ın insanlara ‘kendi içtihadınızla amel ediniz’ emrini vermesi bir mucizedir. Çünkü bu emir, insanı en yüksek seviyeye çıkarmakta ve insanlara eşitlik sağlamaktadır. Bu sayede insan, maişet derdi ile başkalarına esir olmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?