Türkiye’nin ekonomi gündemi yeniden faiz tartışmalarının gölgesinde…
Bu ülkede ne zaman ekonomi dense, dönüp dolaşıp geldiğimiz yer yine aynı: faiz. Üstelik bu kez tartışmayı alevlendiren, muhalefet değil; hükümete yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi. Manşetten verilen haberde Merkez Bankası adeta topa tutuldu: “Üreticiyi ve sanayiciyi çökertiyor, faizciye çalışıyor.”

Düşünebiliyor musunuz? Yıllardır “faiz sebep, enflasyon sonuç” söylemiyle meydanları inletenlerin yanında saf tutmuş bir gazete, bugün bizzat faiz politikasını hedef tahtasına oturtuyor. Bu tablo, ekonomide gelinen çıkmazı göstermesi açısından ibretliktir.

Peki asıl soruyu soralım: Madem Merkez Bankası “faizciye çalışıyor”, bu düzeni kim kurdu? Merkez Bankası bağımsız bir ada mıdır, yoksa hükümetin doğrudan yönlendirmesiyle karar alan bir kurum mudur? Hükümete yakın medya bile Merkez Bankası’nı eleştiriyor ama hükümetin başını kimse eleştiremiyor. Sistem öyle kurulmuş ki, herkes yan aktörleri hedef alıyor, ama perde arkasındaki asıl sorumlulara dokunulamıyor.

Şimdi hükümete yakın gazeteler bile itiraf ediyor: “Merkez Bankası faizciye çalışıyor.” Oysa biz yıllardır söylüyoruz: Faizciye çalışan sadece Merkez Bankası değil, faizci düzenin ta kendisidir! Faiz, milleti borçlandıran, üretimi baltalayan, gelir adaletini bozan bir sömürü aracıdır. Bugün yaşanan tablo bunun en somut örneğidir.

Unutmayalım: Yerli üretim olmadan ne faizi ne de enflasyonu durdurabilirsiniz.
Karadeniz’in balıkçısı, sabahın dördünde denize açılıyor. Mazotu dövizle alıyor, ağı ithal iplikle örülmüş, motor yedek parçası dışarıdan geliyor. Sonra “balık niye pahalı?” diye soruluyor. Anadolu’nun çiftçisi, tarlasına gübre atacak. Gübrenin hammaddesi dışa bağımlı. Dolar arttı mı, çiftçi belini doğrultamıyor. Sonra “ekmek niye zamlandı?” deniliyor. Sanayi işçisi, fabrikada tezgâh başında alın teri döküyor. Ama fabrikanın makinesi, teknolojisi, ham maddesi dışarıdan geliyor. Kur arttığında üretim maliyetleri patlıyor, işçinin emeği ucuzluyor.

İthalata bağımlı bir ekonomi, dövizdeki her dalgalanmada krize sürüklenir. Faizi indirirsiniz, kur fırlar. Faizi artırırsınız, üretim durur. Yani kısır döngü sürer. Bu tablo bir kez daha gösteriyor ki: Faiz lobisine cesaret, millete sabır!

Çözüm, günübirlik faiz indirimlerinde ya da göstermelik ekonomi paketlerinde değildir. Çözüm, köklü ve cesur bir değişimde, yani yerli üretime dayalı, faizsiz bir ekonomik düzene geçiştedir. Eğer gerçekten faizciye çalışmak istenmiyorsa, laf değil, icraat gerekir. Çünkü faiz lobisinin değil, milletin yanında duran bir ekonomi ancak köklü bir anlayışla mümkündür.

Milletimiz bu gerçeği görüp sesini yükseltmedikçe değişim gelmeyecektir.
Gerçek kurtuluş, Milli Görüş’ü temsil eden Saadet Partisi’ni iktidara taşımaktır.
Hep sağ–sol tiyatrosuyla oyalanmayalım; bir defa da olsun gür bir sesle “Saadet Partisi” diyelim. Artık sağcı–solcu işbirlikçilerini bir kenara bırakalım, özümüze, yani aslımıza dönelim.

Bugün kurtuluş çaresi, ne sağdadır ne solda…
Kurtuluş Adil Düzendedir.