Merhum Lütfi Kibiroğlu’nun Eminönü belediye başkanı olduğu dönem…

Bir gün hocalardan biri kendisini ziyaret eder, makamında.

Eminönü’nde bir kurs inşaatı yapılmaktadır ve belediye başkanından kursun yapımı için yardım istemektedir hocaefendi.

Aralarında şöyle bir konuşma geçer:

- Lütfi Başkan: Hocam, Allah razı olsun bu işler için koşturuyorsunuz, size nasıl yardımcı olayım?

- Hocaefendi: Başkanım kursun yapımı için kum, çimento, demir, tuğla vb. malzemeye ihtiyaç var.

- Lütfi Başkan: Hımmm, epey eksik varmış. Öyleyse ben de kendi kesemden (diyelim ki bugünkü parayla 2.000 TL.) yardım edebilirim hocam.

- Hocaefendi: (Şaşırarak) Aman başkanım! Bu kadar para ile ne yapılabilir ki?

- Lütfi Başkan: Anladım da hocam, ben maaşlı bir adamım, elimden gelen bu kadar!

- Hocaefendi: Ama başkanım, siz belediye başkanısınız!

- Lütfi Başkan: Ne demek istediğinizi anladım hocam. Şimdi siz diyorsunuz ki, “Belediyeyle çalışan müteahhitlerden birkaçını ara, onlara bu ihtiyaçları yükle ve bu işi bir güzel hallet!” Öyle mi? Hayır hocam! Ben böyle bir şey yapmam. Eğer bunu yaparsam, yarın o müteahhitler bunun karşılığını almak için kaçak kata göz yummamı, rant projelerini kabul etmemi isteyecek ve daha bir sürü şeyle karşıma çıkacaklar. Ben onların bu isteklerini kabul edersem emanete hıyanet etmiş olurum. Sana vereceğim para, alnımın teriyle kazandığım paradır. Gel hocam bu işi helal parayla yapalım…”

***

İşte böyle bir belediye başkanı idi, merhum Lütfi Kibiroğlu.

SİMİTÇİ, KAYMAKAM VE KİBİROĞLU

Abdullah Deniz anlattı…

Abdullah Deniz kim mi?

Lütfi Kibiroğlu’nun başkan olduğu dönemde, Eminönü belediye başkan yardımcısı…

Uzun yıllar kol kola çalıştığı ekipten…

Şunları anlattı, Abdullah Bey:

“Eminönü’nde meşhur Mercan yokuşunu bilmeyen yoktur. Merhum Başkanımız Lütfi Kibiroğlu Bey, kaymakam bey, ben ve çalışanlarla yokuşa doğru tırmanıyoruz. O sırada, Mercan yokuşunda yaşlı bir adam simit satıyor...

Kaymakamla yan yana yürürken kaymakam bey simitçiye tepki gösterdi, hafiften...

Hiç unutmam, Lütfi Bey dayanamadı ve kaymakama çıkıştı:

“Kaymakam bey, kaymakam bey! Torunlarını sevmesi gereken bir yaşta olan bu vatandaş burada neden simit satıyor, düşünmek lazım! Bu vatandaş rızkını, ekmek parasını kazanıyor. Kimsenin bu vatandaşı küçümsemeye hakkı yok…”

***

Yine belediye başkanlığı yaptığı dönemde yardımcılarından Cemal Karakaya’nın, “Lütfi Bey, hangi görüşten, kim olduğuna bakmaz, başarılı olanlara yetki verirdi…” cümlesi önemliydi…

GERÇEK BİR İSTANBULLU!

Yeni Bir Dünya Sanayici ve İşadamları Derneği (YENİAD) Başkanı, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi, işadamı Selman Esmerer anlattı:

“Rahmetli, Eminönü ilçesinin Fatih ilçesine bağlanmasına şiddetle karşı çıktı. Bu uygulamayı ‘Bölgede yeni bir Vatikan oluşturma çabası’ olarak görürdü.

Bunu engellemek için bir dernek kuruldu ve Muzaffer Serenli ile birlikte burada mücadele etti...

Belediye başkanlığından sonra da bu mücadeleye devam etti...”

BEN DE ŞAHİDİM…

Saadet Partisi İstanbul 2. Bölge’den benim de milletvekili adayı olduğum 2015 Kasım seçimleri çalışmasında, Fatih’te beraber dolaşmıştık esnafı, Lütfi Ağabey’le…

Esnaf tarafından ne kadar sevildiğini, saygı duyulduğunu bizzat yaşadım, gördüm…

***

Ve… Lütfi Bey’in ebediyete uğurlandığı Fatih Camii avlusu…

Ne kadar sevildiğini, sayıldığını, takdir gördüğünü burada da, bir kez daha müşahede ettim.

Kimi çok uzaklardan gelerek katılmıştı cenaze namazına…

Kimi Almanya ’dan, başka memleketlerden iştirak etmişti…

O yaşında ve rahatsızlığına rağmen eski devlet bakanlarından, büyüğümüz Hasan Aksay da cenazede idi. Bir ara rahatsızlandı. Ambulans çağrıldı. Eski Erzincan milletvekili Naci Terzi de yardımcı olmak için hemen yanı başında idi…

Kısaca, hemen her kesimden katılım vardı…

Tıpkı Erbakan Hoca’nın cenaze programı gibi birleştirici, uzlaştırıcı, bütünleştiriciydi. Ümmete mesaj vericiydi…

***

Hastalığının son döneminde kendisini ziyaret etmek isteyen Milli Görüş erlerine, “Sizi gördüğü zaman çok üzülüyor ve ağlamaya başlıyor…” gerekçesiyle yakınları mazeret iletmişti…

Sadece sevilmiyor, aynı derecede “aşk” derecesinde seviyordu da…

***

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın , “Hepimiz ölecek yaştayız. Lütfi Ağabey’in cennette Erbakan Hocamıza komşu olmasını temenni ediyorum…” dedi, merhumu anarken.

Gerçekten de Lütfi Ağabey, Erbakan Hocamızın hemen yanı başına defnedildi.

Makamı âli olsun…

İSTİKAMET, ZARİFLİK, BEYEFENDİ, TECRÜBE, DAVA ADAMI…

Sosyal medyada binlerce mesaj yayınlandı, merhum Kibiroğlu hakkında. Bazılarını burada zikretmek istiyorum:

* Seyyar satıcının zabıtadan kaçmasına yardım eden, mazlumların başkanı Lütfi Kibiroğlu…

* “Nasıl bilirdiniz?” sorusuna içtenlikle “İyi bilirdik” denilecek, bu devrin güzel adamlarındandı Lütfi Kibiroğlu Ağabey...

* İstikamet, zariflik, beyefendi, tecrübe, dava adamı, ağabey vasıflarını fiyakalı taşıyan bir insandı…

* İnandığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi vefat etti…

* Bir Lütfi Kibiroğlu geçti bu dünyadan...

* İstikamet üzere bir ömürdü onunkisi…

* Lütfi Kibiroğlu Ağabey’i babacan, dava delisi, şahsiyetli kişiliğiyle hatırlayacağız. Çektiği acılar kefaret olsun…

* Pil bitene kadar, son nefese kadar cihat ettin. Hep sadıklardan oldun…

* Kibiroğlu Lütfi Başkan. Efsane Başkan… Bizlere emanet ettiğin Fatih (İstanbul) davası ilelebet yaşayacaktır.

* Lütfi Kibiroğlu: Yolunu ve duruşunu bozmayarak gençlere ufuk çizgisi olmuş büyüklerimizden…

* Güzel insan, sadık adam, efsane başkan Lütfi Kibiroğlu ağabeyimize rahmet olsun…

* Herkese nasip olmaz hayırla yâd edilmek…

* Güzel adamdı Lütfi Kibiroğlu. Rahmet olsun…

* Siyasete girdiğinde 2 evi olan, başkanlığında birini satmak zorunda kalan Milli Görüş belediyeciliğinin en iyi örneklerinden Lütfi Kibiroğlu…

* Lütfi Kibiroğlu gibi bir dava, iddia ve yol üzere gitmek var bu dünyadan…

* Son nefese dek istikametten ayrılmadı, şahidiz…